EBülten : 2019/1

Bu bülteni düzgün görüntüleyemiyorsanız online versiyonu için tıklayın
ŞUBAT'19
MOR ÇATI BÜLTEN
Karar Aldım Kampanyası’nı Başlattık



Kasım ayında 6284 sayılı Kanun’un kadınlar için yaşamsal önemini vurgulamak, tüm kadınların 6284 sayılı Kanun kapsamındaki haklarının bilinirliğini artırmak ve Kanun’un nitelikli olarak uygulanmasını yaygınlaştırmak amacıyla Karar Aldım Kampanyası’nı başlattık.

Kadınlar için şiddeti hayatlarından uzaklaştırmak kolay verilebilen bir karar değil. Koca, sevgili, baba, erkek kardeş gibi yakınlarından gördükleri şiddeti hayatlarından çıkarma kararı aldıklarında onları güçlendirecek destek mekanizmalarının varlığı hayati önem taşıyor. Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadelede en önemli mekanizmalardan biri 6284 sayılı Kanun. Kadınlar maruz kaldıkları şiddeti sonlandırma, şiddetten uzak yeni bir hayat kurma kararı aldıklarında bunu sağlayacak destekleri 6284 sayılı Kanun kapsamında talep edebiliyorlar.

Kanun’un sağladığı haklara dair bilinirliği artırmak amacıyla http://www.kararaldim.org web sitesini ve sosyal medyada yaygınlaştırmak üzere bilgi görsellerini hazırladık. Kanun kapsamındaki haklarımızı içeren bilgilendirici broşürleri Kadıköy’de dağıttık, Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı bileşenlerinden 20 kadın örgütü tarafından (kapatılan örgütler dahil) kendi illerinde dağıtım yaptılar. 24-27 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen bu etkinlikle 14 ilde 20.000 kadına broşürler ulaştırıldı, yüz yüze iletişim kurularak Kanun hakkında bilgi paylaşıldı.

Kampanya için hazırlanan görsellerde yüzleri görünmeyen farklı yaşlarda kadın figürler ellerinde “Karar aldım” yazılı kağıt parçalarını tutuyor. Her bir görselin sağ alt köşesinde ise şiddete maruz kalan kadınların 6284 sayılı Kanun’da yer alan yasal haklarına dair kısa ve etkili notlar, şiddetle yaşayan, şiddete tanık olan tüm kadınların bilgisine sunuluyor:

  • Şiddet uygulayanın telefon, sosyal medya, e-posta ve benzeri bir kanaldan erişiminin engellenmesi.
  • Can güvenliğinden endişe duyan ve yerinin gizliliğini talep eden kadının kimlik ve adres bilgilerinin tüm resmi kayıtlarda gizlenebilir hale getirilmesi.
  • Can güvenliği nedeniyle acil olarak kalacak yere ihtiyacı olan kadın ve çocuğunun/ çocuklarının ivedilikle bir kadın sığınağına yerleştirilmesi.
  • Şiddet uygulayanın evden uzaklaştırılması ve eve tekrar yaklaşmamasının sağlanması.
  • Şiddet gören kadının evden ayrılması durumunda suçlu durumuna düşmeden çocuklarının geçici velayetini alabilmesi.
  • Sosyal medya, telefon, mail yoluyla “ısrarlı takip”te bulunan kişinin tacize uğrayanın konutuna, okul ya da iş yerine ulaşmasının engellenmesi.
 
 
Nafakanın Sınırlanması Eşitsizliği Artırır



Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı birlikte düzenledikleri “Gündem Buluşmaları: Nafaka Sistemi Çalıştayı”nda nafakayı sınırlandırmayı ele aldılar. Aralarında Mor Çatı’nın da bulunduğu birçok kadın grubu ise ortak bir açıklama yaparak nafakanın sınırlandırılmasına karşı çıktı, Çalıştay’da vurgulananın tersine nafakanın kadın erkek eşitsizliğine karşı küçük bir önlem olduğunu savundu. Kamuoyunun yanıltılmasını engellemek amacıyla açıklamada “Doğru bilinen yanlışlara” yer verildi.

