E-Bülten : 2019 / Nisan

Bu bülteni düzgün görüntüleyemiyorsanız online versiyonu için tıklayın
 
MOR ÇATI BÜLTEN
Kadınların adalete erişimi nasıl güçlendirilir?

“Kadınların Adalete Erişiminin Güçlendirilmesi” projesi dâhilindeki seminerleri Nisan ayında tamamladık. Sabancı Vakfı’nın finansal olarak desteklediği proje kapsamında Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Merkezi ile birlikte İstanbul ve Bursa’nın ardından Eskişehir ve Trabzon’daydık. Mor Çatı gönüllüsü avukat Perihan Meşeli, seminerlerde öne çıkan konuları ve izlenimlerini aktardı:

“Mor Çatı’dan destek alan kadınlara avukata ihtiyaç duyduklarında ve maddi durumları vekâlet ücreti için yeterli olmadığında bulundukları ilin barosunda bulunan Adli Yardım Bürolarına başvurarak ücretsiz avukat istemeye haklarının olduğunu söylüyoruz. Ancak kadınların geri dönüşlerinde ne yazık ki etkili desteği alamadıklarına şahit oluyoruz. Hatta bu durumun kadınların hak kaybına uğramalarına dahi neden olduğunu gözlemliyoruz.

İstanbul haricindeki birçok ilde 6284 sayılı Kanun hakkında adli yardım avukatlarına özel eğitim verilmediğini biliyoruz. İstanbul’da 6284 sayılı Kanun’a ilişkin özel eğitim almayan avukatlara 6284 sayılı Kanun başvurusu için atama yapılmıyor. Bu olumlu uygulamaya rağmen 6284 sayılı Kanun’da var olan bazı tedbirlerin özel eğitim alan avukatlar tarafından da bilinmediğini deneyimlemekteyiz. Örneğin kimlik ve adres bilgilerinin gizlenmesi, geçici velayet ve tedbir nafakasının bu kanun ile istenebileceğini Mor Çatı’ya başvuruda bulunan kadına aktardıktan sonra aynı kadının “Avukatım gizlilik tedbiri yok dedi” veya “Geçici velayet istenemezmiş” gibi bildirimleri olduğunu görüyoruz. Avukata ulaşamama, gerekli bilgileri alamama, yanlış bilgi verildiği için hak kaybına uğrama gibi durumlara sıklıkla rastlıyoruz. Bu nedenle daha etkin ve kadına yönelik şiddete karşı duyarlılığı da geliştirecek bir perspektifte Adli Yardım Bürolarından görevlendirilen avukatlara yönelik seminerler düzenlemek gerektiğini düşünüyoruz. Perihan Meşeli’nin izlenimlerinin devamını buradan okuyabilirsiniz.

 
 
Sosyal çalışmacı ve psikologlarla bir araya geldik

Hollanda Konsolosluğu desteğiyle yürüttüğümüz “Kadın Sığınaklarının ve Dayanışma Merkezlerinin Güçlendirilmesi” projesi etkinlikleri kapsamında kadına yönelik şiddet alanında çalışma yürüten kadınlarla ortak değerlendirme yapmaya devam ettik. Daha önce avukatlarla yaptığımız çalışmanın tamamlayıcısı niteliğinde olarak belediye ve kamu kurumlarındaki kadına yönelik şiddet alanında çalışma yürüten sosyal çalışmacı ve psikologlarla Nisan ayı içinde bilgi ve deneyim paylaşımı atölyeleri düzenledik.

6-7 Nisan 2019 tarihlerinde İstanbul’da düzenlediğimiz iki günlük atölyeye Muğla, Mersin, İstanbul, Van, Ankara, Eskişehir, İzmir, Bursa, Tekirdağ, Maraş, Manisa ve Adana’dan 21 sosyal çalışmacı katıldı. Atölyenin ilk gününde bizim için ideal olan dayanışma merkezi ve sığınak modelleri üzerine uygulamalı bir çalışma yapıldıktan sonra Mor Çatı yöntem ve deneyimini paylaşma olanağı bulduk. Atölyenin ikinci gününde ise şiddete maruz kalan kadınlarla nasıl bir sosyal çalışma yürütüldüğü ve kadınlarla dayanışma kurarken karşılaştığımız zorluklar, mevcut ihlal, engel ve krizlerle nasıl başa çıktığımız üzerine paylaşımlarda bulunarak kadına yönelik şiddetle mücadeleyi hangi yöntemlerle kadından yana bir yaklaşımla uyumlu hale getirebileceğimiz üzerine tartıştık.

