E-Bülten : 2019 / Mart

Bu bülteni düzgün görüntüleyemiyorsanız online versiyonu için tıklayın
 
MOR ÇATI BÜLTEN
8 Mart'ta yüz binlerce kadın isyanı dile getirdi

Türkiye'de 17 yıldır düzenlenen 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü'ne her geçen yıl daha fazla kadın katılıyor, bunların büyük bir çoğunluğu genç kadınlar. 8 Mart, artık kadınların isyanlarını ve güçlerini ortaya koydukları yılın en coşkulu günlerinden biri. Bu yıl İstanbul'da yürüyüşe katılan kadınlar polisin engellemesine karşın dağılmadı; sayıları 50 bini aşan farklı taleplere sahip kadınlar, birlikte güçlenen seslerini tüm Türkiye'ye ve dünyaya duyurdular. Aynı anda Ankara, Antalya, Bodrum, Denizli, Çanakkale, Fethiye, İstanbul, İzmir, Mersin gibi Türkiye’nin birçok ilinde de Feminist Gece Yürüyüşleri yapıldı. Türkiye dışında ise İspanya'dan Arjantin'e, Kore'den Lübnan'a birçok ülkede 8 Mart yürüyüşlerinde yoğun kalabalıklar vardı. Yüz binlerce kadının katıldığı bu yürüyüşlerden basına yansıyan görüntüler ve pankartlara taşınan mesajlar da isyanımızın ve taleplerimizin dünya kadınlarınca paylaşıldığını, sesimizin karşılık bulduğunu bir kez daha gösterdi. 

 
 
Kadınları feminizm güçlendirir!

8 Mart öncesinde Mor Çatı feminizmin kadınları nasıl daha güçlü kıldığına vurgu yapan bir açıklama yaptı: Erkek şiddetine karşı mücadele eden feminist bir örgüt olarak 1990 yılından bu yana kadınların maruz kaldığı baskı ve şiddete tanıklık ediyoruz. Feminist yöntemlerle, kadınların güçlenmesini temel alarak kurduğumuz dayanışma bizlere erkek şiddetinin kadınların hayatlarında nelere mal olabildiğini gösterdiği gibi, kadınların dayanışmadan güçlenerek neler yapabildiklerini de öğretiyor.

Görüyoruz ki zorlu mücadelelerle kazandığımız haklarımıza erişimin kendisi bugün yeni bir mücadele alanı haline geldi. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ifadesi dahi ortadan kaldırılmak istenerek sorunun kaynağı yok sayılmaya çalışılıyor. Kadınlara itaat etmelerini söyleyen, güçlenmelerinin önünü kesen politikalar yaygınlaşıyor. 8 Mart bildirisini okumak için tıklayın.

 
 
Neden kadınların nafaka hakkına dokunmayın diyoruz?

Son zamanlarda nafaka hakkının kısıtlanmasına yönelik tartışmalar, kadınların gerçekliğini yansıtmaktan çok uzak. Mor Çatı’ya başvuran kadınların tanıklıkları, var olan düzenlemede bile kadınların nafaka hakkından yararlanmasının önünde sayısız engel bulunduğunu ortaya koyuyor. Kadınların en az 1/3’ünün şiddetle yüz yüze bulunduğu Türkiye’de nafaka miktarı ne şiddetten uzaklaşmak ne de kadınların yitirdiklerini tazminat yoluyla telafi etmek için yeterli. Mor Çatı’ya başvuran kadınların çoğu can güvenlikleri için bu haktan bile vazgeçtiklerini ifade ediyorlar. Kaldı ki kadınların yine büyük çoğunluğunun yanlarında çocukları da bulunuyor. Yasadaki boşluklardan dolayı erkekler nafaka ödememek için malvarlığını başkasının üzerine yapmak, gelirini asgari ücretten göstermek, tebligatın eline ulaşmadığını ileri sürmek, ikametgâh değiştirmek gibi yollara başvuruyorlar. Nafaka miktarları, enflasyon oranına bağlı olmadığından bir süre sonra değerini yitirebiliyor. Belirlenen nafakayı bile alamayan kadınların, başvurdukları kurumlar aracılığıyla hızla sonuç almaları ise sık karşılaştığımız bir durum değil. Konuyla ilgili raporumuza web sitemizden, basında çıkan Mor Çatı gönüllülerinin görüşlerine ise aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.

