2015 Mart – 2017 Temmuz tarihleri aralığında 242 kişi sevgilisinin, karısının, kızının ve/veya tanıdığı bir kadının nerede olduğunu, sığınakta kalıp kalmadığını, hangi kurumda kaldığını Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’na sordu. Telefon ve mail üzerinden veya bizzat dayanışma merkezine gelerek kadınları arayanların çoğunluğu söz konusu olan kadınlarla yakınlığı olan erkeklerdi. Bunun haricinde polis, mahkeme, siyasi parti teşkilatlarından yetkililer, öğretmen, avukat gibi çeşitli kurum çalışanları da bu bilgiye erişmek isteyenler arasındaydı.

Herkese merhabalar,

25 yıldır Mor Çatı gönüllüsü bir psikolog olarak sizlere bazı sorular sormak istiyorum.

Önce kendim de dâhil olmak üzere kadınlara sormak isterim: Aranızda bugüne kadar sokakta sözlü veya fiziksel tacize uğramayan var mı?

Şimdi aynı soruyu erkeklere sormak istiyorum: Aranızda bugüne kadar sokakta sözlü veya fiziksel tacize uğramayan var mı? 

Biliyoruz ki kadın ve erkekler olarak aynı sokaklarda yaşamıyoruz. Benzer bir şekilde aslında aynı ilişkileri de yaşamıyoruz.

Şimdiki sorularımı da kendinizi ve yakın çevrenizi düşünerek, içinizden ama dürüstlük ve cesaretle cevaplamaya çalışmanızı rica ediyorum.

Hazırlayan:Deniz Bayram, 12 Ocak 2013 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

Türkiye dahil birçok ülke kürtajı yasaklamaya çalışırken AİHM'nin Polonya kararı fiili yasaklara karşı önemli bir adım olabilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) geçen aylarda, kadınların cinsel ve doğurganlık haklarına ilişkin Polonya’nın, cinsel suçlarda devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmemesi, yasal kürtaj hakkına ulaşımın fiili olarak sağlanmaması nedeniyle sözleşmeyi ihlal ettiğine karar verdi. Küçüklerin kendi cinsel ve doğurganlık hakları konusunda otonom kararlarını verebilecekleri de kararda yer aldı.  

Kişiler, zaman , yer farklı olsa da biz bu hikâyeyi tanıyoruz. Hikâye, tıpkı bugün Türkiye ’de olduğu gibi, yasal kürtaj hakkının önündeki fiili engellere işaret ediyor.  

Yargılamaya dayanak olaylar silsilesi şöyle gelişiyor: 

P. 14 yaşında, kendisiyle aynı yaşta olan bir erkeğin tecavüzüne maruz kalıyor ve yaşadığı şehir Lublin’de bir devlet hastanesine vücudundaki morluklar ile giderek muayene olmak istiyor. Hastane bunun için ‘aile onayı’ olması gerektiğini söyleyerek P.’yi geri gönderiyor. Ertesi gün, P. ve annesi tecavüzü polise şikâyet ediyorlar ve tekrar devlet hastanesine gidiyorlar. P.’nin annesi kızına gerekli sağlık hizmetinin verilmesini istiyor. 

Hürriyet Gazetesi'nin Aile İçi Şiddet konulu uluslar arası sempozyumunda Mor Çatı tarafından yapılan sunumdur.

Bize gönderilen davet metninde bu sempozyumun aile içi şiddetle ilgili Türkiye'de yapılmış ilk uluslararası toplantı olduğu belirtildi. Aile içi şiddet alanında üretilen bilgilerin uluslar arası düzeyde paylaşılabilmesini biz de Mor Çatı olarak önemli buluyoruz. İlklerden söz etmek gerekirse, 1987'de Türkiye'de kadınların aile içi şiddete ilk karşı çıkışları Dayağa Karşı Kadın Dayanışması Kampanyasıdır. Bu kampanya o güne kadar hiç konuşulmamış bir sorun üzerinden yüzlerce kadını biraraya getirdi. İstanbul'da coşkulu bir miting yapıldı, ardından konuyla ilgili söyleşiler, kitaplar, sadece kadınların katıldığı 8 Mart kutlamaları gündeme geldi. 

Hazırlayanlar: Ülfet Taylı, Gülsun Kanat, Zelal Yalçın. Bu yazı Amargi Dergi'de yayınlanmıştır.

Bianet’te geçtiğimiz yıl bir izlenim yazısı yayınlandı. Hollanda’da “Yeni Feminizm” konulu bir toplantıya katılan Jale, Türkiye’de feminist hareketin tarihi ile de paralellik gösterecek biçimde 20 yıl öncesi ile 20 yıl sonrasını karşılaştırıyordu. “Cesaretli Kadın” sloganı ile başlayan toplantının çalışma gruplarının en kalabalık olanında “kadınların da güzel olabileceği” konuşuluyor, bir başkasında erkekler feminizme olan minnettarlıklarını dile getiriyorlardı.

Hazırlayan: Zelal Yalçın. 07/05/2006 Tarihinde Radikal 2’de “Mor Çatı’ma Dokunmayın” başlığı ile yayınlanmıştır.

21 Nisan Perşembe günü Show TV’de yayınlanan ve Serap Ezgü’nün sunduğu “Biz Bize” adlı kadın programına kendisinden ve şiddetinden çocuğuyla beraber kaçan karısını arayan dayakçı bir koca konuk oldu. Bu ve benzer programların devredilemez ve vazgeçilemez “malzemesi” olan bu konu ve konuklar çok alışılmış hatta artık neredeyse sıradan. Ancak bu kocanın karısına uygula(ma!)dığı şiddeti dışında dillendirmek istediği bir maruzatı daha vardı.