E-Bülten : Nisan - Haziran 2016

Bu bülteni düzgün görüntüleyemiyorsanız online versiyonu için tıklayın
TEMMUZ'16
MOR ÇATI BÜLTEN
İlk 6 Ayda 493 Kadınla Dayanışma Kurduk!

Mor Çatı gönüllüsü kadınların kurduğu dayanışma ile 2016 yılının ilk 6 ayında Mor Çatı'nın Dayanışma Merkezi’ne başvuruda bulunan 482 kadınla 1139 görüşme gerçekleştirildi. Görüşmelerin %82’si telefonla, %9’u yüz yüze, %8’i ise e-posta yoluyla yapıldı.

Destek verilen kadın ve çocukların yaşları 0-90 aralığındaydı. Başvuranların %34’ü 25-34 yaş aralığındaki kadınlardı.

Kadınların büyük çoğunluğu yakını olan erkeklerin şiddetine maruz kaldıklarını ifade ettiler: %52'si eşinden ya da eski eşinden şiddet gördüğü için destek almak istedi. Bunun yanı sıra, babalarında, akrabalarından, partnerlerinden veya eski partnerlerinden şiddet gören kadın ve çocuklara destekler verildi. Başvuruların sadece %13'ü tanımadığı ya da az tanıdığı erkeklerin şiddetine maruz kaldığını belirttiler.

Şiddetten uzaklaşmak için şiddetin yarattığı olumsuzlukların üstesinden gelmeye, güçlenmeye ihtiyaç duyan kadınlar, Mor Çatı gönüllülerinin verdiği destekle buluştular. Başvuranlar, önyargısız bir şekilde ve kadından yana bakış açısıyla dinlendi. Kadınların şiddetsiz, özgür bir hayat için hangi desteklere ihtiyaç duydukları ve bunlara nasıl erişebilecekleri anlaşılmaya çalışıldı. Görüşülenlerin %63’üne sosyal destek, %17’sine hukuki destek verildi. Kadınların ve çocukların ihtiyaçları doğrultusunda bilgi paylaşımı yapıldı, mahkemelere sosyal inceleme raporları yazıldı, kurumlara giderken refakat edildi, yazılı başvurular yapıldı. Bunun yanı sıra psikolojik destek ve sığınak desteği de verildi.

 
Sığınakta Kadın Dayanışmasıyla Güçlenmeye Devam Ediyoruz

Nisan – Haziran ayları arasında 10 kadın, 2 bebek, 7 çocuk ve 3 ergen olmak üzere toplam 22 kişi Mor Çatı sığınağında kaldı. Sığınak kabulü yapılırken ve gerekli destekler sağlanırken kişiler arasında, yaş, dil, din, cinsel yönelim ve ırk ayrımı yapılmamasına özen gösterildi. Anneleriyle birlikte gelen her yaştan oğlan ve kız çocuğu sığınakta kalabildi.

Sığınakta kalan kadın, çocuk ve ergenlerle bireysel ve grup çalışmaları yürütülerek çok yönlü destekler verildi. Evin günlük akışını planlamak ve birlikte yaşamı güçlendirmek için yetişkinlerin katıldığı ev toplantılarının yanı sıra çocuk toplantıları da düzenli olarak yapıldı.

Kadınlara ve çocuklara yönelik 'Feminist Film Geceleri' yapıldı. İsteyen kadınlar Yin Yoga çalışmasına katıldı. Çocuk ve ergenlerin grup içerisinde sorumluluk alma ve birey olma becerilerinin gelişimine katkı sağlamak amacıyla etkinlikler düzenlendi, tatil programları kapsamında çeşitli geziler gerçekleştirildi. Ayrıca, 'Facebook– Güvenli kullanım' atölyesiyle çocuk ve ergenlerin sosyal medyayı bilinçli kullanmalarına yönelik bir çalışma yürütüldü.

