E-Bülten : Ekim - Aralık 2014

Bu bülteni düzgün görüntüleyemiyorsanız online versiyonu için tıklayın
EKİM-ARALIK'14
MOR ÇATI BÜLTEN
Mor Çatı ve Erkek Şiddetine Karşı Feminist Mücadele

Özgecan’ın evine giderken dolmuşta tecavüz suçuna maruz kalıp öldürülmesi, erkek şiddeti, erkek şiddetine karşı mücadele, kadınların deneyimleri ve devletin sorumluluğu konuları yoğun bir şekilde gündemde yer aldı. Bu tartışmalar içinde, kadına yönelik şiddete karşı mücadele eden kadın örgütlerinin ötekileştirilerek işaret edildiği bir dil ile karşılaştık.

Feminist kadınlar tarafından kurulan Mor Çatı, kuruluşundan bu yana yirmi beş yıldır erkek şiddetine maruz kalan kadınlarla dayanışmayı sürdürüyor ve erkek şiddeti ile mücadeleyi yaygınlaştırmak amacıyla faaliyetlerine devam ediyor. Bu şiddete karşı, dayanışma merkezi ve sığınağımıza başvuran kadınların şiddetten uzakta bir hayat kurma mücadelesine kadın dayanışması ile ortak oluyoruz. Bu yirmi beş yıllık tarihimizde, Türkiye’de ve dünyada, feminist bir örgüt olarak kadına yönelik erkek şiddeti konusunda bir yandan kadınlarla bire bir dayanışmamızı sürdürürken, yeri geldi sokaklarda eylemde olduk, yeri geldi Kadın Bakanlığı, şimdiki adı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile kadına yönelik şiddet alanındaki deneyimlerimizi ve kadınların deneyimlerini aktararak şiddetin önlenmesi için oluşturulacak yasal düzenlemelerin yapım sürecinde yer aldık. Çünkü biliyoruz ki, kadına yönelik şiddet, ancak kadınların deneyimleri ile anlaşılabilir, anlatılabilir ve bu deneyimden hareket ile mücadele yöntemleri oluşturulabilir.

Ev içinde ya da kamusal alanda şiddet, dövülme, tecavüz, elle ya da sözle taciz, psikolojik şiddet, kadınların bedenleri, yaşamları ve kararları üzerinde erkeklerin kendisini hak sahibi görmesi ve mevcut fiili eşitsizliklerin bir sonucu. Biliyoruz ki, bu hak sahipliği, kadının ev içinde ve kamusal alanda özgürleşmesine izin vermeyen, kadını evlerde ve sokaklarda erkeklere "eklenti", "emanet", "ancak bir erkek ile var olabilecek bir özne" olarak görmek ve siyasette de kadınların yerini bu şekilde ilan etmek ile başlamakta. Yazının tam metni için tıklayınız.

 
2014’te 60 kadın ve çocuk Mor Çatı Sığınağı’nda kaldı

Geçtiğimiz yıl Mor Çatı Danışma Merkezi’ne yaşadığı şiddet nedeniyle başvuran kadınlardan 29’u, çocuklarıyla birlikte sığınak desteği de aldı.

Mor Çatı'nın 20 kadın ve çocuk kapasiteli sığınağına 2008 yılından bu yana Şişli Belediyesi tarafından finansal destek veriliyor. Sığınakta kalan ve yaşları 19 ile 62 arasında değişen kadınlar arasında yaşa dayalı ayrımcılık yapılmamasına özen gösterildi. . Ayrıca çocukların cinsiyet ayrımcılığına maruz kalması engellendi. Anneleriyle birlikte gelen her yaştan erkek çocuk sığınakta kalabildi. Çocukların farklı ihtiyaçları dikkate alındı, eğitimlerinin kesintiye uğramaması için çaba harcandı. Böylece sığınakta çocuk haklarına duyarlı bir ortam sağlanmış oldu.