Buna göre:

  • Türk Medeni Kanunu’nun çalıştaya konu olan 175.maddesinde cinsiyet belirtilmediği, dolayısıyla her iki tarafın da yoksulluk nafakası talep edebileceği vurgulandı. Türkiye’de yoksulluk nafakasının uygulamada daha çok kadınlara bağlanmasının, toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle genellikle kadınların yoksul olmasından kaynaklandığı belirtildi.

  • Nafakanın kamuoyuna yansıtıldığı gibi süresiz olmadığı, nafaka ödeyen kişinin koşullar değiştiği takdirde nafakanın kesilmesini talep edebileceği ve takdir edilen nafakanın da, yoksulluğu giderecek miktarda olmadığı belirtildi.

  • Yoksulluk nafakasına evli kalma süresi, çocuk olup olmaması, boşanan kadının yaşı, gelir durumu gibi çeşitli kıstaslara göre sınırlama getirme taleplerine cevaben nafakanın erkeklerin kadınlara bir lütfu olmadığı; devletin, kadınların güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacıyla aldığı bir tedbir olduğu vurgulandı.

  • Son olarak, kadınların nafaka hakkına sınırlama getirmenin, Türkiye’de giderek artan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştireceği, bu düzenlemenin kadınlara yönelik ekonomik, psikolojik, cinsel ve fiziksel şiddeti artıracağı, kadınları ev içine hapsedeceği ve kadınların boşanma kararı almalarını zorlaştırarak büyük hak ihlallerine neden olacağı ifade edildi.
 
 
Bir İhlal Örneği: 3. Çocuğa Destek Yok!

Mor Çatı olarak dayanıştığımız kadınlardan birinin sosyal ekonomik desteklerle ilgili önemli bir sorun yaşadığına tanıklık ettik. Uzun süredir eşinden gördüğü şiddetle mücadele eden kadının 9, 7 ve 2 buçuk yaşlarında 3 tane çocuğu bulunuyor. Çocuklarından birinde RAM tarafından konmuş Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı ve bir takım sağlık sorunları mevcut. 6 aydır 9 ve 7 yaşındaki çocukları için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndan SED (sosyoekonomik destek) alıyor. Bu parayı çocuklarının sağlık, okul vb. giderleri için kullanıyor. Ancak kadının çocuklarıyla şiddetten uzak bir hayat kurabilmesi için tam zamanlı olmasa da çalışması gerekiyor. Bu nedenle 2,5 yaşındaki çocuğu için yine bakanlığın kreşler ve gündüz bakımevleri yönetmeliğince de tanınan kontenjan üzerinden kreş desteği için başvuruda bulundu. Ancak Bakanlığa ait sosyal hizmet birimi tarafından kendisine zaten hali hazırda çocukları için SED aldığından kreş desteğinin mümkün olmadığı bilgisi verildi. Sonraki süreçte tarafımızdan sosyal çalışmacılarla yapılan görüşmede bilgi teyit edildi.

Yönetmelikte böyle bir net çerçeve bulunmamasına rağmen kadın SED aldığından dolayı kreş desteği talep edemiyor. Yapılan görüşmede tüm başvuruların kişi bazlı değerlendirildiği ve yönetmelikte yazmasa da bu kararın verilebileceği bilgisi tarafımıza verildi. Tam da kadının durumu özelinde değerlendirilmesi gerektiği için kreş desteğinin sağlanmasının elzem olduğu söylenmesine rağmen başvuru reddedildi. Sosyal inceleme raporu gönderilse bile bir değişiklik olmayacağı bilgisi verildi. Kadının bebeğini kreşe vermediği sürece çalışması ve çocuklarıyla şiddetten uzak bir hayatı sürdürmesi oldukça güç görünüyor. Türkiye’de kreş açılmasını desteklemeyen hatta Sayıştay’ın kreşleri kamu zararı olarak tanımladığı örnekte olduğu gibi kreşlerin kapanmasını teşvik eden yaklaşım kadınların bağımsız bir hayat kurması önünde önemli engellerden biri olarak duruyor.