 
Mor Muhabbet Nisan: Gülhan Balsoy’la  Osmanlı'da Nüfus ve Beden Politikaları 

Mor Muhabbet'tin Nisan ayı konuğu, Osmanlı'da Nüfus ve Beden Politikaları kitabının yazarı Gülhan Balsoy oldu.

Balsoy’un kitabından aktarımının ardından birlikte tartıştığımı etkinlikte: geçmişte nüfus politikaları, kürtaj yöntemleri ve ebelik tarihi hakkında bilgi sahibi olma fırsatımız oldu. Bu günden bakınca, kürtajın geçmiş ve bugün arasında yaşadığı süreçte değişimi bizleri toplumsal cinsiyetçiliğin farklı yüzleri ile tekrar buluşturuyor. El verme yöntemiyle öğretilen ebelik, daha sonradan resmi bir devlet kurumuna dönüşmüş. Hatta tarihteki ilk devlet memurları ebelik eğitiminden geçmiş kadınlardır.  Başka bir perspektifte ebelikle gündeme gelen doğum kontrol sistemi bize ataerkil kurgunun içinde hormonlarımızla giriştiğimiz mücadelenin yüzünü gösterdi. Kadının üremesini sorunlu gören ataerki  tüm bu nüfus politikaları erkek bedeni üzerine den neden yapmadı?  Neden doğumu kontrol etmeye çalıştılar? Sperm kontrolü hiç akıllarına gelmemiş miydi? Tüm üreme politikaları kadın bedeni üzerinden yapılıyor.  Prezervatif gebelik önleyici ancak asıl cinsel yolla bulaşan hastalıkları önleme amaçlı. Ki çoğu erkek kullanmayı reddediyor. Kondom reklamları bile cazibeyi artırmak adına "daha uzun süreli zevk; daha ince çünkü hissedilmeli" gibi cinsel birliktelik de zevk odaklı; sağlıkla ya da doğum kontrolüyle hiç bir bağlantı kurulmuyor.

Görüyoruz ki, bela bedenler olarak görülen dişilik mitleri yıllar önceden kurgulanmış bir şekilde günümüze taşınıyor. Belki de ilk isimlendirirken sperm kontrolü deseydi, şu an kürtaj tartışmalarını da yapmıyor olurduk. Sokaklarda erkekler kendi hormonları ve bedenleri için mücadele eder olurlardı. Bu yüzden tarih çok kıymetli. Gülhan'in sunumu bizi bunları düşünmeye itti. Çalışması çok kıymetli ve besleyiciydi. Samimi paylaşımı ve katılımcıların katkısı ile güzel bir Mor Muhabbet gerçekleşti. 

 
2016 Yılının İlk Gönüllü Atölyesinde Buluştuk

Mor Çatı’da gönüllü olabilmek için düzenlenen ve yılda iki kez yapılan Gönüllü Atölyesi’nin 23-24 Nisan’da SPOD’un mekanında yapıldı. İki gün süren atölyeye daha önce Mor Buluşmalara da katılan, Mor Çatı gönüllüsü olmak ve erkek şiddetine karşı birlikte politika üretmek isteyen 19 kadın katıldı. Atölyenin ilk günüde çeşitli etkinlikler, oyunlar eşliğinde birbirimizi tanıdık, kadına yönelik erkek şiddeti üzerine konuştuk; feministlerin hukuki mücadelesini ve kazanımlarını, bu mücadelede ve Mor Çatı’nın kuruluşunda etkili olan örnek olaylar üzerinden paylaştık. İkinci günde ise Mor Çatı’da, şiddete uğrayan kadınlar ve çocuklarla kurulan dayanışma ve yapılan çalışmalar üzerine konuştuk. Gönüllü Atölyesi’nin ardından Atölye katılımcıları, parçası olmak istedikleri çalışma gruplarına girerek aktif gönüllülüğe başladılar. Gücünü gönüllülerinden alan Mor Çatı, dayanışma ağına katılan gönüllüleriyle güçlenmeye ve büyümeye devam ediyor!

 
Şişli Belediyesi Eşitliğin Yerelden İnşası-Eşitlik Birimleri Çalıştayı’na katıldık.