Geçtiğimiz yıl sığınakta kalan kadın ve çocuklar sağlık sistemindeki güvenlik ihlâli nedeniyle büyük zorluk yaşadılar. Alo 182 ve internet aracılığıyla aldıkları hastane randevuları erişime açıktı. Şiddet uygulayan, randevu sistemi aracılığıyla kadın ve çocukların hangi tarihte, hangi hastanede olacaklarını kolayca öğrenebildi. Bu durum kadın ve çocukların güvenliğini tehlikeye attı. Kadın ve çocuğun yerini tespit eden bazı erkekler, hastanede kendilerine yeniden şiddet uyguladı. Mor Çatı sağlık sistemindeki güvenlik sorunu ile ilgili Sağlık Bakanlığı’na birçok kez başvuruda bulundu. Ancak uygulamanın değişmesi henüz sağlanabilmiş değil.

 
Gönüllü Ağımız güçleniyor!

2014 son üç ayın üç ayrı Mor Buluşma toplantısı ve sonrasında yapılan gönüllü atölyesi ile gönüllü ağımızı güçlendirdik.

Gönüllü atölyesi öncesi yapılan Mor Buluşmaların ilki, 18 Ekim 2014’te “Toplumsal Cinsiyet Atölyesi” başlığı ile yapıldı. Atölyede toplumsal cinsiyet kavramından ne anladığımız, kendi hayatlarımızda toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıklardan nasıl etkilendiğimiz üzerine paylaşımda bulunma fırsatı bulduk. Ev içi işbölümündeki eşitsizlikten çalışma yaşamında maruz kaldığımız ayrımcılıklara, kendi ilişkilerimizde bu ayrımcılığı nasıl yaşadığımızdan önyargılarımıza kadar pek çok konuyu oyunlar aracılığıyla tartıştığımız atölye, Mor Çatı gönüllüsü olmak isteyen kadınların bir araya gelip tanışmasına da olanak sağladı. Bu Buluşma’yı 15 Kasım’daki “Feminist yöntem ve kadın dayanışması” ve 6 Aralık’taki “Yaşadığımız Hak İhlalleri & Kazanımlarımız” başlıklı Mor Buluşma toplantıları takip etti. Bu iki toplantıda feminist yöntem, Türkiye kadın hareketi ve kadın dayanışmasını nasıl kuruyoruz üzerinden paylaşımlar yapma imkânı bulduk. 27-28 Aralık tarihinde gerçekleştirdiğimiz gönüllü atölyesinde dekadına yönelik şiddetin psikolojik boyutlarını, hukuki süreçleri, feminist yöntemi ve sığınak ve dayanışma merkezi çalışmasının nasıl yürütüldüğünü ele aldık.

 
Kadın Sığınakları ve Dayanışma Merkezleri Kurultayı’nda 17. Defa Bir Araya Geldik!

Kadın Sığınakları ve Dayanışma Merkezleri Kurultayı, bu yıl 17. buluşmasını 25 – 26 – 27 Ekim tarihlerinde, Diyarbakır’da gerçekleştirdi.

Mor Çatı’nın da ana bileşenlerinden olduğu Kurultay; ev içinde kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin güçlendirilmesini, sığınak ve danışma/dayanışma merkezlerinin kadın ve çocukların şiddetten uzak bir yaşama geçişlerini sağlayacak bir işleve kavuşup feminist yöntemlerle yürütülmelerini, kadın örgütlenmeleri arasında dayanışma ve paylaşımların geliştirilmesini hedefliyor. Bu yıl "Erkek Şiddetini Önlemek Kadın Cinayetlerini Önlemektir: Mevcut Durum, Devlet Mekanizmalarının Yetersizliği ve Taleplerimiz" ana başlığı ile gerçekleştirilen kurultaya 60 kadın örgütü ve 200’e yakın kadın katıldı.

