E-Bülten : Ocak - Mart 2015

Bu bülteni düzgün görüntüleyemiyorsanız online versiyonu için tıklayın
MAYIS'15
MOR ÇATI BÜLTEN
Tam 25 Yıldır Kadınların Yanındayız

Mor Çatı’nın hikayesi 1987 yılında, Çankırı’da, Mustafa Durmuş adlı hakimin boşanmak isteyen bir kadının başvurusunu, “kadının karnından sıpayı sırtından sopayı eksik etmeyeceksin” gerekçesi ile reddetmesi üzerine başladı. Bu mahkeme kararı aynı yıl gerçekleşen Dayağa Karşı Kadın Dayanışması Kampanyası’nın fitilini ateşledi. Mor Çatı ise bu Kampanya’nın sonunda bir grup feminist kadın tarafından 1990 yılında kuruldu. 1995 yılında ise Türkiye’nin ilk bağımsız kadın sığınağı olan Mor Çatı Sığınağı açıldı.

Kurulduğumuz tarihten bugüne, şiddetin sorumlusunun, fail olduğunu unutmadan, şiddete maruz kalan kadın ve çocukları, yargılamadan dinledik ve kadınların kararlarını esas alarak şiddetten uzak hayatlar kurmaları için ihtiyaç duydukları destekleri kendi imkânlarımız ölçüsünde vermek için çabaladık.

Bu yıl, bu çabamızın 25. yılını kutuluyoruz. Bağımsız bir kadın örgütü olarak 25 yıldır ayakta kalabilmek uzun soluklu bir mücadelenin ve dayanışmanın ürünü. Bu dayanışmamızı büyütmek ve birbirimize teşekkür etmenin fırsatını yakalayabilmek için Mor Çatı dostları ile biraraya geleceğimiz bir dizi etkinlikler düzenleyeceğiz. Bunlardan bazıları, 2014 Faaliyet Raporu’nu kadın köşe yazarları ila paylaşacağımız bir basın toplantısı, Mor Çatı dostları ile biraraya geleceğimiz 25. Yıl Dayanışma Yemeği ve Mor Çatı Dayanışma Konseri, Mor Çatı gönüllüleri ile biraraya geleceğimiz forum ve İstanbul’daki feministlerle 25. yılımızı kutlayacağımız, 25. Yıl Etkinliği şeklinde planladı.

 
Mor Çatı Dayanışma Merkezi’nde 832 Kadın ve Çocuğa Destek Verdik

2014 yılında, Mor Çatı’nın Dayanışma Merkezi’nde 832 kadın ve çocuk ile dayanışma kurduk. En yaygın şiddet biçiminin psikolojik şiddet olduğu görüldü. Başvuran kadınların % 44’ü psikolojik şiddete maruz kaldığını paylaştı. En sık rastlanan psikolojik şiddet biçimleri; hakaret, aşağılama, küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunma ve tehditti. Bunun yanı sıra kadınların %25’i fiziksel şiddete, %12’si cinsel şiddete, %16’sı ekonomik şiddete, %1’i ise dijital şiddete maruz kaldığını paylaştı.

2014’te dayanışma içinde olduğumuz kadınların %68’ine sosyal destek verdik. Bu destek sayesinde, kadınlar, maruz kaldıkları şiddetten uzaklaşmak için ihtiyaç duydukları bilgilere ulaşabildiler ve şiddetin yarattığı olumsuzlukların üstesinden gelebilmek için adım atabildiler. Bunun yanı sıra, başvuran kadınların %21’ine hukuki destek, %7’sine sığınak desteği, %3’üne psikolojik destek, %1’ine ise diğer destekler verildi.

Kadınlar Mor Çatı’daki dayanışmayla, devlet kurumlarından ya da diğer kaynaklardan alınabilecek destekler neler, şiddetle mücadele ederken hangi haklardan faydalanılabilir ve bu konuda hukuki süreçlerin işleyişi nasıldır, karşısına hangi zorluklar çıkabilir gibi soruların yanıtlarına ulaşıp şiddetten uzak hayatlar kurdular.