 
 
Flört Şiddetini Nasıl Tanırız?

Mor Çatı gönüllüsü, psikolog Damla Gürkan, kadınların flört şiddetini tanıyabilmeleri için ipuçları verdi. TÜYAP Kitap Fuarı’ndaki söyleşiye katılan çok sayıda üniversite öğrencisi, hem soru yönelttiler, hem de deneyimlerini paylaştılar. Damla, söyleşide şiddetin biçimlerini tanımayı, ilişkide ipuçlarını görmeyi sağlayacak video ve görsellerden yararlandı. Güncel kampanyalar, yararlı olabilecek web sitelerine işaret etti. Dinleyicilerden gelen sorularla feminist ilkeleri tartışmaya açarken, bu ilkelerin kadınların güçlenmesi, dayanışabilmesi bakımından önemine değindi.

 
 
Kadın Örgütleri GREVIO Türkiye Değerlendirme Raporu’nu Tartışıyor

Mor Çatı olarak 18 Aralık’ta Ankara'da Türk Kadınlar Birliği (TKB)’nin ev sahipliğinde düzenlenen GREVIO Türkiye Değerlendirme Raporu Tanıtım Toplantısı'na katıldık. GREVIO İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye’de ne derecede uygulandığını inceleyen değerlendirme raporunu 15 Ekim 2018’de açıklamıştı. Bu toplantıda GREVIO Heyeti Başkanı Feride Acar’ın ve gölge raporu sunan kadın örgütlerinin katılımıyla değerlendirme raporu sonuçları ve rapora göre önümüzdeki dönemde yapılması gerekenler tartışıldı.

Toplantının sabahki oturumunda İstanbul Sözleşmesi detaylıca anlatıldı. Devamında gölge rapor yazım süreci ve GREVIO heyeti ile yapılan toplantıya dair bilgiler aktarıldı. Öğleden sonraki oturumda ise Değerlendirme Raporu’nun bir analizi yapıldı. Toplantı soru-cevap bölümü ile sona erdi. Toplantıda Değerlendirme Raporu’nun Türkçe gayrı resmi çevirisi de dağıtıldı.

UNFPA (Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu) ve UN Women (Birleşmiş Milletler Kadın Birimi) desteğiyle düzenlenen toplantıda ayrıca Türkiye Barolar Birliği’nden temsilciler de yer aldı. 

Toplantıda ayrıca Mor Çatı olarak Türkiye Barolar Birliği’nden temsilcilerle baroların adli yardım bölümlerinde toplumsal cinsiyet eğitimi verilmesi konusunda fikir alış-verişinde bulunduk. Önümüzdeki dönemde bu konuda yapmayı planladığımız çalışmalar hakkında bilgi verdik.  

 
 
Birleşmiş Milletler Bölgesel Forum’unda İstanbul Sözleşmesinin Uygulanması Ele Alındı 

Mor Çatı olarak UN Women (Birleşmiş Milletler Kadın Birimi) tarafından 27-28 Kasım’da Üsküp’te düzenlenen “Batı Balkan Ülkeleri ve Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi’nin Uygulanmasının Desteklenmesi” Bölgesel Forum’una katıldık. Toplantıda Türkiye’den İstanbul Sözleşmesi Türkiye İzleme Platformu üyesi bağımsız kadın örgütlerinden bazı temsilcilerin yanı sıra Türkiye resmi temsilcisi olarak Kamu Haklarından Sorumlu Ombudsman Cemile Özlem Tuncak ile Mağdur Hakları Daire Başkanlığı’ndan bir kadın hakim yer aldı.

Toplantının ilk oturumunda GREVIO Heyeti Başkanı Feride Acar, Birleşmiş Milletler Kadına Yönelik Şiddet eski Özel Raportörü Yakın Ertürk ve Mor Çatı’nın da üye olduğu WAVE (Avrupa Şiddete Karşı Kadınlar Ağı) yöneticisi Stephanie Futter-Orel konuşmacı olarak yer aldılar. Diğer oturumlarda Türkiye’nin de içinde bulunduğu yedi ülkenin resmi temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler ülkelerinde İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasına yönelik son gelişmeleri ve devam eden sorunları paylaştılar.

