EBülten : 2018/4

Bu bülteni düzgün görüntüleyemiyorsanız online versiyonu için tıklayın
ARALIK'18
MOR ÇATI BÜLTEN
21. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı Bodrum’da yapıldı

Mor Çatı’nın da bileşenlerinden olduğu Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı, kadına yönelik şiddetle mücadele alanındaki deneyimleri paylaşmak, ortak politikalar saptamak, örgütler ve kurumlar arasında kalıcı bir iletişim ağı kurmak amacıyla oluşturuldu ve ilk kurultay 1998 yılında yapıldı. "Sığınaksız Bir Dünya" talebiyle 21 yıldır düzenlenen kurultay bu yıl "Kadına Yönelik Erkek Şiddetiyle Mücadele Yeni Devlet Politikalarının Neresinde?" başlığıyla Bodrum Kadın Dayanışma’nın ev sahipliğinde gerçekleşti. 50 kadın ve LGBTİ örgütü ve 39 kamu kuruluşundan 205 kadının katılımıyla düzenlenen kurultayın “Kadına Yönelik Erkek Şiddetiyle Mücadelede Değişen Devlet Politikaları” başlıklı ilk oturumunda diyanet protokolleri ve boşanma komisyonu zemininde 6284 sayılı kanun ve nafaka tartışmalarına değinen sunumlar yapıldı. “Kadına Yönelik Erkek Şiddeti ile Mücadele Alanlarının Daraltılması ve Mücadele Yöntemleri” başlıklı ikinci oturumda ise yerel yönetim pratikleri tartışıldı. Kadın örgütlerinin kapatılmasının ardından Diyarbakır’da şiddetle mücadele, Diyarbakır Bağlar belediyesi sığınağı, Ankara Çankaya belediyesi kadın danışma merkezi ve Bodrum’da erkek şiddetiyle mücadele deneyimlerine dair sunumlar yapıldı. “Cinsel Şiddet ve İstismar” başlıklı son oturumda ise ihmal ve istismarla mücadele ve yasal düzenlemeler tartışıldı. Kurultayın ikinci günü ise atölyeler ile devam etti. Atölye sonuçları ise üçüncü gün katılımcılarla tartışıldı. 21. Kurultayın sonuç bildirgesi 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’nde Sığınaksız Bir Dünya web sitesinde paylaşıldı.

 
 
Gizlilik kararı uygulamasında karşılaşılan bir sorun
Mor Çatı sığınağında kalan, 6284 sayılı Kanun gereğince kendisinin ve çocuklarının koruma ve gizlilik kararı olan bir kadının 9.sınıfa geçen oğlunun okul kaydı, adresleri gizlilik kararı gereği ŞÖNİM göründüğünden, gidemeyeceği uzak bir liseye otomatik olarak Milli Eğitim tarafından yapıldı. Daha sonra kadın nakil yaptırmak için okula gittiğinde nakli yapılmayarak Milli Eğitim İl Müdürlüğü'ne yönlendirildi. Milli Eğitim İlçe ve İl Müdürlükleri bilgileri olmadığını söyleyerek hiçbir işlem yapmadı. Daha sonra bizim yönlendirmemiz ile ŞÖNİM'e giderek bir yazı yazmalarını istedi. ŞÖNİM Milli Eğitim İl Müdürlüğü'ne nakil için hangi okuldan, çocuğa yakın olan hangi okula geçeceğini de belirterek bir yazı yazdı. İki hafta yazıya yanıt alınamadı. Telefon ile sürekli ulaşmaya çalışmamız sonucu yazı bulundu. Ankara'ya Milli Eğitim Bakanlığı'na gönderildi. Milli Eğitim Bakanlığı'ndan da üç hafta boyunca nakil işlemi yapılmadı. Bu süreçte kadın ve çocuk defalarca Milli Eğitim İl ve İlçe Müdürlüğü'ne, ŞÖNİM'e, nakil yapacak ve yapılacak okullara giderek yıpranma yaşadı. 6284 kararı olan bir çocuğun adres bilgileri can güvenliği nedeni ile gizlidir. Bu nedenle ikametgahsız 6284 Kararı ile kendisine yakın olan okula kaydı yapılmak zorundadır. Ancak çocuğun eğitim hakkı ve yüksek yararı için okul tarafından çok hızlıca yapılması gereken nakil işlemi Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ortaöğretim Birimleri'nce yapılmamakta ve çocuğun eğitim hakkı ertelenmektedir. Milli Eğitim'in Orta Öğretim Birimleri'nin gizlilik kararı olan çocukların nakil işlemlerini zamanında yapma konusunda çocuk aleyhine eğitim kayıplarına yol açan bir ihmal ve yetersizliğinin olduğu görülmektedir. Gizlilik süreçlerinde nakil işlemlerinin başka üst kurumlara gitmeye gerek kalmadan okullar tarafından yapılması için gerekli altyapının oluşturulması gerekmektedir.
 