 
Mor Çatı, 12 Yaşından Büyük Erkek Çocuğu Olan Kadınların Tek Sığınağı

Şiddetten uzaklaşmaya çalışan kadınların, erkek şiddetine karşı verdikleri mücadelelerinin önemli bir bölümünü ne yazık ki yasaların uygulanması için ilgili kurum ve yetkili kişileri zorlamak oluşturuyor.

6284 Sayılı Ailenin Korunmasına ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun 8 Mart 2012’den bu yana hayatımızda. Geçen iki yıla rağmen kadınlar yasada öngörülen hakların bir çoğundan hala yararlanamıyor. Örneğin Kanun’a ve Kadın Konukevlerinin Açılması Ve İşletilmesi Hakkında Yönetmelik’e göre, sığınak desteğine ihtiyacı olan ve 12 yaşından büyük erkek çocuğu olan kadınlara “ev tahsisi” yapılacağı öngörülüyor fakat bu hükümler uygulanmıyor.

Şu ana kadar, Mor Çatı sığınağında kalan hiçbir kadın bu haktan yararlanamadı.

“Anne beni bırakma!”. Bu sözler gecen ay sığınağımızdan ayrılan ve 6284 sayılı Kanun’da yer alan ev tahsisi maddesinin uygulanmamasından dolayı mağduriyet yaşayan bir kadının 14 yaşında olan oğluna ait. Kadın evden kaçtıkları o geceyi şöyle anlattı: “Kocam tüm hazırlıkları yapmış televizyonun sesini de açmış, iple beni boğmaya çalışıyordu, çocuklarım yetişmeseydi ölmüş olacaktım.” Oğlu ile yolları, bahsettiği o gece ayrıldı. Can havli ile başvurdukları karakol, oğlunu çocuk yurduna kendisini ise kızı ile birlikte ilk adım merkezine yönlendirdi. Kadın “Bu ızdırabı çekmeyi göze aldım, çünkü can güvenliğim yoktu...” dedi. 14 yaşındaki erkek çocuk ve kadın birbirlerine en çok ihtiyaçları oldukları bir anda ayrı bırakılarak travma üzerine travma yaşamış oldu.

Mor Çatı’nın, 18 yaşına kadar olan erkek çocuklarını anneleri ile birlikte aldığını öğrenince kadın vakit kaybetmeden Sığınağımıza geldi, fakat bu sefer de oğlunu çocuk yurdundan alabilmek için mücadele verdi. Çocuğunu alabilmek için çocuk yurduna başvurduğunda, yetkililerden, “Evini tut gel, çocuğunu verelim” cevabını aldı. Kadın iş ayrımı yapmadan işe girdi, ev tuttu ve nihayetinde çocuğunu yurttan alabildi. Bunları yapabilmesi tam beş ay sürdü. Beş ay boyunca çocuğunun “Anne beni bırakma!” sözleri sürekli kulağında çınladı.

 
Kürtaj Yasada Hak, Kamu Hastanelerinde Yasak!

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı olarak, İstanbul’daki 37 kamu hastanesine, telefon ile “kürtaj yapıyor musunuz?” diye sorduk. Aldığımız yanıtlar, hükümetin kürtaj ile ilgili söylemlerinin gerçek hayatta nasıl karşılık bulduğunu kanıtlar nitelikteydi. Yapılan telefon görüşmelerine göre, İstanbul’da sadece üç kamu hastanesi isteğe bağlı kürtaj yapmakta, 12’si hiçbir şekilde kürtaj yapmamakta ve 17’si ise sadece fetusun ölmesi ya da anneye zarar veriyor olması, bebeğin sakat olması, annede kanama olması ya da düşük olması gibi çeşitli tıbbi komplikasyonların zorunlu kıldığı durumlarda, heyet kararı ile kürtaj yapmaktadır. İsteğe bağlı kürtaj yaptığını söyleyen hastanelerden ise sadece bir tanesi yasal sınır olan on haftaya kadar kürtaj yaptığını diğer iki hastane ise sekiz haftaya kadar kürtaj yapabildiklerini belirtti.