"Tokat"tan "Cinayet"e

Kurultay’ın ilk gününde kadın cinayetleri, sosyal hizmetler ve sığınak sonrası yaşam üzerine tebliğler sunuldu, aktif tartışmalar yürütüldü. İkinci gün atölyeler düzenlendi; son gün ise sonuç bildirgesi yazıldı. Kadın cinayetleri, kadınların maruz kaldıkları sistematik erkek şiddeti ile ilişkili olarak tartışıldı. Kadınların yaşamlarını kısıtlayan, ne giydiklerine karışan, kadınlara tokat atan ve kadınlar için ekonomik engeller yaratan erkeklerin son durağı kadınları öldürmek. Kadın cinayetlerini önlemek için erkek şiddetine karşı bütünlüklü bir mücadele yürütmek ve kadınları güçlendirecek politikalar üretmek gerekiyor. 3 gün süren Kurultay’da yürüttüğümüz tartışmalar ile oluşturduğumuz talepleri sonuç bildirgemizde paylaştık. Sonuç bildirgesine ve Kurultay hakkında detaylı bilgiye www.siginaksizbirdunya.org web sitesinden ulaşabilirsiniz.

 
“Erkek Devlet Şiddetine Karşı İsyandayız!” Sloganıyla 25 Kasım Feminist Gece Yürüyüşündeydik

Mor Çatı gönüllüleri olarak 25 Kasım Kadın Platformu’nun çağrısıyla düzenlenen, Mirabel kardeşlerin anıldığı feminist gece yürüyüşünde alanlardaydık.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde çeşitli kadın örgütlerinin bir araya gelerek düzenlediği gece yürüyüşünde; kadın katliamına, erkek şiddetine, devletin bu şiddete karşı aldığı önlemlerin yetersizliğine ve şiddete göz yuman uygulamalarına, hükümetin kadınları hedef alan fıtrat söylemine, savaşa ve IŞİD terörüne karşı hep birlikte sesimizi yükselttik. Kadınlar olarak, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Cinsiyetçi medya istemiyoruz”, “Öldüren sevgi istemiyoruz”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Sokakta, işyerinde, cezaevinde şiddete hayır”, “Jin jiyan azadi”, “Kadınlar artık susmayacaklar” sloganlarıyla ve Türkçe ve Kürtçe pankartımızla, mücadelelerini halen sahiplendiğimiz Mirabel kız kardeşlerin onuruna yapılan geleneksel gece yürüyüşümüzü gerçekleştirdik.

Kadınlar olarak sokaklarda ve hayatın her alanında var olacağımızı, mücadele edeceğimizi ve susmayacağımızı, şiddete ve toplumsal cinsiyet temelli baskılara boyun eğmeden, erkek şiddetine karşı özgürlük ve dayanışma mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha dile getirdik.

Ayrıca, bu hafta kapsamında İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi, Bezmialem Vakıf Üniversitesi, Aydın Üniversitesi ve Bahçelievler Dede Korkut Anadolu Lisesi’nde öğrenciler ile, Beşiktaş Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin, Ermeni Kültürü ve Dayanışma Derneği’nin ve Yoğurtçu Kadın Forumu’nun düzenlediği panellerde de kadınlar ile bir araya geldik.

 
16. WAVE Konferansı Viyana’da Gerçekleşti

"Kadınlara ve Çocuklarına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Gelecek Perspektifleri" (Future Perspectives on Preventing Violence Against Women and Their Children) başlığı ile düzenlenen konferans, 40’tan fazla farklı Avrupa ülkesinden ve Kanada, Güney Afrika, Filipinler ve Amerika’dan 300’e yakın katılımcı ile 17-18-19 Kasım tarihlerinde Viyana’da gerçekleştirildi. Mor Çatı’nın da dahil olduğu, kadına yönelik şiddet alanında faaliyet gösteren kadın örgütlerinin oluşturduğu bir oluşum olan "Avrupa Şiddete Karşı Kadınlar" (Women Against Violence Europe) (WAVE) ağı bu sene aynı zamanda kuruluşunun 20. yılını da kutladı.