http://bianet.org/kadin/kadin/206806-mor-cati-dan-zuhal-gureli-nafaka-kadinlar-icin-vazgecilmez-hak 

http://bianet.org/kadin/kadin/206800-mevcut-nafaka-duzenlemesi-neyi-kapsiyor-nasil-yapilmak-isteniyor 

 
 
Sosyal çalışmacı kadını kurban olarak görmemeli

6 Mart 2019 tarihinde, Altınbaş Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü’nün düzenlediği “Erkek Şiddeti ve Sosyal Hizmet” başlıklı panelde yer aldık. Panelde Mor Çatı adına konuşan Gülsun Kanat Dinç, şiddet sonrasında kadınların yeni bir hayat kurmalarında sosyal çalışmanın önemini vurguladı ve Mor Çatı’da sosyal çalışmacıların ne gibi ilkeler benimsediğini anlattı. Ayrıca, süreçte karşılaşılan aksaklıklar konusunda sosyal çalışmacıların “hak savunusu” görevinin de altını çizdi.

Sosyal çalışmacıların feminist bir yaklaşım benimsemesi, erkek şiddetiyle mücadelede gerçekten çok önemli. Bize göre bunun anlamı, şiddetin nedenini sorgulamak yerine hiçbir koşulda “hak edilmiş” şiddet olmadığının bilincine varmak; kadınların “mağdur” ya da “kurban” değil, maruz kaldıkları şiddetle mücadele edebilecek güce sahip bireyler olduklarının farkında olmaları demek. Bunun için de en önemli noktalardan biri, kadınlara asıl kendilerinin ne yapmak istediğini sorarak işe başlamak, kendileri ve çocukları için verdikleri kararlara saygı duymak... Oysa Mor Çatı’ya başvuran kadınların başka kurumlardaki deneyimleri, bu konudaki iyi örneklerin sınırlı olduğunu bizlere gösteriyor. Erkek şiddeti deneyiminden geçen kadınlarla dayanışma gösterirken sosyal çalışmacının kendini koruması da çok önemli. Bu alanda çalışanların süpervizyon almaları, ikincil travma vb. konularla başa çıkabilmeleri açısından büyük önem taşıyor. Bizler Mor Çatı’da bunu elimizden geldiğince sağlamaya çalışıyoruz. Ancak ne yazık ki kamu kurumlarında çalışan sosyal çalışmacıların her zaman böyle bir şanslarının bulunmadığı da bilinen bir gerçek.

 
 
Liseli gençler flört şiddetini tanımak istiyor
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Özel Halkalı Arenapark Uğur Anadolu Lisesi’nin 8 Mart programına davetliydik. Öğrencilerin kadın cinayetlerine dikkat çekmek için hazırladıkları gösterinin ardından flört şiddeti üzerine sunum yaptık. Mor Çatı’nın kurulma hikayesini, Dayanışma Merkezi ve Sığınak’ta 28 yıldır sürdürdüğümüz kadın dayanışmasını ve erkek şiddetine karşı feminist yöntemlerle çalışmanın önemini paylaştık. Ardından, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, flört şiddetinin farklı türleri, güvenli ve güvensiz ilişkilerin nasıl ayırt edilebileceği ve flört şiddetine maruz bırakıldığımızda nerelerden destek alınabileceği üzerine konuştuk.
 
 
Kadın örgütleri ile devlet kurumları erkek şiddetine karşı çözüm önerilerini tartıştı

5-6 Mart tarihlerinde Viyana Ev İçi Şiddet Müdahale Merkezi’nin düzenlediği Kadına Yönelik Şiddet konferansına katıldık. Ana sloganı “Şiddetsiz bir yaşam sürme hakkı!” olan uluslararası konferansta Avusturya ve Avrupa’da şiddete maruz kalan kadınlar ve çocuklarını koruma, destekleme ve güçlendirme konusunda öne çıkan sorunlar ve etkili politikaların neler olması gerektiğini oldukça detaylı bir şekilde konuşma fırsatı bulduk. Konferansta ilgili alanda çalışan yerel ve uluslararası örgütlerden temsilciler, sosyal çalışmacılar, avukatlar ve hakimlerin yanı sıra hükümetlerin temsilcileri ile Avusturya ve Avrupa Parlamentosu’ndan temsilciler de çeşitli sunumlar yaptı; tartışma oturumları ve atölyeler düzenlendi.