 
Sığınak tartışması üzerine
5 Eylül 2018 tarihinde Hürriyet gazetesinde yer alan Türkiye’deki kadın sığınaklarının kapasitelerindeki eksikliklerle ilgili haberin ardından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yaptığı 6 Eylül 2018 tarihli açıklamaya cevaben Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı olarak açıklamayı yapma ihtiyacı hissettik. Türkiye’de var olan sığınak ihtiyacı ve mevcut duruma dair verilerin yanı sıra sığınakların nasıl olması gerektiğini de içeren açıklamamızı web sitemizden okuyabilirsiniz.
 
 
WAVE Konferansı bu yıl Malta’daydı

Türkiye’den Mor Çatı ve Kadın Dayanışma Vakfı’nın üye olduğu WAVE (Avrupa Şiddete Karşı Kadınlar Ağı) tarafından her yıl düzenlenen konferans bu yıl Malta’da yapıldı. 46 Avrupa ülkesinden 140’dan fazla üyesi olan WAVE, Avrupa’nın farklı ülkelerinde kadına yönelik erkek şiddeti alanında çalışan kadınların deneyim ve bilgi paylaşımı yapabilmesi için ortak alan sağlıyor. “Kadınlara Yönelik Şiddetle Mücadelede Kadınlar için Uzmanlaşmış Hizmetlerin Önemi” başlığıyla yapılan konferansın ilk oturumunda kadınlara yönelik uzmanlaşmış hizmetleri toplumsal cinsiyet gözetmeyen yaklaşımdan korumanın önemi tartışıldı. Özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde toplumsal cinsiyet yaklaşımına bir saldırı olduğu, bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’nin hedef gösterildiği paylaşıldı. Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik cinsel şiddetin farklı formlarının nasıl tartışılabileceği bir sonraki oturumun ana başlığıydı. Son oturumda ise göçmen ve sığınmacı kadınların maruz kaldıkları erkek şiddeti karşısında nasıl desteklenebilecekleri tartışıldı. Konferansın ikinci günü katılımcıların derinlemesine tartışma yapma imkanı buldukları atölyelerle devam etti.

 
 
İl koordinasyon kurulu toplantı izlenimleri

6284 sayılı yasanın İstanbul ili uygulamalarının izlendiği koordinasyon toplantısı İstanbul Vali Yardımcısı Dr. Hülya Kaya ve İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Arzu Gür’ün de katılımıyla gerçekleştirildi. 6 ayda bir yapılan toplantıya Mor Çatı dışında gönüllü kuruluşlardan Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ile Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği davetliydi. Mor Çatı, Bağcılar’daki bir hastanede ortaya çıkarılan çok sayıdaki Suriyeli kız çocuğunun cinsel istismarı ve hamileliği konusunun toplantı gündemine alınmasını önerdi. Önce itiraz gelmişse de yetkililer konu ile bazı bilgiler paylaştılar, ancak Suriye’de kız çocuklarının 12-15 yaşında evlenebildiğinden hareketle bu vakaların normalleştirilmesi eğilimi dikkat çekiciydi.