20-21 Nisan 2019 tarihlerinde yine İstanbul’da düzenlenen diğer atölyeye ise Bursa, Ankara, İzmir, Kırklareli, Şırnak, Antalya, Isparta ve İstanbul’dan 12 psikolog katıldı. Kadına yönelik şiddetin kaynağına ve bu konudaki mitler üzerine tartışarak başladığımız atölyeye kadına yönelik şiddetle mücadele alanında yürütülen çalışmaların feminist perspektifle yorumlanması gerektiğine dair bir sunumla devam ettik. İkincil travma, kendimizi bundan koruma yöntemlerimiz ve sınırlarımız, bu sınırları kurumlar içinde nasıl hayata geçirebileceğimizi konuştuğumuz atölyenin ikinci gününde ise Mor Çatı deneyimi üzerine paylaşımlarda bulunduk.

İki atölyede de alanda çalışma yürüten kadınlarla ortak yaklaşım ve yöntemlerimiz olduğunu, ancak kurumlar içindeki bürokratik yapının zaman zaman zorlayıcı ve hatta engelleyici olduğunu öğrenmiş olduk. Atölyeleri hem Mor Çatı deneyim ve birikimini artıran hem de katılımcılar için sağaltıcı ve bilgilendirici olduğu değerlendirmeleri ile sonlandırdık.

 
 
Mor Muhabbet: Sığınakta çocuklara feminist destek

30 Mart'ta yapılan Mor Muhabbet’in konusu "Feminist yöntemlerle sosyal çalışmada kadınların çocuklarla olan ilişkisine yaklaşım ve destekleyici çalışmalar” oldu. Mor Çatı gönüllüsü psikolog Burcu Çolak sığınak deneyimlerini paylaştı:

“Sığınaklar kadın odaklı işletilmediğinde bir kapatılmaya, ikinci bir şiddete dönüşebiliyor. Devlet sığınaklarında bazı iyi örnekler olmakla birlikte, kadın odaklı olmayan, telefonların yasaklandığı, kadınların dışarıya çıkarken izin istemek zorunda kaldıkları, sosyal yaşamlarını kontrol altına alan uygulamalar da bulunuyor. Mor Çatı’nın sığınak modelinde sosyal çalışmacıların kolaylaştırıcı rolü üstlendikleri, kadınların kendi aralarındaki dayanışmayı besleyen bir ortam oluşturuyoruz. Sosyal çalışmacı kadınlar ve çocuklarla otoriter olmayan ilişki yerleştirmeyi hedefliyor; bunu sosyal çalışmacılar olarak kendi üzerimizde de çalışarak, süpervizyon aracılığıyla çalışmamızı dışardan bir gözle değerlendirerek yapıyoruz. Devamını buradan okuyabilirsiniz.

 
 
Sığınak ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı’nın Bileşen örgütleri Mersin’de toplandı

Türkiye’nin farklı şehirlerinde kadına yönelik şiddete karşı mücadele eden Kurultay Bileşeni kadın örgütlerinden kadınların her yıl başka bir ilde bir araya geldikleri 22. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Ara Kurultayı 27-29 Nisan tarihlerinde Mersin’de Bağımsız Kadın Derneği ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

 
Üç gün süren Ara Kurultay’ın ilk gününde katılımcılar, bir önceki Ara Kurultay’dan bu yana gündemlerini; özellikle de yerel yönetimlerle ilişkilerini ve bu ilişkilerin kadına yönelik şiddetle mücadelelerini nasıl etkilediğini paylaştılar.
 