Konferansın kamuya açık olan ilk gününde, kadın ve çocuklara yönelik şiddetle birlikte, şiddeti önlemeye yönelik politikalara dair sunumlar yapıldı. "Temel Haklar Avrupa Birliği Ajansı" (European Union Agency for Fundamental Rights/FRA) tarafından yapılan kapsamlı bir araştırmanın sonucunda hazırlanan raporun sunumu en dikkat çekici sunumlardan biriydi. Rapor, Avrupa’da kadınların %32’sinin 50 yaşından önce şiddet gördüğünü, 3 kadından birinin 15 yaşından önce fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kaldığını, %5’inin tecavüze uğradığını ortaya koyan çarpıcı sonuçlar içeriyor. Bunun yanı sıra, BM Kadına Yönelik Şiddet Özel Raportörü Rashida Manjoo, feminist akademisyen ve yazar Liz Kelly gibi isimler de sunum yapanlar arasındaydı. İkinci gün, ağ bileşenlerinin katılımıyla çeşitli atölyeler düzenlendi. Mor Çatı olarak, “Kadın Destek Hizmetleri için Avrupa Standartları” (European Standards for Women Support Services) başlıklı atölyede, Türkiye’de sosyal hizmetler sisteminde yaşanan değişimleri ve bunların şiddetten uzaklaşmak isteyen kadınları nasıl etkilediğini aktaran ve bağımsız bir kadın örgütü olarak Mor Çatı’nın bu sistemdeki yerini, yapısını ve deneyimini ortaya koyan bir sunum yaptık. İkinci günün son oturumunda, WAVE’in 20 yıllık deneyimi ve mücadelede gelinen nokta üzerine paylaşımlarda bulunduğumuz bir forum düzenlendi. Son gün ise WAVE bileşenlerinin katıldığı bir toplantı ile konferansın kapanışı gerçekleştirildi.

WAVE konferansı, kadına yönelik erkek şiddetiyle mücadele eden diğer örgütlerle bir araya gelmenin ve biriktirdiğimiz deneyimle birlikte güçlenmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlamamızı sağladı.

 
Avrupa Feminist İnisiyatifi toplantısına katıldık

Kadın - erkek eşitliği, kadına yönelik şiddet, laiklik, militarizmin kadına etkileri gibi alanlarda çalışan ‘Avrupa Feminist İnisiyatifi (European Feminist Initiative) IFE-EFI Olağanüstü Toplantısı’ 4 Aralık 2014’te Beyrut' ta gerçekleşti.

Avrupa ve tüm Akdeniz ülkelerindeki feminist örgütlerle dayanışma ve işbirliği geliştirmek için ortaklık kuran IFE-EFI’nin toplantısına; Hırvatistan, Makedonya, Fransa, Gürcistan, İsveç, İtalya, İran, Mısır, Suriye, Lübnan ve Fransa'dan kadınlar katıldı. Gözlemci olarak davet edilen Mor Çatı’yı ise Selma Toluay temsil etti.

Toplantıda isim değişikliğine giden Avrupa Feminist İnisiyatifi, ‘Avrupa, Ortadoğu Feminist İnisiyatifi' (Euromed Feminist Initiative) adını benimsedi; daha sonra yeni bir meclis kuruldu ve yeni bir başkan, başkan yardımcısı ve komite üyeleri seçildi.

Feminist bir örgütlenme olarak 2003 yılında kurulan Fransa merkezli Avrupa Feminist İnisiyatifi IFE-EFI, Avrupa'da 13 ülkede temsil ediliyor. IFE-EFI üyeleri bağımsız feminist örgütler ve bireylerden oluşuyor.

