23 Nisan Çocuk Haftası’nda şunu bir kez daha hatırlamalıyız: Her çocuğun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılandığı, güvende ve değerli hissettiği, mutlu olduğu bir ortamda yaşamaya, kendini ifade etmeye hakkı var. Bu hem devletin sorumluluğu, hem de ebeveynlerin ortak sorumluluğu. Bakım sorumluluğu sadece anneye yüklendiğinde ev içi şiddet başlamış demektir! 

TÜİK’in verilerine göre yılda ortalama 8 bin çocuk istismara uğruyor ve Türkiye, çocuklara karşı işlenen cinsel suçlarda dünyada üçüncü sırada yer alıyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre ise ceza mahkemelerinde karara bağlanan davalarda “çocuğa cinsel istismar” ile “reşit olmayanla cinsel ilişki” suçlarının sayısında büyük bir artış bulunuyor. Bu suçlara ilişkin verilerdeki artışın bir nedeni de son yıllarda öğretmen, doktor, hemşire, sosyal çalışmacı gibi meslek elemanlarının konuya dair duyarlılıklarının artmış olması ve ihbar yükümlülüklerinin farkında olmaları. Ancak bu yeterli değil! Mahkemece alınan kararların uygulanması noktasında hala pek çok aksaklık, denetimsizlik ortaya çıkıyor. Bu aksaklıklar çocukların hayatlarını tehlikeye attığı gibi zaten yaşamakta oldukları travma içinde kendilerini yalnız ve çaresiz hissetmelerine neden oluyor. İstismar vakalarında çocuklara verilen destek çok yönlü olmalıdır.

Bülteni görmek için TIKLAYIN

5-6 Mart tarihlerinde Viyana Ev İçi Şiddet Müdahale Merkezi’nin düzenlediği Kadına Yönelik Şiddet konferansına katıldık. Ana sloganı “Şiddetsiz bir yaşam sürme hakkı!” olan uluslararası konferansta Avusturya ve Avrupa’da şiddete maruz kalan kadınlar ve çocuklarını koruma, destekleme ve güçlendirme konusunda öne çıkan sorunlar ve etkili politikaların neler olması gerektiğini oldukça detaylı bir şekilde konuşma fırsatı bulduk. Konferansta ilgili alanda çalışan yerel ve uluslararası örgütlerden temsilciler, sosyal çalışmacılar, avukatlar ve hakimlerin yanı sıra hükümetlerin temsilcileri ile Avusturya ve Avrupa Parlamentosu’ndan temsilciler de çeşitli sunumlar yaptı; tartışma oturumları ve atölyeler düzenlendi.

Son zamanlarda nafaka hakkı üzerine yapılan tartışmaların yanlış ya da eksik bilgiler içerdiğini ve kadınlardan yana bir bakış açısından tamamen uzak olduğunu görüyoruz. Yapılan tartışmalarda kullanılan söylemler bizlere bu tartışmaların ardında kadınların bağımsız hayat kurabilmelerini, şiddetten uzak hayat kurmalarını engellemeye çalışan bir yaklaşım olduğunu gösteriyor. Bu nedenle ev içi şiddet biçimlerine maruz kalan kadınlarla kurduğumuz dayanışmadan edindiğimiz nafaka deneyimlerini, nafakanın şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile ilişkisine dikkat çekerek paylaşmaya karar verdik.

Mor Çatı kurulduğundan bu yana şiddetten uzaklaşmak isteyen kadınlara dayanışma merkezi aracılığıyla destek sağlıyor. Erkek şiddetiyle mücadelede sığınaklar kadar önemli olan dayanışma merkezinde yapılan çalışmanın temelini, her bir kadının kendi ihtiyacına ve potansiyeline göre planlanan destekler oluşturuyor. Kadınların sığınak dışında kullanabileceği sosyal, hukuki, psikolojik mekanizmalarla da kendi güçlerini ortaya çıkarıp şiddetten uzak hayatlar kurabilecekleri 1990’dan bu yana Mor Çatı Dayanışma Merkezi’nde deneyimlenirken kadınların güçlenmelerinin önündeki engelleri; sosyal yapılardaki cinsiyetçi, ayrımcı, sosyal adaletten uzak mekanizmaları ve yaklaşımları ortaya çıkarıp değişime katkıda bulunuluyor.

26-27 Nisan 2019, Trabzon

Seminere katılım için başvuru formunu 25 Mart Pazartesi günü, saat 17:00’ye kadar buradan doldurunuz.