Kamu hastaneleri ile yapılan görüşmeleri raporlaştırdık. Hazırladığımız raporun sonuçlarından yola çıkarak 2 Şubat 2015 tarihinde İstanbul Tabip Odası’na, bu konuda gerekli incelemenin yapılması ve inceleme sonucunun bizimle paylaşılmasını talep eden bir başvuru yaptık. Daha sonra hazırlanan raporu Kürtaj yapıyor musunuz? “Hayır yapmıyoruz!” başlığı ile haberleştirdik ve 3 Şubat 2015  tarihinde web sitemizden kamuoyu ile paylaştık. Bu paylaşımın ardından Sağlık Bakanlığı 5 Şubat 2015 tarihinde, kürtajın yasal olduğu ve herhangi bir kısıtlamanın olmadığına ilişkin basın açıklaması yayımladı. Sağlık Bakanlığı’nın bu önemli açıklaması üzerine, Mor Çatı olarak 26 Şubat 2015 tarihinde, Sağlık Bakanlığı’na kürtaj yapmayan kişi ve kurumlar hakkında herhangi bir idari işlem yapıp yapmadığını soran ve Bakanlık’tan hangi hastanelerde, isteğe bağlı kürtaj yapıldığını açıklamasını talep eden, “Ücretsiz, Güvenli, Erişilebilir Kürtaj Hakkının Takipçisiyiz” başlıklı bir basın açıklaması yayımladık. Sağlık Bakanlığı, kamuoyu nezdinde sorduğumuz bu sorulara yanıt veren herhangi bir açıklama yapmadı.

Bunun yanı sıra, Sağlık Bakanlığı’na kürtaj hakkının fiiliyatta kısıtlanmasının nedenlerini, ücretsiz ve güvenli kürtaj hizmetine erişebilecek hastanelerin hangileri olduğu ve kürtaj yapmayan hastane ve doktorlar hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığını, 26 Şubat 2015 tarihinde yaptığımız bilgi edinme başvurusu aracılığıyla da sorduk.

Mor Çatı olarak kamu hastanelerindeki kürtaj uygulamalarını izlemeye, izleme sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmaya ve 1983 yılından itibaren yasal hak olan kürtajın tüm kadınlar için ücretsiz, güvenli ver erişilebilir olması için mücadele etmeye devam edeceğiz.

 
8 Mart’ta 'Hayatımıza Sahip Çıkıyoruz'  Demek İçin Alanlardaydık

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, Türkiye’nin her yerinden kadınlar olarak, gündüz çeşitli illerde yapılan miting ve eylemlerle alanlardaydık. Akşam ise 12 yıldır gerçekleştirilen Feminist Gece Yürüyüşü’nde, İstanbul Feminist Kolektif’in çağrısıyla, geceleri ve sokakları terk etmeyeceğimizi bir kez daha haykırmak için İstiklal Caddesi’nde buluştuk. Artan erkek şiddetine, kadın cinayetlerine, AKP’nin kadınları sürekli denetim altında tutmaya yönelik, aileyi merkeze alan politikalarına karşı on binlerce kadın olarak, öfkemizi, tepkimizi ve taleplerimizi haykırdık.

'Yaşasın kadın dayanışması', 'Yasta değil isyandayız', 'Aile değil kadınız' sloganlarıyla kadınlar olarak sokaklarda ve hayatın her alanında var olacağımızı, mücadele edeceğimizi ve susmayacağımızı; erkek şiddetine ve kadınlara yönelik baskılara boyun eğmeden özgürlük ve dayanışma mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha dile getirdik.