Şişli Belediyesi Toplumsal Eşitlik Birimi’nin, 7-8 Nisan 2016 tarihlerinde Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlediği Eşitliğin Yerelden İnşası-Eşitlik Birimleri Çalıştayı’na katıldık.

Türkiye’de yerel yönetimlerin toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının ve hizmetlerinin ele alınmasını hedefleyen Çalıştaya, sivil toplum örgütleri, üniversite ve belediye temsilcilerinin yanı sıra bağımsız aktivistler de katıldı. Çalıştayın, birinci gününde düzenlenen dört farklı panelde, yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyetin anaakımlaştırması, yerel eşitlik politikalarının ulusal ve uluslararası zemini, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme ve ayrımcılıkla mücadelede dezavantajlı gruplara yönelik çalışmalar tartışıldı. Panelleri toplam 230 kişi takip etti.

Çalıştayın ikinci gününde ise, eşitlik birimi olan veya 2016 içerisinde eşitlik birimi kuracağını beyan etmiş belediyeler bir araya gelerek deneyim paylaşımında bulundular ve farklı belediyelerin eşitlik birimleri arasındaki iletişimi nasıl güçlendirebileceklerini tartıştılar. İkinci günün sonunda, 11 ilden, 17 belediyeden toplam 23 temsilcinin oluşturduğu sonuç bildirgesinde öne çıkan bazı öneriler ise şöyle:

  • Belediyelerin tüm müdürlüklerinin katılımıyla eşitlik komisyonları kurularak eşitlik politikalarının yaygınlaştırılarak güçlendirilmesi; eşitlik perspektifinin belediye politikaları içerisinde anaakımlaştırılması;
  • Eşitlik birimlerinin, belediyenin alt yapı hizmetlerinden kültür politikasına, sosyal hizmet/yardım işlerinden, mali işlere kadar genel hizmet ve faaliyetlerine eşitlik perspektifi ile politika öneren birimler olmaları;
  • Eşitlik birimlerinin, teşkilat şeması içerisinde plan, bütçe, denetim süreçlerine müdahil olacak ve belediyenin makro politikasına etki edebileceği bir şekilde konumlandırılmaları;
  • Birimlerin yetki kapsamı geliştirilerek “Eşitlik Müdürlüğü” veya “Toplumsal Eşitlik Müdürlüğü” şeklinde tanımlanması;
  • Eşitlik birimlerinin STK’lar ile koordinasyon ve STK’ların kapasitelerinin geliştirilmesi konusunda aktif rol almaları;
  • Çalıştayın sürdürülebilirliğini sağlamak ve eşitlik birimleri arasında daha aktif bir paylaşım alanı yaratmak için dijital bir ağ kurulması şeklinde maddelendi.

Sonuç bildirgesinin tüm metnini okumak için tıklayınız.

 
Mor Çatı'dan Boşanma Komisyon Üyeleri’ne Utanç Sertifikası

Mor Çatı olarak, Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar İle Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nun, 16 Mayıs’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu raporun, kadın ve çocuk haklarının çok büyük ölçüde gasp ettiğini endişeyle gördüğümüzü ama bu sürecin takipçisi olduğumuzu söyleyerek Komisyon üyesi vekillere utanç sertifikası gönderdik.

Sertifikanın gönderildiği vekiller:  Ayşe Keşir, Bayram Özçelik, Emine Yavuz Gözgeç, Ergün Taşcı, Hüsnüye Erdoğan, Necdet Ünüvar, Sait Yüce, Salih Çetinkaya ve Tülay Kaynarca.

Sertifikanın gönderildiğini kamuoyu ile paylaştığımız basın açıklamasında ise şu ifadelere yer aldı:

“İstanbul Sözleşmesi'nin ilk imzacısı olmakla övünen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kadın ve çocuk hakları konusunda atması gereken ileri adımları atmak yerine, TBMM Boşanma Komisyonu'nun hazırladığı rapor eliyle sahip olunan hakları geri almak için üstün çaba göstermektedir. 