UN Women tarafından düzenlenen Bölgesel Forum’un genel amacı CEDAW (Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığı Önlemesi Sözleşmesi) ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasına yönelik ulusal ve bölgesel düzeyde somut öneriler oluşturulmasını sağlayacak değerlendirmeler yapmak. Bölgesel Forum ayrıca normlara dair çerçeveyi ve şiddet mağduru kadınlara yönelik hizmetleri geliştirmek amacıyla ulusal hükümetler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki diyalogu geliştirecek alanlar açmayı hedefliyor. 

Programa dair detaylı bilgiye şu linkten ulaşabilirsiniz.

 
 
Şişli Belediyesi Kreş Eğitmenleri ile atölye gerçekleştirdik

Şişli Belediyesi’nn talebiyle belediye kreşlerinde çalışmakta olan öğretmenlerin şiddet konusundaki farkındalıklarını artırmak üzere 2 ayrı atölye gerçekleştirdik. 10 Kasım ve 22 Aralık tarihlerindeki Kadına ve Çocuğa Yönelik Şiddetle Mücadele Atölyelerinde kadına ve çocuğa yönelik şiddetin kaynağı, türleri, etkileri ve bu alandaki hukuki uygulamalar üzerinde duruldu.

Erkek şiddetinin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden, kadın ve erkek arasındaki yapısal güç dengesizliğinden kaynaklandığı, aslında çocuğa yönelik şiddet ve istismarın da bu güç ilişkilerinden ayrı olmadığı ele alındı. Şiddetin haklı bir gerekçesi olamayacağı vurgulanırken, kadına ve çocuğa yönelik gerçekleştirilen şiddetin öfke boşaltmak, kontrol etmek veya cezalandırmak amacıyla yapıldığı ifade edildi. Buna göre ataerkil toplum yapısında karşılaştığımız şey, şiddet uygulayanın kadın veya çocuğu kontrol etmek veya kendi istekleri doğrultusunda karşı taraf cezalandırması şeklinde olmaktadır. Bunun fark edilmesi şiddetin durdurulması, şiddete maruz kalanın desteklenmesini sağlayacaktır.

“Aile İçerisinde ve Yakın İlişkilerde Yaşanan Şiddetin Çocuk Üzerindeki Doğrudan ve Dolaylı Etkileri ile Çocuğa Yönelik İhmal ve İstismar” başlığı altında ise kreş eğitmenleri ile şiddetin var olduğu bir ailede çocukların bundan nasıl etkilenebileceği ve bu etkilerin nasıl fark edilebileceği üzerinde duruldu. Doğrudan ihmal ve istismara maruz kalan çocukların yanı sıra, annesinin gördüğü şiddetten ötürü dolaylı olarak da çocukların travmatize olabileceği, ihmal veya istismara daha fazla açık olabileceği üzerinde duruldu. Ayrıca kreş eğitiminde çocukların toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir şekilde eğitim almalarının önemi vurgulandı; aile içerisindeki eşitsiz rol dağılımının kadına yönelik ayrımcılığı pekiştirdiği ve erkek egemen zihniyetin yeniden üretildiği paylaşıldı. Bu noktada kreş eğitmenlerinin erkek ve kız çocuklarına bu farkındalıkla yaklaşmasının ne kadar önemli olduğu tartışıldı.

Son olarak “Çocuk ve Kadın Hakları Alanında Hukuk Uygulamaları” ve “Şiddete Maruz Kalan Kadınlara ve Çocuklara Mor Çatı Yöntemleri ile Destek Olmak” başlıkları altında bu alandaki hukuki mekanizmalar, yaptırımlar ve Mor Çatı’nın yaklaşımı üzerinde durduk.

 
 
Mor Çatı’ya destek olmak için neler yapabilirsiniz?
 
Bizimle iletişime geçmek için lütfen morcati@morcati.org.tr adresini kullanın, bu maili cevaplamayın.

www.morcati.org.tr | İletişim | Twitter

Bülten listesinden çıkmak için tıklayın