Avrupa ve Ortadoğu’da kadının iş hayatındaki ve toplumdaki konumunu ve durumunu iyileştirmek için feminist talepleri dillendirerek savunuculuk ve lobi faaliyetlerinde bulunan IFE-EFI; özel ve kamusal alanda kadın-erkek eşitliği, kadınlardan yana güç dağılımı, laiklik, üremede eşit sorumluluk, militarizmin kadın üzerindeki etkileri, kadına yönelik şiddet gibi alanlarda çalışıyor.

 
AKL Genel Kurul Toplantısı 27 Aralık’ta Düzenlendi

Avrupa Kadın Lobisi Türkiye Koordinasyonu’nun (AKL-TK) bu yılki genel kurul toplantısı 27 Aralık 2014'de Ankara Gordion Otelde düzenlendi.

Toplantı ’ya Mor Çatı’nın yanı sıra Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER), Yaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi (YAKAKOOP), Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği (ELDER), Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınmaevi Derneği (AKDAM), Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği, Kadınlarla Dayanışma Derneği, Diyarbakır Barosu’ndan kadınlar, Femin Art, Başkent Kadın Platformu, Zeytindalı Kadın, Çevre, Kültür ve İşletme Kooperatifi ile Kırmızı Biber Derneği katıldı. Toplantıda Kırmızı Biber Derneği ile Zeytindalı Kooperatifi kendilerini tanıttı ve üyelik başvurusunda bulundu. İki örgütün de üyelik başvurusu kabul edildi.

AKL, Avrupa Birliği üyesi ülkeler ve AB ile müzakere süreci içinde olan ülkelerde bulunan kadın örgütlerini kapsayan en geniş şemsiye örgüt. AB'deki toplumsal cinsiyet eşitliği yasalarına ve politikalarına etki etmek, karar alma mekanizmalarında daha fazla kadın için savunu çalışmaları yapmak, sosyal politika ve istihdam çalışmaları yürütmek, kadına yönelik her türlü şiddetle mücadele etmek, ayrımcılıkla mücadele çalışmaları, göç, entegrasyon ve iltica çalışmaları ile kadın ve medya çalışmaları yürütmek AKL’nin çalışma alanları arasında. Türkiye’den kadın örgütleri ise hâlihazırda 2000’den fazla kadın örgütü üyesi olan AKL’ye kendi içlerinde koordinasyon oluşturup 2004 yılında üye oldular. AKL Türkiye Koordinasyonu’nda aralarında Mor Çatı’nın da bulunduğu 60 kadar kadın örgütü bulunmaktadır.

Düzenlenen toplantıda AKL-TK bilgilendirmesinden sonra, AKL-TK bütçe ve faaliyet raporu sunuldu. Selma Acuner, Birleşmiş Milletler’in düzenlediği dünya kadın konferanslarıyla ilgili bir sunum yaptı. Sunumunda Birleşmiş Milletler‘in kadın hakları konusunda dünyadaki devletleri, uzmanları ve sivil toplumu bir araya getirebilmek için 1975 yılından itibaren düzenlediği dört dünya konferansı hakkında bilgi verdi. Meksika (1975), Kopenhag (1980) ve Nairobi’den (1985) sonra Pekin’de düzenlenen konferansta (1995) bir Eylem Platformu oluşturulduğunu aktardı. Bu tarihten itibaren 5 yılda bir toplanan platformun bu yılki gündemi kalkınma. 9-20 Mart arasında New York'ta yapılacak konferansa akredite olmuş dernek ve vakıflar katılabilecek. Acuner sunumunda hükümete yakın tüm örgütlerin akredite olduğundan ve toplantının katılımcısı olacağından bahsetti. Türkiye'den de katılımın önemli olduğunu ve örgütlerin bir an önce akredite olarak bu toplantıya katılmasının önemli olacağını belirtti.

Toplantıda Kadriye Bakırcı İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili bir sunum yaptı. Mor Çatı’dan Selma Toluay ise 6284 sayılı kanun uygulamaları ve izleme raporunu sundu.