Çocukların tecavüzcülerle evlendirilmesinin önünü açan, şiddete maruz kalan kadınlar için hayati önem taşıyan koruma kararlarını alma olanağını mesai saatleri ile sınırlamak isteyen ve delil şartı getiren, erkeklerin mağdur olduğu gerekçesiyle kadınlara verilen nafakaları süreye bağlayan ve kadınların yıllardır mücadele ederek kazandığı daha birçok hakkı gasp eden bu raporu hazırlayan ve onaylayan Komisyon üyelerine birer "Utanç Sertifikası" gönderdiğimizi ve onları bu utanca layık gördüğümüzü Mor Çatı olarak kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

 
Mor Muhabbet Mayıs: Toz Bezi Filmi Yönetmeni Ahu Öztürk’le Söyleşi
Mayıs ayında Mor Muhabbet ekibi olarak Pera sinemasında "TOZ BEZİ" filmini izlemeye gittik. Film çıkışında yönetmen Ahu Öztürk yapımcılardan Nesra Gurbuz ile bir araya gelip filmin serüvenini dinledik. Beş yıl gibi uzun bir emeğin heyecanı bizleri de çok güçlendirdi. Kadınların görünmez emeğinin zorlukları bir kez daha iliklerimize işledi. Film sonundaki hissiyatimizin; baş rol oyuncularının yaşamlarındaki yorgun bedenlerinin bizlerin içine geçişini konuştuk. Bedenleri kırgın mevsimlere bürünseler de içlerindeki mücadeleci halleri bizlere umut ve güç verdi. Biliyoruz ki kadınlık halleri ne kadar görünür olursa, mücadele şekillerimiz de o kadar güç kazanır. Kadın filmlerinin ve kadın yönetmenlerin emeğinin önemi daha da kıymetli hale gelir. Bir araya gelip konuşarak ve hayatlarımızda bir birimizin sözleriyle başka pencereler açarak evlerimize yeni hissiyatlarla döndü. Eylül ayında yeni Mor Muhabbet'lerde buluşmak üzere...
 
Sosyal Çalışmacılar Atölyesi Muş’ta Gerçekleşti

Ocak 2015 tarihinde, Avrupa Birliği Sivil Düşün AB Programı’nın katkısıyla, Muş Kadın Derneği (MUKADDER) ve Kadın Dayanışma Vakfı ile birlikte yürütmeye başladığımız, Kadın Sığınakları ve Dayanışma Merkezi Kurultayı’nın Güçlendirilmesi ve Avrupa ve Türkiye’deki Kadın Örgütleri Arasında Ev İçi Şiddete İlişkin İyi Deneyimlerin Paylaşılması Projesi kapsamındaki Sosyal Çalışmacılar Atölyesi, 14-15 Mayıs 2016 tarihlerinde, Muş’ta, Mor Çatı Atölye Çalışma Grubu tarafından gerçekleştirildi. Atölyeye, Muş ve çevre illerdeki belediye, hastane, ŞÖNİM ve sığınak gibi kadına yönelik şiddet alanında çalışan kurum, örgüt ve birimlerden gelen sosyal çalışmacılar ve psikologlar katıldı. Kadına yönelik erkek şiddetine yaklaşım, toplumsal cinsiyet farkındalığı, kadınların yasal hakları ve hukuk uygulamalarında sosyal çalışmacıların rolü, Atölyede üzerine tartıştığımız başlıklar oldu. Bunun yanı sıra nasıl bir sığınak ve dayanışma merkezi istenildiğine dair de birlikte düşündük. Mor Çatı’ının sığınak ve dayanışma merkezi deneyimleri üzerinden kadınlarla ve çocuklarla nasıl çalışmalar yürütüldüğünü aktardık, katılımcılar da çalıştıkları kurumlarda yürüttükleri çalışmaları ve karşılaştıkları zorlukları anlattılar. Mor Çatı’nın diğer çalışmalarında olduğu gibi bu çalışmamızda da, alanda çalışan kadınlar olarak sınır koyma ve kendimizi koruma yöntemlerimizi tartışarak çalışmayı sonlandırdık. Var olan yaşam ve çalışma koşullarının zorluklarına ve tüm olanaksızlıklarına rağmen, katılımcıların bulundukları kurumlarda ne kadar büyük bir çaba, cesaret ve özveri içinde çalışmaların devamlılığı ve kalıcılığı için uğraştıklarını görmek hepimizi canlandırdı, heyecanlandırdı ve umutlandırdı. Bir araya gelerek birbirimizden haberdar olmanın ve temas sağlamanın ne kadar iyileştirici, onarıcı ve güçlendirici olduğunu deneyimledik. Başta bizi büyük bir konukseverlikle ağırlayan Muş Kadın Derneği olmak üzere tüm katılımcılara çok teşekkür ediyoruz.

