Bu rapor Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu desteğiyle yürütmekte olduğumuz “Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde Önemli Bir Başlangıç: Veri Toplama Modeli Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması” projesi kapsamında Mor Çatı’nın 2017 yılında topladığı verilere dayanarak hazırlandı. Proje kapsamında iki yıl boyunca çift katmanlı bir çalışma yürütüldü: Bir yandan Mor Çatı politikasını ve çalışmalarını veri temelli bir yaklaşımla desteklemek üzere bir veri toplama modeli ve elektronik başvuru takip sistemi kuruldu ve bu modelin yaygınlaşmasına yönelik faaliyetler gerçekleştirildi.

Kadına Yönelik Şiddet ve Ev içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli tüm ayrımcılık biçimleriyle mücadele edilmesi, erkek şiddetinin önlenmesi, şiddete maruz kalan kadınlara koruyucu, destekleyici ve güçlendirici araçlar sunulması, kadınların zararlarının tazmin edilmesi ve şiddet uygulayanların şiddet eylemiyle orantılı ve caydırıcı biçimde cezalandırılması konusunda imzacı devletlere pek çok yükümlülük getirir. Taraf devletlerin gösterdiği adaylar arasından seçilerek oluşturulan sorumlu Uzmanlar Komitesi (Group of Experts on Action against Violence against Women and Domestic Violence-GREVIO) Sözleşme’nin uygulamalarını izler ve belli aralıklarla denetler. İzleme sürecinde, taraflar GREVIO’nun sorularını yanıtlayarak ve çizdiği çerçeveye uygun raporlar hazırlamalıdır. Sivil toplum Sözleşme’de doğru uygulamaların hayata geçirilmesinde önemli bir paydaş olarak tanımlanır ve izleme sürecine de dahil edilir.

Şiddetten uzaklaşmaya çalışan kadınlarla yürüttüğümüz dayanışma temelli çalışmaların bizlere öğrettiği şey, tek bir vaka içinde anlaşılmaz ya da münferit durabilen verilerin aslında pek çok farklı deneyimde tekerrür ettiği ve bunları topladığımız takdirde somut politikayı şekillendirebilecek istatistiki örüntüler elde edebileceğimizdir. Dayanışma merkezlerinde kadınların paylaştıkları tecrübeleri diğer kadınların şiddete karşı mücadelelerinde kullanabilecekleri sistemli bilgilere dönüştürmek veri toplamayı bir mücadele aracı olarak kullanabilmemize de bağlıdır.

Mor Çatı’da Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu desteğiyle yürütmekte olduğumuz “Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde Önemli Bir Başlangıç: Veri Toplama Modeli Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması” projesi kapsamında ilk olarak Temmuz ayında “Veri Toplama Model ve Sistemleri Bibliyografyası” hazırlamıştık. Bu bibliyografyada öne çıkan başlıklar veri toplamanın şiddeti sonlandırmaya yönelik çalışmalara sunacağı katkılar; yerel, ulusal ve uluslararası aktörlerin veri toplama konusundaki sorumlulukları ve çalışmaları; toplanacak verinin içeriği, veri toplama ve kullanma yöntemleri ile başvurucuların gizliliğinin ve güvenliğinin sağlanmasıydı. 

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı olarak 1990 yılından bu yana kadına yönelik şiddetle mücadele alanında çalışmaktayız. Kurumumuz İstanbul’da olmakla birlikte Türkiye’nin her yerinden başvuran kadınlara sosyal, hukuki ve psikolojik destek vermektedir. Şiddetten uzaklaşmak isteyen kadın ve çocuklara destek verirken birçok kurumla da ilişki kurmaktayız. Mor Çatı’da, kadın ve çocukların başvuruları alınırken aynı zamanda bu başvurulardaki erkek şiddetinin nedenleri ve sonuçlarıyla kadın ve çocukların başvurdukları diğer kurumların kadına yönelik şiddet alanındaki uygulamalarını da izleyebilme imkânımız oluyor. 

Mor Çatı’nın da içinde bulunduğu Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultay’ı bileşeni  12 kadın örgütü, bulundukları illerin kamu hastanelerini telefonla arayarak hastanede kürtaj yapılıp yapılmadığını sordu. Aldıkları yanıtlar sonucunda hazırladıkları Kamu Hastaneleri Kürtaj Uygulamaları Araştırma Raporu, kamu hastanelerindeki fiili kürtaj  yasağını bir kez daha ortaya koydu.(1)