Toplantıda yetkililer tarafından kadına karşı şiddetle mücadele kapsamında Okmeydanı SSK ve Haydarpaşa Numune Hastaneleri’nde cinsel şiddet birimlerinin açıldığı, İstanbul içerisinde 18 sığınağın bulunduğu, okullarda kadına yönelik şiddetle ilgili bilgilendirme amaçlı bazı eğitimlerin yapıldığı ve rehber öğretmenlerin katkı verdiği aktarıldı. Toplantıya katılan sığınak müdürleri çok az sayıda personelle çalışma yürüttüklerini belirttiler.  

Yeni Vali Yardımcısı Dr. Hülya Kaya yerinde müdahaleler ile kurulmuş olan birimlerden kadınların ne ölçüde haberdar edildiğini, duyuruların yeterli olup olmadığını tartışmaya açtı. Bu da toplantıyı önceki toplantılara göre daha verimli hale getirdi.

“Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri Hakkında Yönetmelik”in yürürlüğe girdiği 17 Mart 2016’dan bu yana il düzeyinde koordinasyon toplantıları düzenleniyor. Söz konusu toplantılar ŞÖNİM’ler tarafından raporlanmakta. Ancak İstanbul’da yapılan toplantılara kadına yönelik şiddet konusunda izleme ve raporlama çalışmaları yürüten kadın örgütlenmelerinden sadece Mor Çatı’nın davet edilmesi, büyük bir eksiklik oluşturuyor, alandaki gelişmelerin yeterince izlenememesine, çözüm yolları üzerinde geniş bir tartışma platformu oluşturulamamasına neden oluyor. Oysa kadına karşı şiddetle mücadele gerek uluslararası sözleşmelerin altını çizdiği ve gerekse ulusal eylem planlarının, 6284 sayılı yasa kapsamındaki düzenlemelerin ortaya koyduğu gibi çok yönlü iş birliği gerektirmekte.

 
 
Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Bölgesel İş birlikleri Kadın Örgütlerini Güçlendiriyor

Mor Çatı’nın da bileşeni olduğu WAVE (Avrupa Şiddete Karşı Kadınlar) ağı Ağustos ayı sonunda Sivil Toplum Güçlendirme Platformu (Civil Society Strengthening Platform-CSSP) hakkında internet üzerinden yapılan bir seminer düzenledi. Sivil Toplum Güçlendirme Platformu (CSSP), Avrupa Komisyonu ve Birleşmiş Milletler Kadın Birimi tarafından desteklenen ve üç yıl sürecek olan “Normları Uygulamak, Zihinleri Değiştirmek” isimli proje kapsamında Ocak 2018’de oluşturulmuştu. Platformun amacı Batı Balkanlar ve Türkiye’de kadına şiddet alanında çalışan kadın örgütlenmelerinin CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi izleme ve denetleme çalışmalarını destekleyerek güçlenmelerini sağlamak.

Seminerde, Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye’den pozitif örneklere odaklanarak kadın örgütleri arasında bölgesel işbirliğinin önemine vurgu yapıldı. Bu kapsamda ülke içi işbirliğinde pozitif bir örnek olarak Karadağ’da 2009 yılında kurulmuş olan Women’s Roma Network-FIRST örgütlenmesi üzerinde duruldu. Kadına yönelik şiddet konusunda acil yardım hattı olarak başlayan bu girişimin özellikle toplumda dezavantajlı durumda olan Roma kadınlara yönelik yürüttüğü destek ve güçlendirme çalışmalarının altı çizildi. Bölgesel bazda ise 7 farklı ülkeden (Türkiye, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova, Makedonya, Karadağ ve Sırbistan) 9 kadın örgütünü bir araya getiren Sivil Toplum Güçlendirme Platformu (CSSP) başarılı bir örnek olarak sunuldu. Platform kapsamında yapılan çalışmalar detaylı şekilde paylaşıldı. Mart 2018’de Ankara’da ve Haziran 2018’de Bosna-Hersek’te organize edilen bölgesel partnerler buluşmaları üzerinde duruldu. Bu çalışmalarda Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye’den katılımcıların İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması ve gölge raporu hazırlama süreçleri hakkında bilgi alışverişinde bulundukları vurgulandı. Buna ek olarak, içinde Mor Çatı’dan Yasemin’in de yer aldığı, Platform üyesi kadın örgütlerinin platformun etkilerine dair deneyimlerini paylaştıkları bir video sunuldu. Ayrıca, Platform kapsamında açılmış olan web sitesinin partner kurumlar için ülkeler arası iletişim kurabilecekleri ve deneyimledikleri iyi uygulamaları paylaşabilecekleri bir bilgi merkezi olarak işlediği vurgulandı. Web sitesine şuradan ulaşabilirsiniz: https://cssplatform.org 