 
Caritas Türkiye ile  Ortak  Atölyelerimiz Devam Ediyor

Caritas Türkiye ile geçen Aralık ayında gerçekleştirdiğimiz Kadına Yönelik Şiddete Psikolojik Bakış Atölyesi’nin ikincisini farklı kadınların katılımıyla 10 Mayıs’ta bir dans atölyesinde gerçekleştirdik. Mor Çatı gönüllü psikologlarının İngilizce dilinde gerçekleştirdiği atölyeyi Caritas gönüllüsü bir kadın eşzamanlı Arapçaya çevirdi. Atölyeye, 8 Irak, 2 Suriye, 1 Nijerya, 1 Gana Cumhuriyeti ve 1 Sierra Leone Cumhuriyeti’nden olmak üzere  toplam 13 kadın katıldı.  

Atölyede, kadına yönelik şiddet, şiddet türleri, şiddetin doğası, şiddet döngüsü, şiddetin kadınları üzerinde olan etkileri (fiziksel- sosyal- psikolojik), şiddetin etkilerinden kendimizi nasıl koruyabileceğimizi ve şiddet karşısında yapabileceklerimizi konuştuk. Oldukça interaktif, tartışmalı, bol sorulu ve kişisel deneyim paylaşımlarıyla geçen Atölye hem kolaylaştırıcılar hem de katılımcılar için, kadına yönelik şiddetin söze döküldüğü göz önünde olup kendisini hissettiren ama adı konamayan hislerin, anıların, şahitliklerin konuşulması ve şiddet farkındalığının tohumlarının atıldığı, kadın dayanışmasının ve paylaşımın hissedildiği oldukça verimli bir deneyim oldu.

Mor Çatı Gönüllü psikologları , Caritas’tan destek alan kadınlarla 21 Mayıs’ta ise Caritas’ın Kumkapı’daki ofisinde Flört Şiddeti Atölyesi’ni gerçekleştirdiler. Atölye bu kez İngilizce sunulup eşzamanlı olarak Caritas gönüllüler tarafından Fransızcaya çevrildi. Atölyenin içeriği: toplumsal cinsiyet roller ve flört şiddeti, şiddet döngüsüydü. Atölyede, kurgu bir hikaye katılımcılarla paylaşıldı ve bu hikayedeki iyi ve kötü karakterler, alınan kararlar, anneliğe atfedilen anlam ve beklentiler, davranışlar üzerine yorumlar ve sorgulamalar yapıldı. Oldukça interaktif geçen bu atölyede de kadınlarla bir arada olmak keyifli ve verimliydi.

