Son zamanlarda nafaka hakkı üzerine yapılan tartışmaların yanlış ya da eksik bilgiler içerdiğini ve kadınlardan yana bir bakış açısından tamamen uzak olduğunu görüyoruz. Yapılan tartışmalarda kullanılan söylemler bizlere bu tartışmaların ardında kadınların bağımsız hayat kurabilmelerini, şiddetten uzak hayat kurmalarını engellemeye çalışan bir yaklaşım olduğunu gösteriyor. Bu nedenle ev içi şiddet biçimlerine maruz kalan kadınlarla kurduğumuz dayanışmadan edindiğimiz nafaka deneyimlerini, nafakanın şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile ilişkisine dikkat çekerek paylaşmaya karar verdik.

Mor Çatı kurulduğundan bu yana şiddetten uzaklaşmak isteyen kadınlara dayanışma merkezi aracılığıyla destek sağlıyor. Erkek şiddetiyle mücadelede sığınaklar kadar önemli olan dayanışma merkezinde yapılan çalışmanın temelini, her bir kadının kendi ihtiyacına ve potansiyeline göre planlanan destekler oluşturuyor. Kadınların sığınak dışında kullanabileceği sosyal, hukuki, psikolojik mekanizmalarla da kendi güçlerini ortaya çıkarıp şiddetten uzak hayatlar kurabilecekleri 1990’dan bu yana Mor Çatı Dayanışma Merkezi’nde deneyimlenirken kadınların güçlenmelerinin önündeki engelleri; sosyal yapılardaki cinsiyetçi, ayrımcı, sosyal adaletten uzak mekanizmaları ve yaklaşımları ortaya çıkarıp değişime katkıda bulunuluyor.

26-27 Nisan 2019, Trabzon

Seminere katılım için başvuru formunu 25 Mart Pazartesi günü, saat 17:00’ye kadar buradan doldurunuz.

Erkek şiddetine karşı mücadele eden feminist bir örgüt olarak 1990 yılından bu yana kadınların maruz kaldığı baskı ve şiddete tanıklık ediyoruz. Feminist yöntemlerle, kadınların güçlenmesini temel alarak kurduğumuz dayanışma bizlere erkek şiddetinin kadınların hayatlarında nelere mal olabildiğini gösterdiği gibi, kadınların dayanışmadan güçlenerek neler yapabildiklerini de öğretiyor.

Bülteni görmek için TIKLAYIN

Gülsun ve ben 23 Ocak’ta Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde psikiyatri asistanlarıyla buluştuk. Davet Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden gelmişti. Daveti memnuniyetle kabul edeceğimizi söylemekle beraber ilk adımımız neden davet edildiğimizi anlamak ve ihtiyaçlarını belirlemek yönünde oldu. Çünkü böyle küçük grup buluşmalarının başarılı geçmesinin birinci koşulu, anlatılanların dinleyenlerin beklentilerini karşılayabilmesi kuşkusuz. Bizi davet eden Dr. Axel Bey, Psikiyatri Polikliniği’ne başvuran hastaların arasında sıklıkla aile içi şiddete maruz kalan kadınlar olduğunu, bazen şiddet şikayetiyle doğrudan başvurduklarını, bazen başka şikayetlerle başvurup görüşme sırasında şiddeti anlattıklarını, psikiyatri asistanlarının bu konuda kendilerini yalnız ve yönlendirme konusunda çok yetersiz ve kaynaksız hissettiklerini dile getirdi. Başvuranların çoğu imkânları kısıtlı kadınlardı. Bu da sağlık çalışanlarının şiddetle ilgili önyargılarını besliyordu.