Kadınlarla birebir çalışan sivil toplum örgütlerinin dikkat çektiği en önemli hususlardan biri kadına yönelik şiddetle mücadeleye ayrılan bütçelerin yetersizliğiydi. Yasaları, şiddeti önleme politikaları, destek ve müdahale mekanizmalarıyla dünyadaki en iyi örneklerden biri olan Avusturya’da bile şiddetle mücadeleye ayrılan bütçe yeterli değil. Devamı için tıklayın.

 
 
2018 yılı Faaliyet Raporumuz yayınlandı

Faaliyet raporumuzda Mor Çatı’nın yıl içinde düzenlediği faaliyetlerin yanı sıra dayanışma merkezimize başvuran kadınların ve çocuklarının paylaşımlarından edindiğimiz bilgiler ve sığınak çalışması deneyimimiz paylaşılmakta. Bu bilgi ve deneyimler hangi şiddet türlerinin yaşandığını ortaya koyduğu gibi, kadınların şiddetten uzaklaşmaya karar verdiklerinde var olan mekanizmalardan ne ölçüde faydalanabildiklerinin de bir göstergesi…

2018 yılında dayanışma merkezimize ilk defa başvuran 800 kadın ve çocukla, 1409 görüşme yapıldı. Bu sayı daha önceki yıllarda başvurmuş olup 2018’de de destek almaya devam eden kadınlarla yapılan görüşmelerle birlikte toplamda 1808’e ulaştı. Başvuran kadınların %36’sının 25-34 yaş aralığında ve %61’inin resmi nikahla evli olduğu, %55’inin kocalarından şiddet gördüğü belirlendi. Evliliği teşvik eden ve boşanmaları engellemeye çalışan politikalar yaygınlaşırken, kadınların en çok evlilik hayatlarında ve kocaları tarafından şiddete maruz kaldıkları gözlemlendi. Son yıllarda zorla ve erken yaşta evlendirilmek istenen kadınların destek talebinde de artış olduğu saptandı. Bu örnek bize her türlü baskı, engelleme ve zorlamaya rağmen kadınların kendi hayatlarını kurma iradesini gösteriyor. 18 yatak kapasiteli sığınağımızda 2018 yılında 44 kadın çocukları ile birlikte kaldı. Sığınaktaki kadınlarla yaptığımız çalışmada, sığınağa gelmelerine neden olan şiddet dışında farklı şiddet biçimlerine de maruz kaldıklarını belirledik. Birçok kadın evlilik hayatlarında ekonomik şiddet ve tecavüze maruz kalmalarının yanı sıra çocukken cinsel istismara ya da aileleri tarafından yaralama boyutunda fiziksel şiddet yaşadıklarını paylaştılar. Evlilik hayatlarında şiddet gören kadınların yarısından çoğunun 18 yaş ve öncesinde evlendiğini / evlendirildiğini, bir kısmının ise 18-20 yaş arasında evlenmiş olduklarını öğrendik. Mülteci kadınların ise çok katmanlı şiddet biçimlerine maruz bırakıldıklarını belirledik.

Faaliyet raporunu okumak için tıklayın.

 
 
Hukuk fakültesi öğrencileriyle buluştuk

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Kulübü öğrencileri 8 Mart için düzenledikleri etkinliğe Mor Çatı’yı davet ettiler. Mor Çatı adına toplantıya katılan hukukçu gönüllümüz Mine Akarsu, yaptığı konuşmada kadınlara uygulanan şiddet ve ayrımcılığın ulusal ve uluslararası mevzuatta nasıl yer bulduğunu anlattı. Panelin ikinci oturumunda 6284 sayılı kanun ele alındı. Öğrencilerin katılımı ve ilgisi doğrultusunda gerçekleşen soru cevap bölümünde feminist ilkelerin hukuktaki yansımaları, gerek iç hukukumuzda ve gerekse uluslararası sözleşmelerdeki kazanımlar ile kadın mücadelesi arasındaki bağlar tartışıldı.

 
 
Mor Çatı’ya destek olmak için neler yapabilirsiniz?
 
Bizimle iletişime geçmek için lütfen morcati@morcati.org.tr adresini kullanın, bu maili cevaplamayın.

www.morcati.org.tr | İletişim | Twitter

Bülten listesinden çıkmak için tıklayın