E-Bülten : Ekim - Aralık 2017

Bu bülteni düzgün görüntüleyemiyorsanız online versiyonu için tıklayın
ŞUBAT'18
MOR ÇATI BÜLTEN
Mor Çatı 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü Basın Metni:
Kadın dayanışmasını her türlü baskı karşısında daha da güçlü kurmaya, haklarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz!

Mor Çatı olarak 27 yıldır, erkek şiddetiyle mücadelede kadın ve çocukların deneyimlerinden edindiğimiz bilgi ve güçle, kadın dayanışmasının daha da güçlenmesi doğrultusunda bu deneyimleri politik alana taşımaya devam ediyoruz. Bu kapsamda kadına yönelik şiddetle mücadelede sorumluluğu bulunan kurumları, yasal düzenlemelerdeki değişiklikleri ve gelişmeleri yakından takip ediyor ve edindiğimiz bilgileri kamuyla paylaşmaya gayret ediyoruz.

Bir yılı aşkın süredir yaşanmakta olan OHAL döneminde kayyum atanan belediyelerin kadın merkezleri ve yıllardır çeşitli alanlarda beraber çalıştığımız bağımsız kadın örgütlerinin kapatılması ile birlikte kadınların bulundukları bölgede destek alabilecekleri mekanizmalar ortadan kalkmıştır. OHAL KHK’ları ve kayyum atamalarının kadınların hakları ve kazanımları üzerinde yarattığı tahribatın tazmin edilmesini, kapatılan kadın da(ya)nışma merkezleri ve sığınakların yeniden açılmasını ivedilikle talep ediyoruz.

Kadınların bugüne kadar mücadele ederek kazandıkları haklar yeni yasal düzenlemeler ile gasp edilmeye çalışılıyor. Son yasal değişikliklerle kapsamı genişletilen uzlaştırma kurumu uygulayıcılarının kadınları yanlış yönlendirerek şiddet uygulayanlarla karşılaştırmak istediklerini, kadınların uzlaştırmaya zorlandıklarını sıklıkla duymaktayız. Kadınların itirazlarına rağmen “Müftülük Yasası”nın hızla yürürlüğe konmasının ardından Adalet Bakanlığı’nın “aile arabuluculuğu” adı altında öncelikle tarafları barıştırmak üzere bir misyon yükleyen arabuluculuk kurumunun getirilmek istenmesine, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa’nın medyada “Yuva Yıkan Yasa” olarak gösterilmesine oldukça tepkiliyiz. Yapılan araştırmalara ve 27 yıllık Mor Çatı deneyimine göre kadınların en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından çeşitli şiddet biçimlerine maruz bırakıldıklarını tekrar ve önemle hatırlatmak istiyoruz. “Aşık olduğu” için sevgilisini, boşanmaya çalıştığı için eşini, türlü bahanelerle kadınları öldüren erkekleri her gün gazetelerden okumaya devam ediyoruz. İnternet, telefon veya sosyal medya aracılığı ile kadınları tehdit eden, onlara hakaret eden ve şantaj yapan, kadınların yollarını kesen, onları çaresizlik duygusuna sevk eden binlerce erkeğin ceza almadığını görüyoruz. Avrupa’nın birçok ülkesinde ciddi cezalar öngören “ısrarlı takip” Ceza Kanunu’nda hala suç olarak düzenlenmemiştir. Bu sebeple dava açılsa da suç olarak tanımlanmadığı için faillerin fiilen cezalandırılmadıklarını dehşetle izlemekteyiz. 6284 sayılı Yasa’da düzenlenen geçici velayet, geçici nafaka, geçici maddi yardım gibi tedbirlerin olması gerektiği gibi uygulanmadığını, tedbir sürelerinin uygulamada kısaldığını görmemize rağmen 6284 sayılı Yasa’nın kadınların hayatlarını kurtardığını, şiddet uygulayan kimi erkekler için caydırıcı olduğunu açıkça görüyoruz. 6284 sayılı Yasa’dan bir adım dahi geri adım atılmamasını, tam tersine iyileştirilmesini, uygulanmayan tedbirlerin etkin hale getirilerek tedbir isteyen kadının beyanlarını dikkate alan ve olması gereken süreler içinde tedbir kararlarının uygulanmasını ısrarla talep ediyoruz.

Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu 2014 yılında yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’nin devlete yüklediği yükümlülüklerin erkek şiddetinin, kadın ve erkek arasındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin önlenmesi ve kadınların haklarından gerektiği gibi yararlanabilmesi için derhal hayata geçirilmesini, mevcut yasal düzenlemelerin İstanbul Sözleşmesi’ne uygun olarak değiştirilmesini istiyoruz. Basında 6284 sayılı Yasa’yı kötüleme propagandası yapan, kadın ve erkek arasındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğini körükleyen kamu görevlileri ve medya organları hakkında gerekli işlemlerin başlatılması için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Adalet Bakanlığı’nı göreve çağırıyoruz. Israrlı takibe maruz kalan kadınların özgürce yaşama haklarını ihlal eden, psikolojik hasarlara yol açan “ısrarlı takip”in İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa’da düzenlendiği gibi bir an önce Ceza Kanunu’nda da düzenlenmesini talep etmekteyiz. 

Kadınları etkileyen tüm yasal düzenlemeler için öncelikle alanda deneyimli kadın örgütlerine danışılmalı ve bu örgütlerin önerileri ciddiyetle dikkate alınmalıdır. Boşanma Komisyonu Raporunda önerilen aile mahkemelerinde görülecek davaların kapalı oturumlarda ‘gizlice’ yapılması gibi erkek şiddetini örtbas etmeye, görmezden gelmeye kapı açan düzenlemelerin kadınların ve çocukların hayatlarını çaldığını bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Bu ve bunun gibi erkek şiddetini normalleştiren, kadınların mücadele ve dayanışmalarını hedef alan uygulamalar kabul edilemez. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde bir kez daha hatırlatıyoruz: Kadın dayanışmasını her türlü baskı karşısında daha da güçlü kurmaya, haklarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz!

 
 
25 Kasım’da sokaklardaydık!

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla 25 Kasım Kadın Platformunun çağrısıyla düzenlenen yürüyüşte binlerce kadın İstiklal Caddesi’ni doldurduk. Tünelde başlaması planlanan yürüyüş engellenmeye çalışıldıysa da, kadınların ısrarı ve kararlılığı sonucu “Erkek-devlet şiddetine itaat etmiyoruz” ve "Hayatlarımızdan da, mücadelemizden de vazgeçmiyoruz" pankartlarıyla yürüyüş yapıldı.

 
 
Israrlı Takip
2017 yılı boyunca 173 kişi sevgilisinin, karısının, kızının ve/veya tanıdığı bir kadının nerede olduğunu, sığınakta kalıp kalmadığını, hangi kurumda kaldığını Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’na sordu. Telefon ve mail üzerinden veya bizzat dayanışma merkezine gelerek kadınları arayanların çoğunluğu söz konusu olan kadınlarla yakınlığı olan erkeklerdi.
 
 
Kadına Yönelik Şiddete Yönelik Bilgi Edinme Başvuruları Yaptık

Mor Çatı olarak 2017 yılının son 3 ayında, kadına yönelik şiddetle mücadele alanında sorumluluk sahibi olan kurumlara bu alandaki yükümlülüklerini hatırlatmak ve şiddete maruz kalan kadın ve çocuklara verilen desteklerin bilgisine erişerek bu bilgi üzerinden politika üretmek amacıyla bilgi edinme başvuruları yaptık.

Bu kapsamda, Kanal D’de yayınlanan bir kadın programında 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’unun “Yayın hizmetleri toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içermez” ve “şiddeti özendirici ve kanıksatıcı olamaz” ilkelerinin ihlal edilmesi üzerine, RTÜK ve Kanal D’nin de bilgisine sunarak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na (ASPB) Ekim ayı içerisinde bir bilgi edinme başvurusu yaptık. Konuyla ilgili olarak, hem başvurumuzun konusu olan TV kanalına hem de genel olarak tüm radyo ve televizyon kanallarına kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sığınak politikaları ile ilgili gerekli bilgilendirmelerin yapılmasını ve başvurumuza ilişkin tarafımıza bilgi verilmesini talep ettik. Yapılan başvuruya dair ASPB Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından taleplerimiz doğrultusunda gerekli uyarının yapılacağına dair sözlü bir aktarım yapıldı.

Kasım ayı içerisinde, ASPB, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na yapılan bilgi edinme başvurularında ise uzlaştırma müessesinin uygulamasının genişletilmesi ile birlikte şiddete maruz kalan kadınların uzlaştırma nedeniyle yaşadığı sorunlara dair sorular sorup bilgi edinme başvurusu yaptık. 6284 sayılı Kanun gereği verilen tedbirlere rağmen kadınlara uzlaştırma teklif edilmesi, dahası CMK’ya aykırı bir şekilde uzlaştırmacıların kadınları yanlış veya eksik bilgilendirmesi, uzlaştırmaya tabi kimi suçların kadına yönelik şiddet biçimlerini de içermesi ve şiddete uğrayan kadınlara uzlaştırmacı atanması nedeniyle oluşan mağduriyetlere dair sorularımıza ASPB Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun uyarınca “koruyucu veya önleyici tedbir kararlarının alınması ve yerine getirilmesi aşamasında şiddet mağduru ile şiddet uygulayan arasında uzlaşma ya da arabuluculuk önerilemeyeceği hüküm altına alınmıştır” yanıtı verildi.

Mor Çatı’ya gelen başvurularda göçmen kadınlardan edindiğimiz bilgiye göre; Türkiye’de göçmen statüsünde bulunan kadınların sığınak talebinde bulunmaları durumunda Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) tarafından kabul edilmeleri için darp ve cebir raporu götürmeleri talep ediliyor. Gerek ulusal gerekse uluslararası yasa ve yönetmeliklere göre her çocuk ve kadın sığınak desteği alma hakkına sahiptir. Sonuç olarak yasalara ve uluslararası sözleşmelere aykırı olan bu uygulamaya ilişkin ASPB Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’ne yine Kasım ayı içerisinde bilgi edinme talebinde bulunduk. Kurum tarafından iletilen yanıtta, konukevine kabulde kadınlardan herhangi bir belge istenmediği ifade edildi.

Aralık ayında ise ASPB Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’ne Türkiye’deki her türlü şiddet olayında aranabilecek 7/24 ve ücretsiz hizmet veren tek telefon hattı ALO 183’ün 2016 yılı içerisinde kadına yönelik şiddet alanında sahip olduğu ulusal verileri paylaşması yönünde bilgi edinme başvurusu yaptık. Bu başvurumuza henüz yanıt verilmedi. Aynı kuruma yönelik yapılan bir diğer bilgi edinme başvurusunda ise kadına yönelik şiddetle mücadele alanında çalışan ve sorumluluğu bulunan kurumlara ilişkin sorular sorduk. Bu alanda çalışan ve merkezi bir konuma sahip olan ŞÖNİM, belediyelere ve STK’lara ait kadın dayanışma merkezleri ve sığınakların sayılarının yanı sıra buralarda ne gibi hizmetlerin verildiği bilgisini istedik. Bu başvuruya dair yanıtlar da henüz elimize ulaşmadı. Yine aynı bakanlığa yapılan bir başka bilgi edinme başvurusunda 6284 Sayılı Kanunu’nun uygulamasına ve kadın cinayetlerine ilişkin 2016 yılına ait verilerin iletilmesini talep etik. Bu başvuruya dair de henüz yanıt alamadık. Son olarak, 6284 Sayılı Kanun için gazete haberlerinde çıkan olumsuz ve şiddete maruz kalan kadınların yasadan faydalanmasını önlemeye yönelik haberlere ilişkin söz konusu bakanlığa bilgi yazısı ileterek konuyla ilgilenmelerini talep ettik.

Aralık ayı içerisinde İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’ne yapılan bilgi edinme başvurusunda ise 2016 yılı içerisinde belediyelere bağlı kaç kadın dayanışma merkezi ve sığınağın faaliyet gösterdiği, bu dayanışma merkezlerinde ve sığınaklarda kaç kadın ve çocuğa ne türlü hizmet verildiği konusunda sorular yönelttik. 05.01.2018 tarihinde gelen yanıtta bu konuyla ilgili bilgi verilemeyeceği, soruların ilgili belediyelere yöneltilmesi gerektiği ifade edildi.

 
 
20. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı 27 İlden 280 Kadının Katılımıyla Antalya’da Gerçekleşti. 

Bu yıl yirmincisi düzenlenen Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı, 11-13 Kasım 2017 tarihlerinde Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleşti. “20. Yılında Kurultay: Kazanımlarımıza Sahip Çıkmak ve Erkek Şiddeti ile Mücadelemizi Sürdürmek” başlığıyla düzenlenen Kurultay’a, 27 ilden kadın ve LGBTİ örgütleri, kamu kurumları, belediyeler ve üniversitelerden 280 kadın katıldı.

Kurultay’ın birinci günü, “20. Yılında Kurultay ve Feminizm”, “Kadına Yönelik Şiddet Alanında Uluslararası Deneyimler, Referanslar ve Türkiye” ve “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede İstanbul Sözleşmesi’nin Açtığı Alanlar” başlıklı oturumlarda kadın örgütlerinden ve üniversitelerden temsilciler tebliğler sundular.

Kurultay’ın ikinci günü atölye çalışmaları gerçekleştirildi. “20. Yılında Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelemiz, Kazanımlarımız ve Sınırlılıklarımız”, “Kadın Örgütleri, ŞÖNİM ve Belediye Danışma Merkezleri: Farklı Deneyimler ve İletişim”, “İstanbul Sözleşmesi Işığında Güncel Yasa Değişiklikleri ve Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi”, “İkincil Travma ve Kendini Koruma/Baş Etme Yöntemleri”, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Veri Toplamanın Önemi ve Dijital İmkânlar”, “Sığınak/Danışma Merkezi Çalışmasına Yeni Başlayanlar İçin Başvuru Alma Yöntemleri” atölyelerinde katılımcılar daha küçük gruplar halinde derinlemesine tartışmalar yürüttüler.

Kurultay’ın son günü ise, atölye sonuç bildirgeleri sunuldu ve tüm katılımcılar sonuç bildirgelerinde yer alan konuları hep birlikte tartışma fırsatı yakaladı. Bu tartışmalar sonucunda, 20. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı’nın Sonuç Bildirgesi’nin içeriği belirlendi.

Kurultay Sonuç Bildirgesi her yıl olduğu gibi bu yıl da, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yayınlandı. Sonuç Bildirgesi’ne buradan ulaşabilirsiniz.

 
 
Veri Toplamanın Önemi ve Dijital İmkanlar Atölyesi Raporu Yayınlandı

Kasım 2017’de düzenlenen 20. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı’nda Veri Toplamanın Önemi ve Dijital İmkanlar Atölyesi’ni gerçekleştirdik. Bu atölyede Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu desteğiyle Mor Çatı tarafından yürütülen Kadına Yönelik Şiddeti Önlemede Önemli Bir Başlangıç: Veri Toplama Modeli Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması Projesi kapsamında yaptığımız çalışmaları katılımcılarla paylaştık.  Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde veri toplamanın ne tür bir çalışmayı gerektirdiği, hangi verileri toplamanın ne işe yarayacağı, veri toplamanın politika üretme ve şiddeti önlemedeki rolü ve atölye katılımcılarının veri toplama ve işleme konusundaki deneyimleri etrafında tartışmalar yürüttük. Atölyede yürüttüğümüz tartışmalar üzerine yazdığımız rapora Mor Çatı web sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.

 
 
Mor Buluşmalar’da Yeni Gönüllülerle Bir Araya Geldik

Mor Çatı’da gönüllü olmak isteyenlere yönelik düzenlediğimiz Mor Buluşmalar’ın ilkini 4 Kasım’da “Toplumsal Cinsiyet”, ikincisini ise 9 Aralık’ta “Neden Feminizm?” başlığı altında Feminist Mekan’da gerçekleştirdik. “Toplumsal Cinsiyet” buluşmasına 19 kişi, “Neden Feminizm?” buluşmasına ise 24 kişi katıldı. Her ikisi de birlikte öğrendiğimiz ve yeni sorularla ayrıldığımız buluşmalar oldu.

‘Toplumsal Cinsiyet’ buluşması kapsamında kadın-erkek eşitsizliği üzerine inşa edilen toplumsal cinsiyet rolleri üzerine yaptığımız tartışmalarda ve oyunlarda kendi deneyimlerimizi, çocukluktan itibaren öğrendiğimiz kadın-erkek rollerini, bütün bu öğrenilmiş bilgilerin gündelik hayatımızı nasıl etkilediğini, oturuşumuzdan düşünme biçimimize kadar belirlenmiş ve kalıplaşmış bilgilerimizi fark etme imkanına sahip olduk. Tüm bu edinilmiş bilgiler ve önyargılarımızla yüzleşmemizi sağlayan bazı aktiviteler gerçekleştirdik.

Çember (Adım Atma) oyunu ile toplumsal cinsiyet rollerine gönderme yapan çeşitli kelimelere, ne kadar yakın veya uzak hissettiğimizi inceledik. Bu kelimelere verdiğimiz tepkilerden kendimize dair pek çok şey keşfetme fırsatımız oldu. Bir başka aktivitede “Erkek olsaydım ... kolay/zor olurdu” cümlesindeki boşluğu doldurarak, toplumsal cinsiyet rolleri üzerine düşünmeye ve farklı yaklaşımları görmeye çalıştık. Bir başka aktivitede ise eğitim, ilişki durumu ve yaş açısından farklı özelliklere sahip olan kadınların 24 saatini kurgulamaya, nasıl bir hayatları olduğunu hayal etmeye çalıştık. Bu vesileyle zihnimizde yarattığımız belli başlı toplumsal cinsiyet kalıplarının nasıl zuhur ettiğini görme imkânı yakaladık. Son olarak da Mor Çatı’nın tarihi ve çalışma biçimi ile ilgili bir sunum yaptık.

“Neden Feminizm” başlıklı buluşmada feminizmin Türkiye’deki tarihsel süreci, feminizm içi ayrışmalar ve feminizme dair genel algımız üzerine konuşma fırsatı bulduk. Bu konuşmalarda feminizmin temel ilkeleri sayılabilecek birçok noktada ortaklaştığımızı, ortaklaşamadığımız noktalarda da farklılıklarımızın bir arada olabilmemiz için bir engel teşkil etmediğini gördük. Her birimiz feminizme dair farklı tanımlamalar yapıyor olsak da tanımlamalarımızın ağırlıklı olarak kadın dayanışması ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularını içerdiğini fark ettik. Bunların yanı sıra feminizme atfedilen klişeleri de tartışma olanağımız oldu.

Son olarak örnek bir kurgu ile katılımcılarla gerçekleştirdiğimiz bir rol oyunu üzerinden günlük dilimiz, düşünce işleyişimiz ve feminist yöntemlerimiz üzerine düşünme, konuşma, önyargılarımızla ya da içselleştirdiğimiz birçok toplumsal kodla yüzleşme olanağı bulduk.

Buluşmamızı, atölyeye ilişkin eleştiri ve değerlendirmelerle, yine çok keyifli ve güçlendirici geçeceğine emin olduğumuz bir sonraki Mor Buluşma’da buluşmak üzere sonlandırdık.

 
 
19. WAVE Konferansı Budapeşte’de Gerçekleşti

Her yıl dünyanın birçok ülkesinden gelen yaklaşık 200 kadının katılımıyla gerçekleşen WAVE (Avrupa - Şiddete Karşı Kadınlar Ağı) Konferansı’nın bu yıl 19’uncusu Budapeşte’de Nane – Kadın Hakları Derneği ev sahipliğiyle gerçekleşti.

Konferans, Avrupa Parlementosu üyesi Terry Reintke, Kadına Yönelik Şiddet alanında BM Özel Raportörü Dubravka Simonovic, Parlemontada Temel Haklar Komisyonu üyesi Elisabeth Sandor-Szalay, Nane – Kadın Hakları Derneği üyesi Györgyi Toth ve Wave genel koordinatörü Stephanie Futter-Orel’in açılış konuşmalarıyla başladı. 3 gün süren konferansın ilk gününde yapılan sunumların ardından ikinci gün kadınların güçlendirilmesi, dijital şiddet, cinsel şiddet, heteronormativite, veri toplamanın etkisi gibi konularda 10 farklı atölye çalışmasıyla devam etti. Sadece WAVE üyesi olan örgütlere açık olan konferansın üçüncü gününde ise önümüzdeki dönemde WAVE’in neler yapacağı üzerine tartışarak Nisan ayında bir sonraki WAVE toplantısında yeniden görüşmek üzere Budapeşte’den ayrıldık.

 
 
İstanbul Sözleşmesi İzleme Süreci: Kadın Örgütlerinin Gölge Raporu ve İzleme Heyeti ile Görüşmeler

Kadına Yönelik şiddet ve Ev içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi’nin taraflarca nasıl hayata geçirildiğini denetleyen GREVIO’nun Türkiye’de Sözleşme’nin uygulamalarını değerlendirme dönemindeyiz. GREVIO’nun Ekim 2018’de yayınlanacak değerlendirme ve tavsiye raporuna katkıda bulunabilmek, için geçtiğimiz dokuz ayda kadın örgütleri olarak pek çok faaliyet gerçekleştirdik.

Kadın örgütlerinin bir araya gelerek oluşturduğu İstanbul Sözleşmesi Türkiye İzleme Platformu olarak Eylül 2017’de GREVIO’ya kapsamlı bir gölge rapor sunduk. Bu raporun hazırlanması için Mart ayında çalışmalara başladık. Çerçeve ve yöntem tartışmaları için düzenli olarak bir araya geldik, Bakanlık ve ilgili kurumlara bilgi edinme başvuruları yaptık. Bu raporda Sözleşme’nin uygulanmasındaki eksik ve yanlışları tespit etmenin yanı sıra Sözleşme’nin bütüncül bir yaklaşımla, kapsamı ve amacına uygun biçimde etkili uygulanabilmesi için somut önerilerde bulunduk. Mevcut hizmetlerin ve mekanizmaların kadına yönelik şiddeti önlemekte yetersiz kalmasının sebeplerini uygulamalar ekseninde değerlendirerek gelinen noktada devletin politik yaklaşımı sebebiyle kurumların ve personelin kadınların şiddetten uzaklaşması, güçlenmesi ve bağımsızlaşması amacını benimsemediği ve kadın erkek eşitliğini sağlama sorumluğunu yerine getirmediğini dillendirdik. Göçmen kadınların, çocukların, engelli kadınların ve LGBTİQların erkek şiddeti ve yapısal ayrımcılıklar bağlamında yaşadıklarını, Sözleşme’de tanımlanan yasal ve diğer tedbirlerden yararlanmaları önündeki engelleri ve kötü uygulamaları ele alan tematik bölümler de bulunuyor. Raporun Türkçesine ve İngilizcesine Mor Çatı web sitesinden erişebilirsiniz.

Kasım ayında, GREVIO’nun daveti üzerine İstanbul Sözleşme Türkiye İzleme Platformu adına gölge raporu hazırlayan kadın örgütleri olarak GREVIO heyetiyle buluşma ve onların sorularını yanıtlama imkanı bulduk. Bu toplantı cinsel şiddet ve bununla mücadele mekanizmalarındaki yetersizlikler, cinsel şiddete maruz kalan kadınlara sunulan desteklerin eksikliği, engelli kadınların hizmet ve desteklere ulaşması önündeki yapısal engeller, 6284 sayılı Kanun uygulamalarında karşılaşılan sorunlar, sivil toplumun bu alandaki çalışmaları ve yaşadıkları zorluklar, öldürülen kadınların çocuklarının velayetinin nasıl düzenlendiği gibi konularda ve Heyetin soruları doğrultusunda bilgi paylaştık.

 
 
TÜYAP 36. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda stant açtık

Bu yıl 4-12 Kasım 2017 tarihleri arasında düzenlenen 36. Tüyap Kitap Fuarı’nda stant açtık. Başta öğrenciler olmak üzere, fuar ziyaretçileriyle tanışma, sohbet etme ve kitap-broşürlerimizi paylaşma şansı bulduk. Ziyaretçiler aynı zamanda Mor Çatı ürünlerinden alarak vakfımıza destek oldular.