Ara Kurultay’ın ikinci gününde “Yereldeki İlişkilerimizi Nasıl Güçlendirebiliriz?” konulu bir atölye çalışması yaptık. Bu çalışmada hem Ara Kurultay’ın yapısının kurultay bileşenlerinin yereldeki ilişkilerini güçlendirecek şekilde nasıl yeniden biçimlendirilebileceğini hem de yerelde kadına yönelik şiddetle mücadelede sorumluluğu olan kurumlarla ilişkilerimizdeki zorluklar ve mücadele yöntemlerimizi paylaştık. Zorluk yaşadığımız konuları öncelikli olarak belirleyerek önümüzdeki dönemde ortaklaşa yapabileceğimiz çalışmaları tartıştık. Ayrıca günün sonunda yaptığımız “Feminist İlkelerimiz” oturumu ile bizi karşı karşıya getiren ve birleştiren kavramları ve nasıl feminist bir dil kurabileceğimizi konuştuk. 
 
Ara Kurultay’ın son gününde ise bir önceki Kurultay’da yapılması planlanan çalışmalar, takip edilmesi önerilen konular ve bunların hayata geçirilmesi değerlendirildi, gelecek dönem için yeni planlamalar yapıldı. Üçüncü gün ayrıca 22. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Ana Kurultayı’nın teması/ana başlığı, Kurultay’ın hangi örgütün ev sahipliğinde gerçekleştirileceği, atölye ve panel/sunum içerikleri konuşuldu ve karara bağlandı. 22. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı Ekim ayında Mor Çatı, Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV) ve Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği ev sahipliğinde İstanbul’da yapılacak.

 
Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı Türkiye’de kadına yönelik şiddet alanında mücadele eden, sığınak ve / veya dayanışma merkezi bulunan ya da bunu kısa vadede hedefleyen feminist ve bağımsız kadın örgütlenmelerinin oluşturduğu bir platform. Kurultay bileşenleri 1998 yılından beri her yıl 25 Kasım öncesinde farklı bir ilde üç gün boyunca bir araya gelerek mücadele alanındaki deneyimlerini paylaşıp ortak politikalar saptamak için çalışıyor. Bunun yanında her yıl ilkbaharda Ana Kurultay’a hazırlık yapmak ve Kurultay bileşenlerine destek vererek örgütlenmeyi güçlendirmek amacıyla üç gün süren Ara Kurultay organize ediliyor.

 
 
Bir çocuk güvende değilse hiçbir çocuk güvende değil!

23 Nisan Çocuk Haftası’nda hazırladığımız bildiriyle hatırlattık: Her çocuğun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılandığı, güvende ve değerli hissettiği, mutlu olduğu bir ortamda yaşamaya, kendini ifade etmeye hakkı var. Bu hem devletin sorumluluğu hem de ebeveynlerin ortak sorumluluğu. Bakım sorumluluğu sadece anneye yüklendiğinde ev içi şiddet başlamış demektir! 

TÜİK ve Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de çocuklara karşı işlenen cinsel suçların boyutu ürkütücü ve verilere göre vakalarda artış gözleniyor. Mahkeme kararları etkili biçimde uygulanmıyor ve çocukların hayatı tehlikeye atılıyor, bir kez daha yalnız ve çaresiz bırakılıyorlar. İstismar vakalarında çocuklara verilen destek çok yönlü olmalı. İstismarı sonlandırmanın yolu, ona kapı açan ihmalleri durdurmaktan geçiyor.
Açıklamanın tamamını buradan okuyabilirsiniz.

 
 
Kürtaj yasağı sona erdi

Kürtajın 66 yıldır yasak olduğu Güney Kore’de kadınların mücadelesi Anayasa Mahkemesi’ne tarihi bir karar aldırdı. Ülkede 1953 yılında çıkarılan yasayla tecavüz, ensest veya sağlık riski gibi gerekçeler dışında kürtaj yasaklanmış, kürtaj yaptıran kadınlar ve uygulayan doktorlara para ve hapis cezaları uygulanmıştı. Bir kadın doktorun yasağın kadınların sağlığına verdiği zararlarla ilgili açıklamalarıyla açılan tartışma Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Mahkeme yasağın kadınların seçme hakkını ihlal ettiğine ve anayasaya aykırı olduğuna hükmetti. Karar sonrası kürtajla ilgili 2020’ye kadar yeni yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor.