 
Hanime Aslan Davası’nda Sanıklara İndirimsiz Ceza

Hanime Aslan, yıllarca şiddet gördüğü, beş yıl önce boşandığı eski kocası Hızır Zehir ve oğlu Dursun Zehir tarafından defalarca ölüm tehdidi almıştı ve bu yüzden de defalarca şikayetçi olmuştu. Tehdit ve hakaret nedeniyle açılan davalardan birinin karar duruşması 11 Mart 2014 tarihinde Çağlayan Adliyesi’ndeydi. Hızır Zehir’in ve Dursun Zehir’in şiddetinden korunmak için ‘çağrı ile koruma’ kararı aldıran Hanime Aslan, duruşmaya gelmeden karakolu aramış ve adliyeye koruması olan iki polis memuru ile birlikte gelmişti. Daha önce defalarca Hanime Aslan’ı ölümle tehdit eden Hızır Zehir, o gün duruşmaya Dursun Zehir’le birlikte geldi ve Dursun Zehir annesi Hanime Aslan’a, koruması olan polis memuruna ve bir güvelik görevlisine Adliye kapısında ateş etti. Olay sonucunda Hanime Aslan ve polis memuru hayatını kaybederken güvenlik görevlisi de yaralandı.

Mor Çatı gönüllülerin de yer aldığı İstanbul Feminist Kolektif (İFK) avukatları ve üyeleri, ilk günden itibaren Hanime Aslanı öldüren oğlu Dursun Zehir’in ve öldürülmesini azmettiren eski kocası Hızır Zehir’in hakkettikleri cezayı alabilmesi için davayı takip etti. Bu süreçte, Hanime Aslan davası, koruma kararına rağmen öldürülen kadınların varlığının dolayısıyla devlet mekanizmalarının kadınları koruyamadığının medyaya yansıyan en önemli göstergelerinden biri oldu.

İFK’nın bu zorlu mücadelesi sonuç verdi ve 13 Mart 2015 tarihindeki karar duruşmasında mahkeme heyeti kadın katillerini cezalandırdı. Sanık Dursun Zehir’e, Hanime Aslan’ı ve polis memurunu öldürmekten iki kere ağırlaştırılmış müebbet, güvelik görevlisini yaralamaktan ise 2 yıl 8 ay hapis cezası ve sanık Hızır Zehir’e de azmettiricilikten 20 yıl hapis cezası verildi. Mahkeme heyeti her iki sanık için de iyi hal ve haksız tahrik indirimi uygulamadı.

 
TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerini Araştırma Komisyonu Kuruldu 

Kadın örgütlerinin TBMM’ye çağrısı karşılık buldu ve kadınların yaşadığı erkek şiddetine karşı mücadele için Meclis ilk adımı attı.

Kadınlarla erkekler arasındaki fiili eşitsizlik ve her türlü ayrımcılığın bir sonucu olan erkek şiddetine karşı TBMM’nin acil olarak önlem alması gerektiği, Mor Çatı’nın da dahil olduğu 124 kadın örgütünden oluşan Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu tarafından, farklı şehirlerde düzenlenen sokak eylemleri ve sosyal medyada yürütülen kampanyalar aracılığıyla Temmuz 2014’ten itibaren güçlü bir şekilde ifade edilmekteydi. Kadınlar olarak verdiğimiz uzun soluklu mücadele karşılık buldu ve Meclis konuya ilişkin Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerini Araştırma Komisyonu kurulmasına karar verdi. Ocak 2015’te göreve başlayan ve farklı alanlarda konu hakkında çalışan kurumlardan bilgi almayı hedefleyen komisyon sıra STK’lara gelince, kadına yönelik erkek şiddeti alanında yıllardır mücadele eden, 6284 Sayılı Kanunun yapım sürecine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın çağrısı ile bizzat yer almış olan bağımsız kadın örgütlerinin büyük bir çoğunluğunu davet etmedi. Bunun yerine kadına yönelik şiddet alanında hiç çalışması olmayan ya da çok yeni çalışmaya başlamış sivil toplum kuruluşları davet etmeyi tercih etti. Kadın örgütleri olarak uzunca süredir benzer alanlarda yaşadığımız bu yok sayılma haline, 69 kadın örgütünün imzasının yer aldığı bir basın açıklaması ile karşı çıktığımızı kamuoyuna duyurduk. Bu karşı çıkışımız kısmen sonuç verdi ve Komisyon 19 Şubat'ta düzenlenen on birinci toplantıya Mor Çatı’yı davet etti, bazı kadın örgütlerinden ise yazılı rapor istedi.