Ve son olarak da projenin 4 adet çıktısı üzerinde duruldu. Proje kapsamında şimdiye kadar yayınlanmış olan 2 rapor şu şekilde: Projenin partneri ülkelerde kadın sivil toplum kuruluşlarını durumu hakkında bir Haritalandırma Raporu. Rapora şuradan ulaşabilirsiniz: https://cssplatform.org/wp-content/uploads/2018/02/ResourcesCSSP_Report-Mapping2018.pdf 

İkincisi de kadın örgütlerinin özellikle azınlık ve dezavantajlı konumlardan gelen kadınlar için erişilebilir olması hakkında bir akademik çalışma. Şuradan ulaşabilirsiniz: http://fileserver.wave-network.org/researchreports/DoingItRight-UNW_Wave-Report_FC-web 

 
 
GREVIO Değerlendirme Raporu ile Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet Konusunda Artan ve Devam Eden Sorunları ve Çözüm Önerilerini Açıkladı

GREVIO (Kadınlara Karşı Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu) Türkiye ile ilgili değerlendirme raporunu 15 Ekim günü açıkladı. Raporda öne çıkan konular yasa olarak tanımlanması gereken suçlar, hali hazırda tanımlanmış yasaların uygulanmasındaki eksiklikler ve bağımsız kadın kuruluşlarına yönelik kısıtlamalar oldu.

Raporun girişinde öncelikli olarak OHAL surecinde ve devamında yürütülen terörle mücadele politikaları, Güneydoğu’da sürmekte olan güvenlik operasyonları ve toplu işten atılmalar nedeniyle azalan kamu kuruluşları kaynakları nedeniyle Türkiye’de kadınların şiddetten uzak bir yaşam sürme haklarının gerçekleştirilmesine uygun olmayan bir ortam olduğunun altı çizildi. Bununla birlikte, devletin genel politikalarının kadın-erkek eşitliğine olan etkilerinin göz ardı edilmesi ve hükümet yetkililerinin kadınlara yönelik geleneksel rolleri destekleyen açıklamalarının, İstanbul Sözleşmesi’nin şiddeti önleme amacına ters düştüğü vurgulandı. Heyet bu durumu telafi edecek cinsiyet eşitliği farkındalık arttırma çalışmaları yapılması gerektiğini vurguladı.

Rapora göre ceza hukukunda başlı başına bir ceza olarak tanımlanması gereken ısrarlı takip, zorla evlendirme ve 15-18 yaş aralığındaki kız çocuklarına cinsel şiddet suçları halen daha yasalarda bu şekilde ayrı olarak tanımlanmış değil. Ayrıca İstanbul Sözleşmesi uyarınca kurulması gereken yalnızca kadına şiddet alanında çalışan ve ilgili bütün dillerde hizmet veren acil telefon yardım hatları da kurulmadı. Yine benzer şekilde yalnızca cinsel şiddet mağdurlarına hizmet verecek olan tecavüz kriz merkezleri de henüz kurulmadı. Rapor ayrıca tecavüz kriz merkezlerinde çocuk mağdurlara özel hizmet verilmesini ve zorla çocuk yaşta evliliklere dair durumlar tespit edildiğinde duruma ilişkin veri toplanmasını ısrarla tavsiye ediyor.