 
Ve 1 Ocak 2015 tarihi itibariyle Sivil Düşün AB Programı Ağlar ve Platformlar projemiz başladı…

14 Temmuz 2014’te başvurusunu yaptığımız, 24 Ekim 2014 tarihinde kabul haberini aldığımız “Kadın Sığınakları ve Dayanışma Merkezleri Kurultayı’nın Güçlendirilmesi ve Türkiye ve Avrupa’daki Kadın Örgütleri Arasında Kadına Yönelik Şiddet Alanındaki İyi Uygulamaların Paylaşımı” isimli projemizin uygulaması 1 Ocak 2015 tarihi itibariyle başlıyor.

Uygulama alanı Türkiye, Avusturya ve İsveç olan projedeki ortaklarımız Muş Kadın Derneği ve Ankara Kadın Dayanışma Vakfı oldu. Projemiz 28 ay boyunca sürecek ve Kurultay bileşeni 19 kadın örgütünün kolektif gücü ve çalışması yanında tüm faaliyetlerimizde olduğu gibi Mor Çatı gönüllüleri ve destekçilerinin katkıları ile hedeflerine ulaşmaya çalışacak.

Projenin amacı, hem Mor Çatı’nın hem de Kurultay’ın yola çıkış amacıyla paralel olarak, kadına yönelik şiddete yönelik mücadele politikaları ve destek mekanizmalarının daha etkili işlemesini ve etki alanının genişlemesini sağlamak olacak. Hem yasal olarak hem de uygulamada şiddetle mücadele eden kadınlar olarak haklarımızı güçlendirmeye ve kazanımlarımızın takibini yapmaya devam edeceğiz. Bununla birlikte temel hedefler; Kurultay bileşenlerinin güçlenmesi, kadına yönelik şiddet alanına dair iyi uygulamaların Türkiye ve Avrupa’daki kadın örgütleri arasında paylaşımının sağlanması ve ilgili kadın örgütleri arasındaki iletişimin güçlendirilmesi, kadına yönelik şiddet alanına dair üretilen politikaların oluşturulma süreçlerine kadınların ve kadın örgütlerinin katılımının artırılması, yerel yönetimlerde ve kamu kurumlarında sosyal hizmet alanında çalışan kadınların kadına yönelik şiddetle ilgili farkındalıklarının artırılması ve son ve en önemlisi olarak, kadına yönelik şiddete karşı oluşturmaya çalıştığımız dayanışma ağımızı daha da güçlendirmek ve bu ağın sürekliliğinin sağlanması olacak.

Proje kapsamında ana ve ara kurultayların yanı sıra bir uluslararası konferans düzenlemeyi de planlıyoruz. Aynı zamanda iyi uygulamaların paylaşımı Avrupa’da gerçekleşecek dayanışma merkezi ve sığınak ziyaretleri ile güçlendirilecek; hem bu faaliyetlerin hem de projenin çıktıları başta Mor Çatı ve Kurultay bileşenleri gönüllüleri ve destekçileri olmak üzere, kamuoyu ve basın ile basılı ve online materyaller aracılığıyla paylaşılacak.

 
Bu Seçim Yok Hükmündedir!

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, İstanbul Sözleşmesi’nin izlenmesi amacıyla kurulacak olan GREVIO isimli uzman grubu için Türkiye’nin adaylarını belirleyecek olan 9 kişilik komitede, 3 STK üyesinin KADEM, AKDER ve KASAD-D olmasına karar verdi.