 
 
Çatışma dönemlerinde cinsel şiddete dair yeni karar
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 23 Nisan 2019’da çatışma dönemlerinde cinsel şiddetin sona erdirilmesi hakkında yeni bir karar yayınladı. Almanya tarafından önerilen kararın ilk halinde yer alan kadınların cinsel sağlık ve doğurganlık haklarına dair vurgular Amerika, Rusya ve Çin gibi ülkeler tarafından yürütülen itirazlar sonucunda metnin son halinde yer almadı. Metin kabul edildiği haliyle yine de önemli bir nokta olarak çatışma ve çatışma sonrası dönemlerde meydana gelen her türlü şiddetin önlenmesi, bu tür şiddete son verilmesi ve suçluların cezalandırılması konusunda ilgili otoritelerin yükümlülüklerini vurguluyor, özellikle de ulusal otoritelerin iç hukukta ve yargı sisteminde değişiklik yapmaları gerektiğinin altını çiziyor. Karar ayrıca mağdur odaklı bakım ve destek hizmetlerinin sağlanmasını tavsiye ediyor. Bu kararla birlikte ilk defa tecavüz sonucu dünyaya gelen çocuklara ve annelerine destek çağrısı yapılıyor. Karar metnine buradan ulaşabilirsiniz.
 
 
Dünyada bir ilk: Cinsiyetçiliğin önlenmesi için uluslararası yasal belge!
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi dünyada ilk defa cinsiyetçiliğin önlenmesi için uluslararası bir yasal belgeyi kabul etti. Hazırladıkları tavsiye metni ile konsey ilk defa cinsiyetçiliğin uluslararası düzeyde kabul edilmiş bir tanımını yapmış oldu. Metinde cinsiyetçiliğin kadın ve erkek arasındaki eşitsiz güç ilişkisinin bir yansıması olduğuna ve yerleşmiş toplumsal cinsiyet rollerinden beslendiğine vurgu yapıldı. Ayrıca metinde “gündelik hayattaki cinsiyetçiliğin kadına yönelik şiddetin devamı olarak kadınların özgürlüklerini kısıtlayan korku, tehdit, dışlanma ve güvensizlik ortamının bir parçası olduğu” söylendi. Metin son dönem teknolojilerin cinsiyetçiliğin üretilmesi ve uygulanmasındaki rolünün de altı çiziyor. Metinde yer alan ilkelerin üye ülkeler tarafından uygulanmasının izlenmesi ve Avrupa Konseyi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’na bilgi verilmesi öngörülüyor. Belgeye buradan ulaşabilirsiniz.
 
 
Şiddete karşı yeni yöntemler, yeni araçlar
Avrupa Konseyi, Londra Metropolitan Üniversitesi’nden Liz Kelly ile birlikte İstanbul Sözleşmesi standartlarının daha iyi uygulanması amacıyla “İstanbul Sözleşmesi standartlarına uygun olarak kadına yönelik şiddet mağdurları için destek hizmetleri haritalandırılması” yöntemi ve araçları oluşturdu. Bu yeni yöntem ve araçlar İstanbul Sözleşmesi izleme süreçlerine katılan devletler için GREVIO’ya rapor hazırlarken kullanabilecekleri önceden hazırlanmış şablonları içeriyor. Bu şablonlar özel ya da genel destek hizmetlerinin gerçekten mevcut olup olmadığına, bu hizmetlerin merkezi, yerel ya da bağımsız kurumlar tarafından mı yürütüldüğüne ve hizmetlerdeki boşluklar ve eksiklerin belirlenmesine dair ilgili bütün verilerin toplanmasını kolaylaştırıyor. Bu yöntem ve araçlara dair rapora buradan ulaşabilirsiniz.
 
 
Mor Çatı’ya destek olmak için neler yapabilirsiniz?
 
Bizimle iletişime geçmek için lütfen morcati@morcati.org.tr adresini kullanın, bu maili cevaplamayın.

www.morcati.org.tr | İletişim | Twitter

Bülten listesinden çıkmak için tıklayın