Erkek şiddetine karşı mücadele eden feminist bir örgüt olarak 1990 yılından bu yana kadınların maruz kaldığı baskı ve şiddete tanıklık ediyoruz. Feminist yöntemlerle, kadınların güçlenmesini temel alarak kurduğumuz dayanışma bizlere erkek şiddetinin kadınların hayatlarında nelere mal olabildiğini gösterdiği gibi, kadınların dayanışmadan güçlenerek neler yapabildiklerini de öğretiyor.

Bülteni görmek için TIKLAYIN

Gülsun ve ben 23 Ocak’ta Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde psikiyatri asistanlarıyla buluştuk. Davet Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden gelmişti. Daveti memnuniyetle kabul edeceğimizi söylemekle beraber ilk adımımız neden davet edildiğimizi anlamak ve ihtiyaçlarını belirlemek yönünde oldu. Çünkü böyle küçük grup buluşmalarının başarılı geçmesinin birinci koşulu, anlatılanların dinleyenlerin beklentilerini karşılayabilmesi kuşkusuz. Bizi davet eden Dr. Axel Bey, Psikiyatri Polikliniği’ne başvuran hastaların arasında sıklıkla aile içi şiddete maruz kalan kadınlar olduğunu, bazen şiddet şikayetiyle doğrudan başvurduklarını, bazen başka şikayetlerle başvurup görüşme sırasında şiddeti anlattıklarını, psikiyatri asistanlarının bu konuda kendilerini yalnız ve yönlendirme konusunda çok yetersiz ve kaynaksız hissettiklerini dile getirdi. Başvuranların çoğu imkânları kısıtlı kadınlardı. Bu da sağlık çalışanlarının şiddetle ilgili önyargılarını besliyordu.

Birleşmiş Milletler Kadın birimi ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ortaklığında 16 Ocak’ta Ankara’da düzenlenen Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Mülteci Destek Programları Konferansı’na katıldık. Mültecilerle dayanışmada toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve devlet yetkilileri ile sivil toplum arasındaki işbirliğinin arttırılması için düzenlenen, paneller ve yuvarlak masa toplantılarını kapsayan etkinlikte Türkiye’den sivil toplum kurumları çalışanları ve devlet yetkilileri, ayrıca Suriyeli mülteci kadınlar ve global olarak mültecilerle çalışmalar yürüten uzmanlar katılımcıydı.

Ömer Uğur Genççan’ın Aile Hukuku’ndan kaynaklı, özellikle de boşanma davalarına bakmakla görevli olan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin Başkanı olma sıfatıyla yaptığı açıklamalar, görevi ve yetkisi ile bağdaşmamakta, kadınların ulusal ve uluslararası hukuktan doğan kazanılmış haklarını hiçe saymakta ve cinsiyetçi yargı pratiklerini teşvik etmektedir.

Bülteni görmek için TIKLAYIN