Birleşmiş Milletler Kadın birimi ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ortaklığında 16 Ocak’ta Ankara’da düzenlenen Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Mülteci Destek Programları Konferansı’na katıldık. Mültecilerle dayanışmada toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve devlet yetkilileri ile sivil toplum arasındaki işbirliğinin arttırılması için düzenlenen, paneller ve yuvarlak masa toplantılarını kapsayan etkinlikte Türkiye’den sivil toplum kurumları çalışanları ve devlet yetkilileri, ayrıca Suriyeli mülteci kadınlar ve global olarak mültecilerle çalışmalar yürüten uzmanlar katılımcıydı.

Ömer Uğur Genççan’ın Aile Hukuku’ndan kaynaklı, özellikle de boşanma davalarına bakmakla görevli olan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin Başkanı olma sıfatıyla yaptığı açıklamalar, görevi ve yetkisi ile bağdaşmamakta, kadınların ulusal ve uluslararası hukuktan doğan kazanılmış haklarını hiçe saymakta ve cinsiyetçi yargı pratiklerini teşvik etmektedir.

Bülteni görmek için TIKLAYIN

22-23 Mart 2019, Eskişehir

Seminere katılım için başvuru formunu 21 Ocak Pazartesi günü, saat 17:00’ye kadar buradan doldurunuz.

Kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, bir insan hakları ihlali olan kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadele edilmesi için yöntemleri belirleyen en kapsamlı ve güncel uluslararası yasal araçtır. Bağımsız uzmanlardan oluşan İstanbul Sözleşmesi’nin izleme ve denetleme mekanizması GREVIO (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzmanlar Grubu) üyeleri taraf devletlerin temsilcilerinden oluşan Taraflar Komitesi tarafından seçiliyor. 31 Mayıs 2019'da ilk on üyesinin görev süresi sona erecek olan GREVIO'nun yeni dönem üyelerinin seçimi için taraf devletler 1 Şubat 2019 tarihine kadar en çok 3'er aday göstermeye davet edilmişti. Avrupa Konseyi Taraflar Komitesi'nin 1-2 Nisan 2019 tarihlerinde yapılacak 6. toplantısında GREVIO'nun yeni üyelerinin seçimi gerçekleştirilecek. 

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü açıkladığı aday belirleme takviminde, belirlenen adaylarla ilgili kamuoyunun görüşlerine başvuracağını belirtmiştir. Buna rağmen gerek sözleşmenin oluşturulması gerek imzalanması gerekse de GREVIO’nun oluşturulması süreçlerinde aktif rol almış İstanbul Sözleşmesi İzleme Platformu’na üye kadın ve LGBTİ+ örgütleri, ön elemeden geçen adaylarla ilgili bilgilendirilmediği gibi hiçbir noktada görüşleri alınmamıştır. Buna karşın, Platform olarak, 25 Aralık 2018’de adayımızın Feride Acar olduğunu belirten mektubu ilgili mercilere iletmiştik. Aday gösterme süreci 1 Şubat 2019 tarihinde bitecek olmasına rağmen, devlet tarafından adaylarla ilgili tarafımıza herhangi bir bilgilendirme yapılmamıştır. Hiçbir şekilde şeffaf yürütülmeyen bu sürecin neticesinde hükümete yakın bir kişinin aday gösterildiğine dair aldığımız bilgiler bizi şaşırtmıştır.  Hükümet, ismi GREVIO’yla özdeşleşmiş, Platformun adayı Feride Acar yerine, liyakat ilkesine uygun olmayan, bağımsızlık, tarafsızlık gibi adaylık kriterlerini karşılamayan bir aday göstermiştir. Önemle vurguluyoruz, iktidarla ilişkisi bakımından bağımsızlıktan uzak, konu hakkında uzman olmayan biri aday gösterilmemelidir!

17 Kasım 2016’da TBMM genel kuruluna AKP’li milletvekilleri tarafından son dakikada getirilen çocuklara yönelik cinsel istismar faillerinin, mağdurlar ile evlendiklerinde cezadan muaf olmasını öngören önerge, önemli toplumsal tepkilere yol açmış ve geri çekilmişti. Medyaya “çocuk istismarcısına evlilik affı” başlığıyla yansıyan bazı haberlere göre konu yerel seçimler öncesi yeniden meclis gündemine taşınıyor. Af teklifinin yasalaşması durumunda cezaevinde bulunan 10.000 kişinin tahliye edileceği iddia ediliyor. Cinsel istismardan hüküm giymiş faillere af getiren bu tür düzenlemeler cinsel istismar suçlarını aklayarak, çocuk istismarını meşrulaştırmayı hedefliyor.

TCK 103 Kadın Platformu olarak 2016 yılında belirttiğimiz gibi tecavüzü, erken ve zorla evlilikleri meşrulaştıracak hiçbir yasal değişikliği kabul etmiyoruz. Yerel seçimler öncesi oy kaygısıyla 3 yıl sonra yeniden gündeme getirilen tasarıya itiraz ediyoruz.

Erken yaşta ve zorla evlendirme Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmelidir.