Sığınakta uyulması gereken toplu yaşam gereklilikleri oluyor. Bu gereklilikler kadınlarla birlikte oluşturuluyor, onlarla birlikte her yeni durumda gözden geçirilip değiştirilebiliyor. Ancak bu sürekli bir gözetime dönüşmüyor. Temel iki kuralımız; gizlilik ve şiddetsizlik. Birincisi sığınağın gizliliğinin hiçbir şekilde ihlal edilmemesi gerekiyor; gizliliğin nasıl korunacağını her farklı deneyimde öğreniyoruz. İkincisi sığınakta kimseye şiddet uygulamamak gerekiyor. Fiziksel şiddet olduğunda çalışmayı sonlandırmak zorunda kalıyoruz. Psikolojik şiddeti ayırt etmek daha zor. Kadınların kendi aralarında ya da çocuklara karşı psikolojik şiddeti fark etmişsek, kadının da bunu fark edebilmesini sağlamaya çalışıyoruz, bunun farkında olup bunun üzerinde çalışmaya kapalı ise, aynı davranışı hala sürdürüyorsa o zaman çalışma yine sonlandırılıyor. Çünkü psikolojik şiddet de fiziksel şiddet gibi hasara yol açıyor, sığınakta her ikisini de dışarıda tutmaya çalışıyoruz.

Kadınlar gibi çocuklar da şiddet yaşantısından etkilenerek geliyor. Çocuk tanık olduğunda zaten şiddete maruz kalmış oluyor ve genelde erkek şiddeti doğrudan kendisine de yönelmiş oluyor. Bazen çocuk sığınağa geldiğinde babayla ilişkisini sürdürmek istiyor, çocukla görüşmesinde baba şiddeti çocuk üzerinden kadına yöneltmeye çalışabiliyor. Biz, çocukların da şiddeti anlayabileceğinden yola çıkarak çocuklarla çalışma yürütüyoruz. Kendi haklarını da fark ediyorlar ve kimsenin kendisine şiddet uygulamaya hakkı olmadığını, babasıyla görüştüğünde babasının şiddet davranışlarına sınır koyması gerekliliğini öğreniyorlar. Bu aslında kuşkusuz yetişkinlerin sorumluluğu, ancak erkekler çocuklar üzerinden anneyi sığınakta kaldığı süre içinde de kontrol altında tutmaya çalışıyorlar. O nedenle çocukların “bu yaptığın psikolojik şiddet, ben buna izin vermiyorum, seninle bu şartlar altında görüşmüyorum” diyebilmesi, babanın şiddet içeren tutumu sürdüğünde telefonları açmaması gerekiyor. Güvenlik riski olduğunda da babanın çocukla görüşmesi risk içeriyor, baba ile çocuklar görüşmeye devam ettiklerinde annenin yerini bulmaya çalışabiliyor erkekler. Bu durumlarda çok iyi güvenlik planları yapılması gerekiyor. Çocuklarla şiddet çalışmak sığınak çalışmasının önemli bir parçası. Erkek şiddetinden kurtulmanın yolu, hiçbir şekilde erkeği ikna etmek değil, bunu biliyoruz. Orada çocuklar bakımından da sınır koymak, gerekirse uzaklaşmak gerekli. Tabii ki bu çocukların isteği ve onların işbirliği ile mümkün.

Bir de anne çocuk arasında şiddet davranışları sürebiliyor, çünkü orada da bir güç eşitsizliği var. Anne çocuk arasındaki ilişkide şiddetin olmaması sığınaktaki feminist çalışmanın çok önemli bir parçası. Kadınların şunu görmesi gerekiyor: ‘Ben çocuğa bu şiddeti seçerek yapıyorum.’ Yetişkinler çocuğu kendileri ile eşit görmedikleri için şiddet uyguluyorlar. Şiddet davranışı değişebiliyor, yeter ki kadınlar çocukları ile iletişim kurarken şiddetsiz ilişkilere açık ve istekli olsunlar.