Mor Çatı, 71 kadın örgütünün bir araya gelerek oluşturduğu talepleri komisyona sundu. Böylece bu taleplerin Meclis tutanaklarında yer almasını sağladı. 25 Kasım 2014 tarihinde kamuoyu ve ilgili bakanlık ile paylaşılmış olan, 17. Kadın Sığınakları ve Dayanışma/Danışma Merkezleri Kurultayı’nın sonuç bildirgesinde belirtilen ve komisyon daveti vesilesiyle genişletilen taleplere buradan ulaşabilirsiniz.

Kadın örgütleri olarak Araştırma Komisyon’nun çalışmalarını takip etmeye devam ediyoruz.

 
VAKAD’ın Ev Sahipliğinde Van’da Atölye Düzenledik

Erkek şiddetine karşı mücadele ederken, en önemli araçlarımızdan biri de kadın örgütleri arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımlarını mümkün kılan buluşmalar gerçekleştirebilmek. Mor Çatı, bu amaca katkı sunan, kadınların güçlenmesini sağlayan çeşitli farkındalık atölyeleri düzenliyor. Bu atölyelerden biri 14-15 Mart tarihlerinde Van Kadın Derneği (VAKAD)’nin ev sahipliğinde Van’da gerçekleştirildi. Atölyeye 18 kadın katıldı. Atölye başlıkları, 'Toplumsal cinsiyet farkındalığı', 'Kadın bakış açısıyla psikoloji ve Erkek şiddetine yaklaşım', 'Feminist yöntem', 'Şiddete uğrayan kadınlara destek olmak – başvuru teknikleri' ve 'Kadına yönelik şiddet alanında çalışan kadınlar olarak sınır koyma ve kendimizi koruma yöntemleri' şeklindeydi.

 
Kadın Sığınma Evleri Sorunlarını Tartışıyor Çalıştayı’na Katıldık

Hacettepe Üniversitesi, Sosyoloji Derneği ve Ankara Yenimahalle Belediyesi tarafından yürütülen 'Suskunluğun Çığlığı Projesi kapsamında düzenlenen Kadın Sığınma Evleri Sorunlarını Tartışıyor Çalıştayı’na katıldık. Çalıştay’a Mor Çatı’nın yanı sıra Aile ve Sosyal Politika Bakanlığı'ndan (ASPB) yetkililer, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinden (ŞÖNİM) görevliler, belediyelerin sığınak çalışanları ve konu ile ilgili akademisyenler katıldı.