Bunun yanında var olan yasaların uygulanması konusunda devam eden sorunlar da heyetin raporunda yer alıyor. 6284 sayılı yasada öngörülen mağdurun beyanına dayanarak koruma kararı çıkartmak konusunda ve ayrıca koruma kararlarının uygulanmasında aksaklıklar devam ediyor. Ayrıca heyet devletin mağdurları yeterince etkili biçimde koruyamamasından kaynaklı oluşan ikincil mağduriyetlere dikkat çekiyor. Buna göre her şiddet mağdurunun özgün durumuna dair etkin bir risk analizi ve yönetimi yapılması ve şiddet eylemlerinin araştırılması ve cezalandırılmasında dikkatli yaklaşım sergilenmesinin altı çiziliyor. Ayrıca raporda heyet arabuluculuk kanununun uygulanması esnasında doğabilecek sorunlara ilişkin uyarılarda bulunuyor. İstanbul Sözleşmesi’nin kadına şiddet konusunda “zorunlu arabuluculuk”u kesinlikle yasakladığının altı çizilmiş. Rapora göre heyet Türkiye’de kadına şiddet alanında arabuluculuk yönteminin “zorunlu” olmadığını biliyor ancak mağdurlar bu konuda yeterince aydınlatılmıyor. Heyet mağdurların arabuluculuk yönteminin zorunlu olduğunu düşündüklerine ve bu yanlış bilgi nedeniyle arabuluculuk işlemlerini kabul ettiklerine dair bilgiler aldığını söylüyor. Bu nedenle şiddet mağdurlarına arabuluculuk uygulamasının zorunlu olmadığının ve ancak mağdurun özgür iradesiyle arabuluculuk yapılabileceği bilgisinin kesin olarak verilmesi gerektiği ısrarla tavsiye ediliyor.

GREVIO bağımsız kadın örgütlerine yönelik artan kısıtlamalardan endişe duyduğunun da ayrıca altını çiziyor. Rapor devletin her kesimden kadınları temsil eden kadın kuruluşlarını desteklemesi ve kamu kurumlarının politika oluşturma ve uygulamada ve kadın örgütleri ile ortak çalışmalar yürütmesi gerektiğini vurguluyor. Rapora göre kadınlara destek olmak konusunda bağımsız kadın kurumlarının hali hazırdaki potansiyelleri onların finansal olarak da desteklenerek kadın merkezleri ve sığınaklarını kendilerinin yönetmeleri ile daha da geliştirilebilir. Raporun özet kısmında yapılan bu vurgu 9.madde olan “kapsamlı ve koordineli politikalar” başlığı altında da yineleniyor. GREVIO heyeti Türkiye’ye bağımsız kadın kurumları yönetiminde yürütülen kadın merkezleri ve sığınakların arttırılması konusunda önerilerde bulunuyor. Bu amaçla ilgili sivil toplum kuruluşlarına finansal destek sağlanmasını ve şeffaf bicimde yönetilen düzenli ve sürdürülebilir hibeler verilmesini öneriyor. Yine sığınaklara dair ilgili maddede bağımsız kadın kurumları tarafından yönetilen sığınakların özellikle değişik şiddet biçimlerine (istismar, zorla evlilik ve “namus” adi altında islenen cinayetler) yönelik olarak daha etkili destek hizmetleri sunabileceklerinin altı çiziliyor. Bu konuda ayrıca kayyum atanan belediyelere ve onların atamalardan önce yürüttükleri kadına şiddet mağdurlarına yönelik çalışmalarının durdurulması ve sığınakların kapatılmasına yönelik bir öneri de raporda yer alıyor. Heyet bu durumun 2016-2020 eylem planı hedefleri çerçevesinde 5393 sayılı kanuna uygun olarak bütün belediyelerin sığınak açmakla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda dikkate alınması gerektiğini vurguluyor ve gerekli önlemlerin alınmasının altını çiziyor.

Raporun sonuç kısmında Türkiye’nin sözleşmenin oluşturulması sırasında göstermiş olduğu desteğin altı çizilerek adında İstanbul geçen sözleşmenin Türkiye tarafından “sahiplenilmeye” devam edilmesinin önemi vurgulandı.