Kadınlar sığınağa çocuklarla birlikte gelirken şu ön kabulle geliyorlar: Çocuğa her ne olursa olsun kadın bakmalıdır. Çünkü erkek egemen sistemin annelik kurgusunda kadınlarla çocuklar çok bütünleştirilir, kadınlara çok ağır bir yük verilir. Oysa tek bir kişi çocuğun bütün sorumluluğunu alamaz, çünkü bu bütün hayatının yok olması anlamına gelebilir. Çocuk büyüyene kadar harcanması gereken emek neredeyse bütün bir hayatı içine alacak kadardır. Bu süreç hem duygusal hem fiziksel hem ekonomik emek içeriyor. Özellikle duygusal emek daha çok kadınlardan beklenir. Oysa bunun toplumsal olması gerekir. Baba gittiğinde ne eksiliyor? Kimi zaman avantajları daha fazla olabiliyor. Feminist bir çalışmada kadının çocuğa ya da çocuklara “bakmak istemiyorum” diyebilme, bu nedenle yargılanmama hakkı olmalıdır. Aksi halde kadınlar çocuğa bakamayacaklarını bilseler bile kendilerini bakmak zorunda hissediyorlar ve çocuklar bu nedenle daha fazla yara alabiliyor. Böyle durumlarda kadınların kaynaklarını yeniden gözden geçirmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Kimi durumlarda kök aileden destek alınabiliyor, ancak kadının kök aileden destek alması bazen ikinci bir şiddete dönüşebiliyor. Kök aile ile yeniden ilişkilenirken, özellikle psikolojik şiddete tolerans göstermeden ilişkilenmeyi öğreniyor kadınlar, birlikte öğreniyoruz. Çok kolay değil, ama sığınakta kaldığı süre içinde bunu yapan ve çocukları için güvenli bir alan oluşturabilen kadınlar var. Bir başka kaynak kuşkusuz çocuk sevgi evleri. Bu evlerde eskiye göre istismarla mücadele artmış durumda, iyileştirme çalışmaları söz konusu. Ancak ergen çocukların bölümlerinde büyük ihmal ve istismarlar olduğunu deneyimledik. Kadının bu tercihi yaparken yine yargılanmayacağını bilmesi gerekli.

Sığınakta kadın dayanışması üzerinde duruyoruz, anneler toplantısı yapıyoruz. Örneğin kadınlar hastaneye gidecekse çocuk konusunda destek alabiliyor başka kadınlardan. Ancak gezmeye gitmek istiyorlarsa bu desteği alamıyor. Oysa gezmek, arkadaşlarla buluşmak da bir ihtiyaç. Bunun için kadınlar suçluluk duymamalı. Birlikte yaşama deneyimi geliştirmeye başlıyor kadınlar. Buna yönelik kurulan dayanışma, “bebekli kadın yalnız başına bir yere gidemez” kurgusunu da değiştiriyor.

Mor Çatı sığınağında anneleriyle kalan oğlan çocukları da bulunuyor, 18 yaşına kadar oğlan çocukları kalabiliyor devlet uygulamasından farklı olarak. 18 yaşına kadar hiçbir ayrım gözetmeden çocuk çocuktur çünkü. Toplumsal cinsiyet çalışması kız ya da oğlan tüm çocuklarla yapılıyor. Ergen oğlan çocuklarında annelerine yönelik babanın yerini alarak erkek kontrolü oluşturma gibi sorunlar olabiliyor. Tabii ki bunlar üzerinde çocuklarla ve kadınla çalışılabilen toplumsal cinsiyet meseleleri.

Kadın ve çocuklarla istismarı, ne olduğunu, bundan nasıl korunabileceğini çalışıyoruz. Çocuklar için kendilerini güven içinde her konuda ifade edebilecekleri bir anne-çocuk ilişkisinin ve sığınak sosyal çalışmasının olması istismarın dile getirilmesi için önemli. Bu süreçte en önemli nokta, çocukların iyi dokunma ve kötü dokunmayı, sınırlarını, hayır demeyi öğrenmeleri. Çocuklarla tanıdığımız ağlardan destek isteyerek atölyeler yapıyoruz.

Sosyal çalışmacılar kadın ve çocuğu ya da çocuklarıyla ayrı ayrı çalışıyorlar. Çünkü çocuk ya da kadın sosyal çalışmacılarla paylaştıkları konusunda kaygı hissedebilir, bu sınırların birbirine girmemesi gerekir. Hatta kardeşleri de ayırmaya çalışıyoruz yine aynı nedenlerden dolayı. Yeni gelen kadın ve çocukların sığınakta kendilerine ait bir odalarının bulunmasını önemsiyoruz. Onlara öncelik tanıyoruz, ne yazık ki sığınağın fiziksel imkanları oldukça sınırlı.

Kadınlar geldiklerinde şiddete karşı bir öfke ile geliyorlar, bu öfkeyi tam olarak faillere yöneltemediklerinde birbirlerine öfke aktarımı olabiliyor. Günlük yaşamı paylaşmak kolay değil. Kadınların birbirleriyle ilişkileri ev toplantı gündemlerinden oluyor. Toplantı gündemini kadınlar büyük ölçüde kendileri oluşturuyorlar. Bunun dışında kadınlarla bir psikolog grup çalışması yapıyor dönem dönem. Şiddetsiz iletişim, feminizm, dijital güvenlik, ayrımcılık gibi konularda atölye çalışmaları yapılıyor.