Bağımsız kadın örgütlerinin mücadelesi ile Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu ve çekincesiz kabul ettiği İstanbul Sözleşmesi 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girdi. Şu anda sözleşmeyi 36 ülke imzalarken 15 ülke onayladı. Sözleşme gereği, sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere, Avrupa Konseyi bünyesinde görev yapacak, en az 10 en fazla 15 üyeden oluşacak, kısa adıyla GREVIO (Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddete karşı eylem uzman grubu) olarak anılan bir uzmanlar grubu oluşturulması gerekiyor. Sözleşmeye göre, taraf devletler GREVIO için adaylarını ve seçim yöntemini kendileri belirleyebiliyor. Mor Çatı’nın da aralarında bulunduğu İstanbul Sözleşmesi Türkiye İzleme Platformu ASPB’ye, GREVIO ile ilgili Türkiye’de yürütülecek sürecin ana muhatabı olarak toplantılara katılma talebi, belirlenecek adayların taşıması gereken kriterler ve bu kriterleri taşıyan adaylarının isimleri, sürece dair görüş ve önerilerini içeren çok sayıda yazı iletti. Fakat, ASPB bu yazıların hiçbirine yanıt vermedi ve toplantıya katılmak isteyen kişilere, 1,5 gün içinde örgütler adına örgüt başkanı tarafından imzalanmış kaşeli yetki belgelerini, vergi ve kütük numaralarını iletmeleri, yetki belgelerinin ıslak imzalı aslını ve nüfus cüzdanlarını da yanlarında getirmeleri gerektiği gibi pek çok bürokratik engel çıkardı.

Tüm bu engellemelere karşın Platform üyesi olan örgütlerden İstanbul, Ankara, Muş, Antalya, Adana, Adıyaman, Mersin, Bursa, Edirne, Antep olmak üzere 10 ilden 33 kadın ve LGBTİ örgütü toplantıya katılmak üzere Ankara’ya gitti. Bürokratik dayatmalara karşı çıkan Platform üyeleri konunun asıl muhatabının kendileri olduğunu söyleyerek toplantıya katılmayı başardı. Platform üyeleri, apar topar düzenlenen bu toplantıda da, Bakanlık tarafından dayatılan yöntemin, sözleşmedeki sivil toplum katılımı ile ilgili yükümlülükleri ihlâl ettiğini, antidemokratik olduğunu, yıllardır şiddet alanında çalışan örgütlerin bu konunun ana muhatabı olduğunu, toplantıda seçim yapılmaması gerektiğini, yapılsa da meşru olmadığını, şeffaf ve katılımcı yeni bir yöntem belirlenmesi gerektiğini dile getirmesine rağmen bu eleştiriler, toplantıyı yöneten KSGM yetkilileri tarafından dikkate alınmadı. Bunun üzerine, Platform üyesi örgütler toplantıyı terk etti.

Kadın ve LGBTİ örgütlerinin görüşleri alınmadan, GREVIO seçim komitesinde yer alacak 3 STK, 33 örgütün yokluğunda, neredeyse hiç biri kadına yönelik şiddet alanında çalışmayan 25 örgütün katıldığı oylama ile belirlendi. Bu 3 STK arasında yer alan KADEM ve KASAD kadına yönelik şiddet alanında çalışmadığı gibi hükümet yanlısı örgütlerdir ve sivil toplumun taşıması gereken muhalifliği taşımamaktadırlar. Bu alanda mücadele eden, tüzel kişiliği olmayan, başta Platform’un kendisi gibi örgütlenmelerin bu sürecin dışında bırakılması, sivil toplumu sadece kurumsal örgütlerden ibaret gören statükocu yaklaşımın göstergesidir. Bu sebepten, yıllardır bu alanda mücadele veren örgütlerin dışlandığı bu seçim yok hükmündedir ve meşru değildir. Ayrıca bu seçim, Hükümet’in İstanbul Sözleşmesi’ni nasıl uygulayacağının da açık bir göstergesi olmuştur.

 
Mor Çatı’ya destek olmak için neler yapabilirsiniz?
 
Bizimle iletişime geçmek için lütfen morcati@morcati.org.tr adresini kullanın, bu maili cevaplamayın.

www.morcati.org.tr | İletişim | Twitter

Bülten listesinden çıkmak için tıklayın