 
 
CEDAW Tavsiye Kararlarının Uygulanması Konusunda Devam Eden Sorunlar Raporlandı

CEDAW izleme süreçlerinde aktif rol alan ve Mor Çatı’nın da bileşeni olduğu CEDAW STYK (Sivil Toplum Yürütme Kurulu) CEDAW Komitesi’nin devletten talep ettiği ara rapora paralel olarak bir ara gölge rapor sundu. CEDAW Komitesi Türkiye Cumhuriyeti’nin son değerlendirme dönemi olan 7. Dönem (2015) Tavsiye Kararlarından özellikle beş tanesinin uygulanması konusunda devam eden sorunlar nedeniyle Türkiye’den bu konulara yönelik olarak bir ara rapor talep etmişti. CEDAW Komitesi’nin açıklama beklediği konular şunlar oldu:
-Özellikle kadınlar olmak üzere mülteci ve sığınmacıların, cinsel ve cinsiyete dayalı şiddet kurbanlarına yönelik ulusal başvuru mekanizmaları ve resmi adalet mekanizmalarına erişim hakkında bilgilendirilmesi konusunda devletin sorumluluğunun ne kadarını yerine getirdiğinin araştırılması,
-Failler hakkında kovuşturma açılması ve faillerin cezalandırılmasını sağlamak için ev içi şiddeti açık bir şekilde suç olarak kabul eden gerekli yasal düzenlemelerin yapılıp yapılmadığının incelenmesi,
-Koruma kararlarının dinamik bir şekilde izlenmesi, ihlal durumunda yaptırım uygulanması ve şikayetleri kaydetmeyip koruma kararı çıkarmayan ve uygulamayan kolluk kuvvetleri ve adli personelin soruşturulması ve sorumlu tutulması için gerekli uygulamaların devlet tarafından ne ölçüde uygulandığının araştırılması,
-Kadınlara karşı cinsiyete dayalı şiddete ilişkin olarak 7 gün 24 saat aranabilen ve Kürtçe ve Arapça da konuşan operatörlerin hizmet verdiği bir acil yardım hattının oluşturulup oluşturulmadığının bilgisinin sunulması,
-Halkın davalara güvenini sağlamak için soruşturmaların etkili, tarafsız ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesinin sağlanması ve bu amaçla uluslararası yardım alarak bağımsız ve tarafsız bir soruşturma mekanizmasının oluşturulmasına yönelik verilen tavsiye kararının uygulanıp uygulanmadığının soruşturulması.

Bu beş soruya yönelik olarak devlet ara raporunu 31 Temmuz tarihinde Komite’ye sundu.
Devlet raporuna İngilizce olarak şuradan ulaşabilirsiniz: https://tbinternet.ohchr.org/_layouts/treatybodyexternal/Download.aspx?symbolno=CEDAW%2fC%2fTUR%2fCO%2f7%2fAdd.1&Lang=en 

CEDAW STYK ise gölge raporunu 22 Eylül’de teslim etti. Komite’nin üzerinde durduğu beş soruya yönelik olarak hazırlanan gölge raporda vurgu yapılan konulardan bazıları şunlar oldu:

- Şiddet gören mülteci ve sığınmacıların resmi adalet mekanizmalarına erişimleri konusunda, keyfi idari gözetim ve geri gönderme nedeniyle bu kişiler kolluk kuvvetlerine başvurmaktan çekinmekte, ve adalete erişim çabasından geri durmaktadırlar. Hiçbir yasal statüsü olmayan kağıtsız göçmenler ise her bakımdan tamamen korunmasızdır. Kağıtsızlar deport edilmekten korktukları için mülteci ve göçmen hakları alanında çalışan sivil toplum örgütlerinden dahi destek isteyememektedirler ve destek alabilecekleri bilgisine de genellikle sahip değildirler. Yine İstanbul Sözleşmesi uyarınca Devletin kurmakla yükümlü olduğu Tecavüz Kriz Merkezi ya da cinsel şiddet danışma/dayanışma merkezleri halen kurulmamıştır. Dolayısıyla cinsel şiddete maruz bırakılan göçmen ve sığınmacıların da destek sistemlerine erişimi mümkün olmamaktadır.
-Türkiye’de 7/24 sadece kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık konularında destek ve yönlendirme hizmeti sağlaması gereken telefon hattı bulunmamaktadır. Kadına yönelik şiddet konusunda adres olarak gösterilen ALO 183 kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık dışında başka birçok alanda da hizmet sağlamaktadır. Hatta telefon hattının ismi de ‘Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk, Engelli, Şehit Yakınları ve Gaziler için Sosyal Destek Hattı’ olarak belirlenmiştir. Telefon hattının, tüm hizmetlere yönelik çalışması nedeniyle şiddete maruz kalan kadın ve çocuklarla ve şiddet sebebiyle ortaya çıkan ihtiyaç ve taleplerle ilgili nitelikli ve özgün bir çalışma yapılmasını zorlaştırmaktadır.  
- Ev içi şiddeti açık bir şekilde suç olarak kabul eden gerekli yasal düzenlemelere ilişkin olarak, Türk Ceza Kanunu’nda ev içi şiddeti açıkça ayrı bir suç olarak tanımlayan ve cezalandıran bir düzenleme yoktur. Özellikle kolluk görevlilerinin konuyu “aile içinde çözülebilir bir mesele” olarak algıladıkları ve bu doğrultuda bu dosyaların kovuşturulmadan önce tarafların barıştırılması amacıyla uzlaşma kurumuna sevk edilmesinin neredeyse bir kural haline geldiği görülmektedir. Aynı şekilde koruma kararlarının izlenmesi ve ihlal edildiği durumlarda yaptırım uygulanması konusunda da mevzuattan ve sorumlu kurumların kapasiteleri ile uygulamalarından kaynaklı sorunlar yaşanmaktadır. Karardan faydalanan kadınlara düzenli destek sağlayabilecek sosyal hizmet kurumu ya da kolluk personeli sayısı yeterli olmadığından kararların etkili bir şekilde izlenmesi de mümkün değildir. Ayrıca koruma kararlarının verilmesi ve uygulanması arasında geçen süre çok uzun olmakta bazen koruma kararı şiddet uygulayana tebliğ edilene kadar kararın süresi neredeyse dolmaktadır.   

Raporun tamamına İngilizce olarak şuradan ulaşabilirsiniz: https://tbinternet.ohchr.org/_layouts/treatybodyexternal/Download.aspx?symbolno=INT%2fCEDAW%2fNGS%2fTUR%2f32493&Lang=en 

 
 
Birleşik Metal İş Sendikalı Kadınlarla Buluştuk

Eylül ayında Birleşik Metal İş Sendikalı kadınların çeşitli konuları ele aldıkları eğitim haftalarında bir araya geldik. Buluşmada ev içi şiddet ve yakın ilişkilerde şiddet, toplumsal cinsiyet rolleri, cinsiyet eşitliği gibi konular üzerine sohbet ettik. Kadınlar olarak evde, iş yerlerinde, okulda veya sokakta, kısacası aklımıza gelebilecek her yerde yaşadığımız ayrımcılığı, maruz kaldığımız şiddet biçimlerini yaşamlarımızdan örneklerle birlikte tartışma fırsatı bulduk. Eskişehir, İzmir, Bursa ve İstanbul gibi çeşitli illerden gelen kadınlar, iş yerlerinde maruz kaldıkları ayrımcılıkları örneklerle dile getirdi. Erkek egemen toplumda kadınların güçsüz görülmesine rağmen fabrikalarda kadınların iş makinesi kullanma, ağır yükleri taşıma, bant sisteminde paketleme gibi birçok ağır işi yaptıklarını ve buna rağmen eşitsizliğe maruz kaldıklarını paylaşan kadınlar oldu. Ev içi şiddet ve yakın ilişkilerde şiddet konusunda şiddetin ne olduğuna, biçimlerinin neler olduğuna dair konuşmak farkına varamadığımız, ancak sıklıkla karşılaştığımız birçok şiddet biçimini görmemizi ve farkına varmamızı sağladı.

 
 
Mor Çatı’ya destek olmak için neler yapabilirsiniz?
 
Bizimle iletişime geçmek için lütfen morcati@morcati.org.tr adresini kullanın, bu maili cevaplamayın.

www.morcati.org.tr | İletişim | Twitter