 
Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede İl Eylem Planı Çalıştayı’na Katıldık
Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 17 Mart 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Komisyonu ile ilgili madde gereği, İstanbul’da uzun zamandır yapılamayan il koordinasyon toplantılarının ilki, 16 Mayıs 2016 tarihinde Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) koordinatörlüğünde yapıldı. Bu ilk toplantıda esas olarak kadına yönelik şiddetle mücadelede il bazında bir eylem planı oluşturulması için üç gün sürecek bir çalıştay yapılması planlandı. Çalıştay 31 Mayıs-2 Haziran tarihlerinde Taksim Nippon otelde, yaklaşık 40 kurum temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın ilk gününde kadına yönelik şiddetle mücadelede İstanbul’daki çalışmalar ve bu çalışmalardaki eksiklikler üzerine tartışmalar yürütülerek mevcut durum analizi yapıldı. İkinci günde ise, gruplara ayrılan katılımcılar, kadına yönelik şiddetle mücadelede yapılması gerekenler, eksikliklere ve aksaklıklara dair çözümler ve mevcut çalışmalar için iyileştirici öneriler üzerine tartışmalar yürüterek İstanbul için bir il eylem planı taslağı oluşturdular. Çalıştayın son gününde bir önceki günde ortaya çıkan taslak üzerinde toplu bir tartışma yapıldı. Bu taslak eylem planı 2016 Sonbaharında toplanacak olan teknik kurulda tekrar incelenip iyileştirilmeye çalışılacak. Yılda iki kez düzenlenmesine karar verilen il koordinasyon toplantısının ikincisi 2016 Kasım ayında gerçekleşecek.
 
Fiili Kürtaj Yasağı Devam Ediyor!

Mor Çatı’nın da içinde bulunduğu Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultay’ı bileşeni 12 kadın örgütü, bulundukları illerin kamu hastanelerini telefonla arayarak hastanede kürtaj yapılıp yapılmadığını sordu. Aldıkları yanıtlar sonucunda hazırladıkları Kamu Hastaneleri Kürtaj Uygulamaları Araştırma Raporu, kamu hastanelerindeki fiili kürtaj yasağını bir kez daha ortaya koydu.(1)

12 ili kapsayan çalışma; kadınların, hamileliklerinin 10. haftasına kadar yasal hakları olan isteğe bağlı sağlıklı, güvenilir ve ücretsiz kürtaja, sadece büyük şehirlerdeki birkaç hastanede erişebildiklerini gösteriyor. Görüşme yapılan 184 kamu hastanesinin 74’ünde kürtaj yapılabildiği söylendiği halde, sadece Ankara, İzmir ve İstanbul’daki 9 hastanede yasaya (2) uygun bir şekilde (hamileliğin 10. haftasına kadar, evli ve bekâr ayrımı yapılmaksızın) isteğe bağlı kürtaj yapılıyor. Buna karşılık kadınların diğer illerdeki kamu hastanelerinde ücretsiz ve güvenli isteğe bağlı kürtaj olmaları mümkün değil. Ankara’da kürtaj yapılan üç hastaneden birinde kürtaj olabilmek için kadınların anestezi ücretini ödemek zorunda olmaları da kamu hastanesinde isteğe bağlı kürtaj yapılsa bile bunun ücretlendirilebildiğini gösteriyor.

Kürtaj yapılmayan 76 hastanede, bu tıbbi işlemin gerçekleştirilmemesi, hastanenin fiziki şartlarının yeterli olmaması, kadın doğum uzmanının bulunmaması, doktorların kürtaj yapmayı reddetmesi şeklinde gerekçelendiriliyor. Araştırma yapılan bazı illerde, kürtaj yapılmaması hastane görevlilerince,

  • Bursa’da üç hastane kadın-doğumla ilgili bölümleri olmadığı, bir hastane de, “fazla alet olmadığı için doktorun kürtaj yapmak istememesi,
  • Çanakkale’de bulunan iki hastanenin niteliksel özelliklerinin yetersiz olması, bir hastanede ise “doktorun dini inançları” nedeniyle kürtaj yapmayı reddetmesi,
  • İzmir’de bir hastanenin eğitim ve araştırma hastanesi olması, iki hastanenin kadın doğum biriminin sadece bir poliklinik olması, bir hastanenin aile planlaması biriminin taşınmış olması, iki hastanenin “büyük hastane” olmamaları ve bir hastanenin de kadın hastalıkları ile ilgili birimin olmaması,
  • Muğla’daki bir hastanenin donanımının yetersiz olması,
  • Muş’taki iki hastanenin kadın doğum uzmanı olmaması, diğer bir hastanedeki doktorların kürtaj yapmak istememesi,
  • Urfa’daki bir hastanede kürtaj yapacak doktor olmaması,
  • Van’daki iki hastanede doktorların kürtaj yapmak istememesi, bir hastanede ise doktor olmaması gibi gerekçelerle açıklandı.