 
 
Almanya Otonom Kadın Sığınakları Konferansı’na Katıldık

6-7-8-9 Kasım 2017’de Berlin’de ZIF (Zentrum für Internationale Friedenseinsatze) tarafından düzenlenen konferans, ZIF bünyesinde yürütülen bağımsız feminist sığınakların buluşmasının kamuya açık bölümünü oluşturuyordu. Almanya’da 2018 Şubat itibariyle yürürlüğe girecek olan İstanbul Sözleşmesi’ni farklı açılardan ele almayı, bilinir kılmayı ve gündemleştirmeyi amaçlayan konferansta sözleşme maddelerinin çoğunun üstünden geçildi, Almanya’da nasıl uygulanacağına/uygulanması gerektiğine dair sunumlar yapıldı. Sözleşmenin kadın örgütleri tarafından kesişimsel bir yaklaşımla nasıl okunacağı ve savunulacağı konusu özellikle göçmenlik ve engellilik bağlamında gündeme geldi.

Almanya’da Sözleşme’nin yürürlüğe girebilmesi için kanunlarda ve uygulamalarda Sözleşme ile uyumluluk için bazı değişiklikler yapıldığı ama eksiklikler olduğu konferans boyunca vurgulandı. Federal devlet-eyaletler arası koordinasyonda yaşanan sorunlar, faillerin nasıl cezalandırılacağı ile ilgili yeterli düzenleme olmaması, göçmenlerle ilgili olan maddelere çekince konması en önemli sorunlar olarak vurgulandı.

Mor Çatı olarak, Türkiye’de Sözleşme sonrası yaşanan süreci ve mevcut durumu aktarma imkanı da bulduk. Gelinen noktada devletin kadınları birey olarak kabul etmediği, şiddetle mücadelenin amacının kadınların güçlenmesini ve bağımsızlaşması olmadığını, kadınların aile içindeki geleneksel rollere hapsedildiğini ifade ettik. Konferansta ayrıca Mor Çatı sığınağında yürüttüğümüz çalışmayı Türkiye’de bağımsız feminist sığınak deneyimi olarak ZIF ağına dahil sığınaklarda çalışan kadınlarla paylaştığımız bir sunum da yaptık.

Konferans boyunca, daha önce Mor Çatı ile teması olan pek çok kadınla karşılaştık. İlk Mor Çatı sığınağı açılırken gerçekleşen dayanışma deneyimlerini dinledik. Erkek devletle mücadelenin orada da benzer şekilde devam ettiğini gözlemlediğimiz konferanstan her şeye rağmen feminist mücadelenin kazanımlarını ve dayanışmanın gücünü görerek döndük.

 
 
Kadıköy Belediyesi Tarafından Düzenlenen Kadın ve LGBTİ Örgütleri Yuvarlak Masa Toplantısı’na Katıldık.
Kadıköy Belediyesi tarafından, Belediye’nin kadın, LGBTİ ve hak temelli eşitlik politikalarını sivil toplum örgütleriyle birlikte değerlendirmek; kalıcı işbirliği olanaklarının nasıl güçlendirilebileceği ve çeşitlendirilebileceğini konuşmak amacıyla 13 Aralık tarihinde düzenlenen yuvarlak masa toplantısına katıldık. Yaklaşık 15 kadın ve LGBTİ örgütünden temsilcilerin katıldığı toplantıda Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, Başkan Yardımcısı Bahar Yalçın, Belediye’nin Eşitlik Birimi, Sosyal Hizmet Merkezleri ve Belediye Meclislerinden katılımcılarla bir araya geldik. Belediye’nin toplumsal cinsiyet ve eşitlik politikaları kapsamındaki yeni hedeflerinin neler olabileceği, belediye ile sivil toplum örgütleri arasında uzun vadeli bir çalışma zemini ve politika oluşturmada birlikteliğin nasıl kurulabileceğine dair önerilerimizi paylaştık.
 
 
Mor Çatı’ya destek olmak için neler yapabilirsiniz?
 
Bizimle iletişime geçmek için lütfen morcati@morcati.org.tr adresini kullanın, bu maili cevaplamayın.

www.morcati.org.tr | İletişim | Twitter