Çalıştay’da, kadına yönelik şiddete ilişkin akademik ve resmi verilere dair de bilgilendirme yapıldı. Prof. Dr. Songül Sallan Gül kadın sığınakları üzerine yaptığı araştırmanın sonuçlarını ve kadına yönelik şiddete ilişkin istatistikleri içeren bir sunum yaptı. Türkiye'de kadına yönelik erkek şiddeti vakalarının yüzde 89’u kamuoyuna yansımıyor. 1998'de şiddet gören kadınlardan sadece yüzde 7'si polise başvuruda bulunabilmişken, 2014 yılında bu oran sadece yüzde 11 oldu. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre ise 2014'te şiddete maruz kalan 118 bin kadından 24 binine çağrı üzerine koruma verildi ve 124 kadın yeni kimliğini değiştirebildi. 5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre 149 belediye sığınağı olması gerekirken, şu anda sadece 36 tane belediyenin sığınağı bulunuyor. Bakanlığa bağlı sığınaklardaki görevlilere kadına yönelik şiddet alanında eğitim/farkındalık çalışmaları sunulmuyor. 2006 Yasalarda geçen 'arabuluculuğun' kalkmasına karşın, resmi kurumlarda hâlâ uygulanıyor. Mor Çatı'nın sunumunda paylaştığı veriler ise şöyle; WAVE 2014 ülke raporuna göre ise Türkiye'de sığınak açığı oranı yüzde 71 olduğu halde KSGM’den görevli kişi Çalıştay’da “Yeterince kadın konuk evlerimiz var, hatta var olanlar da dolu değil” dedi.

Çalıştay’da gerçekleşen grup çalışmalarının sonuçlarına göre, sığınaklarda yatak ve personel sayısı yetersiz, personelin mesleki donanım ve süpervizyon eksikliği verimli bir sığınak çalışmasını imkansız kılıyor, belediye sığınakları, ŞÖNİM’den onay almadan sığınakta kalan kadınlar ile ilgili karar alamıyor ve Kadın Konukevlerinin Açılması Ve İşletilmesi Hakkında Yönetmelik’e göre işe giren kadınlar ilk maaşlarını aldıklarında sığınaktan çıkarılıyor.Bunun yanı sıra kolluk kuvvetlerinin kadınların nerede olduğuna dair ailelerine bilgi vermesi veya kadınların zorla sığınağa getirilmesi, büyük bir sorun olduğu paylaşıldı. Çalıştay’a katılan ASPB yetkilileri 'Kadın konuk evi' ve 'sığınak' kavramlarına ilişkin tartışmayı ise gereksiz gördüler ve tamamı kadınların cep telefonlarına el koyulması gerektiğini savundular.

ASPB yetkililerin kadından yana olmayan bir sığınak çalışmasını ısrarla savunuyor olmaları Bakanlığa bağlı sığınakların nasıl işletildiğine dair önemli ip uçları sunmaktadır.

 
Adana Barosu 8 Mart Etkinliği’ne Katıldık
Adana Barosu’nun 6 Mart’ta düzenlediği, Dünya Kadınlar Günü etkinliğine, Mor Çatı olarak katıldık. Etkinlikte kadına yönelik erkek şiddeti, ŞÖNİM ve sığınakların durumuna ilişkin bir sunum yaptık. Konuşmada, kadına yönelik erkek şiddetinin biçimleri ve kadınların hayatındaki etkilerinin yanı sıra şiddetle mücadele mekanizmaları olan ŞÖNİM’lerin ve sığınakların mevcut durumuna ilişkin paylaşımlarda bulunduk. Adana’da kadına yönelik şiddet alanında çalışan hukukçular ve kadın örgütlerinden kadınların katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, 'Kadın ve İstihdam', 'Kadına Yönelik Şiddet ve İstanbul Sözleşmesi' ve 'Eğitimde Kadın' başlıklı konuşmalar yapıldı. Etkinlik ayrıca, Türkiye’deki kadın baro başkanlarının katılımıyla 'Kadın Baro Başkanlarının Gözüyle Kadın Sorunu' başlıklı bir sunuma da ev sahipliği yaptı.
 
Mor Çatı’ya destek olmak için neler yapabilirsiniz?
 
Bizimle iletişime geçmek için lütfen morcati@morcati.org.tr adresini kullanın, bu maili cevaplamayın.

www.morcati.org.tr | İletişim | Twitter

Bülten listesinden çıkmak için tıklayın