Raporun tam metnine erişmek için tıklayınız.

(1) Araştırma Adıyaman Yaşam Derneği, Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği, Bursa Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği, Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği ve Kadın Danışma Merkezi, Kadın Dayanışma Vakfı, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, Mersin Bağımsız Kadın Derneği, Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, Fethiye Kadın Dayanışma ve Yaşam Derneği, Muş Kadın Derneği, Yaşamevi Kadın Dayanışma Derneği ve Van Kadın Derneği gönüllüleri tarafından kamu hastaneleri telefonla aranarak yapılmıştır.

(2) Türkiye’de 24/5/1983 tarihinde kabul edilen ve 27/5/1983 tarihli resmi gazetede yayınlanan 2827 numaralı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’un 5. Maddesi ile gebeliğin sona erdirilmesi, “Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı takdirde istek üzerine rahim tahliye edilir. Gebelik süresi, on haftadan fazla ise rahim ancak gebelik, annenin hayatını tehdit ettiği veya edeceği veya doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller için ağır maluliyete neden olacağı hallerde doğum ve kadın hastalıkları uzmanı ve ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları ile tahliye edilir. Derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit eden acil hallerde durumu tespit eden yetkili hekim tarafından gerekli müdahale yapılarak rahim tahliye edilir. Ancak, hekim bu müdahaleyi yapmadan önce veya mümkün olmadığı hallerde müdahaleden itibaren en geç yirmi dört saat içinde müdahale yapılan kadının kimliği, yapılan müdahale ile müdahaleyi icap ettiren gerekçeleri illerde sağlık ve sosyal yardım müdürlüklerine, ilçelerde hükümet tabipliklerine bildirmeye zorunludur. Acil müdahale hallerinin nelerden ibaret olduğu ve yapılacak ihbarın şekil ve mahiyeti ile sterilizasyon ve rahim tahliyesini kabul edenlerden istenilecek izin belgesinin şekli ve doldurulma esasları, bunların yapılacağı yerler, bu yerlerde bulunması gereken sağlık ve diğer koşullar ve bu yerlerin denetimi ve gözetimi ile ilgili hususlar çıkarılacak tüzükte belirtilir. “ şeklinde düzenlenmiştir.

 
7. Trans Onur Haftasındaydık

İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği’nin tarafından “Direniş ve Barış” temasıyla düzenlenen 7. Trans Onur Haftası 13-19 Haziran tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşti. Atölye, panel, performans ve film gösterimleriyle dolu bir hafta geçirildi. 16 Haziran’da gerçekleştirilen Bir Direniş Alanı: Barınma/Çingene Gül ve Eylül Cansın Misafirhanesi Paneli’ne, İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği, Mor Çatı ve bağımsız trans aktivistleri katıldı. Transların en önemli sorunlarından biri barınma üzerine tartışılan Panelde, 2012’de kurulan trans misafirhanesinin bir barınma modeli olarak, kuruluşu, var olan zorlukları ve ihtiyaçları tartışıldı. Mor Çatı Sığınak deneyiminde de toplu yaşam konusunda benzer zorluklar yaşandığı için, verimli bir deneyim paylaşımı oldu. İran’dan da deneyim paylaşımı yapıldı. İran’da devlet trans bireyleri desteklerken, gey ve lezbiyenlere karşı idam cezası verildiği üzerine konuşuldu.

 
Mor Çatı’ya destek olmak için neler yapabilirsiniz?
 
Bizimle iletişime geçmek için lütfen morcati@morcati.org.tr adresini kullanın, bu maili cevaplamayın.

www.morcati.org.tr | İletişim | Twitter

Bülten listesinden çıkmak için tıklayın