Sığınaklar, kadın ve çocukların maruz kaldıkları erkek şiddetinden uzaklaşıp güvenli bir yerde kalmak ve aldığı desteklerle güçlenerek şiddetten uzak bağımsız bir yaşam kurmak için kurulmuş yerlerdir. Kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede etkili mekanizmalardan biridir. Öyle ki, sığınakların adres ve telefonları, çalışanların bilgisi ve sığınakta kalanların bilgileri gizli tutularak can güvenliği sağlanmaya çalışır. Ne var ki, kadınlar, canlarını kurtarmak ve şiddetten uzaklaşmak için adresleri gizli yerlere gitseler de ısrarla takip edilmekte, peşleri bırakılmamaktadır.

2017 yılı boyunca 173 kişi sevgilisinin, karısının, kızının ve/veya tanıdığı bir kadının nerede olduğunu, sığınakta kalıp kalmadığını, hangi kurumda kaldığını Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’na sordu. Telefon ve mail üzerinden veya bizzat dayanışma merkezine gelerek kadınları arayanların çoğunluğu söz konusu olan kadınlarla yakınlığı olan erkeklerdi.

Bu aramalar arasında en dikkat çekici olan ise mesleği, bulunduğu makamı ve/veya toplumsal statüsünü, nüfuzunu kullanarak kadınların hangi sığınakta olduğunu öğrenmek isteyenlerdi. Telefonda polis, avukat, öğretmen, belediye çalışanı, siyasi parti ilçe başkanı, vekil ve bakan danışmanı olduğunu söyleyerek bilgi istemişlerdir. Bunlar içerisinde, polisten halihazırda bilgi aldıklarını ve kadının bir sığınağa gittiğini ama hangi sığınağa gittiğini bilmek istediklerini, sığınaktaysa da kendileriyle görüştürülmeyi talep ettiklerini belirtmişlerdir. Bu aramalarda kadınların yaşadığı şiddetin görünürlüğü bir yana, kadının kararı, isteği, kimliği, sahip olduğu özellikler yok sayılırcasına, “anne, eş, kardeş” gibi statülerle değerlendirilerek tek başına saygın birey değil ailenin kendinden menkul bir parçası olarak görüldüğü ortaya çıkmaktadır. Örneğin, bir lise öğretmeni öğrencilerden birinin annesinin “6 çocuğunu bırakıp” sığınağa gittiğini, bu çocukların perişan olduğunu ve anneleriyle çocukları görüştürmek istediğini söylemiştir. Anne olması dışında kadının kararını, yaşadıklarını görmezden gelen ve “çocukları terk etmek” üzerinden kurulan yargılayıcı dil kurarak bakım işlerini ve emeğini kadına atfeden toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümünü yeniden üretmektedir. Ekim ayında arayan başka bir öğretmen ise sığınağa giden bir veli ile ilgili olarak, “10 yaşında çocuğu var, babası sorumsuz” diyerek yine bakım emeğini ve “babanın sorumsuzluğunun sonucunu” kadına yükleyen bir dil oluştuğu görülmektedir.

Bununla birlikte, gerek uluslararası sözleşmelerde gerekse de 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddettin Önlenmesine Dair Kanun ile Kadın Konukevlerinin Açılması ve İşletilmesi Hakkındaki Yönetmelik’e göre sığınakların iletişim bilgilerinin gizliliğine dair açıkça ifadeler bulunmasına rağmen, hukukçular, polisler bu bilgileri hiçe saymaktadır. Örneğin 2017’nin Mayıs ayında bir aile mahkemesi hakimi dava üzerine kadının bulunması için “sığınağın adres bilgisini” talep ettiğini bildirmiştir. Özellikle boşanma davalarında avukatlar, müvekkillerinin eşlerinin nerede olduğunu öğrenmek için müvekkilleri adına arayıp sığınakta olup olmadığını öğrenmeye çalışmaktadır. Bununla birlikte yine 2017 Mayıs ayında jandarma özel harekattan personel olduğunu söyleyen biri bu bilgiyle aradığı kadına ulaşmaya çalışmıştır. Yine Ekim ayında dayanışma merkezimizi arayan bir polis, kadını MOBESE’den izlediklerini sığınağa gittiğini gördüklerini, kadının nerede olduğunu sormuştur.

Dayanışma merkezimizi arayarak, siyasi partide danışman, başkan olduğunu söyleyerek/iddia ederek yukarıda bahsettiğimiz hukuksal düzenlemelerin siyasiler açısından işlemeyeceği, boşa çıkacağı ve siyasileri ayrıcalıklı bir konumda tanımlayarak kadınlarla ilgili bilgilere erişebileceklerini düşünenler de vardı. Örneğin bir partinin ilçe teşkilatı başkanı olduğunu söyleyen biri, kadının bir sığınağa gittiğini polisten öğrendiklerini ancak hangi sığınakta olduğunu bilmediklerini, bunu öğrenmek istediklerini sordu. Benzer şekilde bir bakanın danışmanı olduğunu söyleyen birisi de bu bilgiyi kullanarak kadın hakkında bilgi almak istemiştir.

Bir kez daha vurgulamak gerekirse, sığınakların adresleri, iletişim bilgileri, sığınak çalışanlarına ait bilgilerle sığınakta kalan kadın ve beraberindeki çocukların bilgileri gizlidir. Bu bilgilere ulaşılamaz, kadınlar istemeden kadının bilgisi dışarıya aktarılamaz, sığınakta kalan kadınlarla şiddet uygulayan arasında ve/veya başka kişiler arasında kadın istemeden görüştürme yaptırılmaz. Elbette akrabaların, arkadaşların ve/veya tanıdık kişilerin başlarına bir şey gelmiş olmasından, zarar görmesinden endişe duymak çok anlaşılır bir durumdur. Ancak sığınağa gittiğini bildiği halde nüfuzunu kullanarak ısrarla bilgi istemek, çocukların bakımını üstlenmeyen babaların sebep olduğu sonuçları bahane ederek kadınları sadece anne olması sebebiyle aramak kadının tek başına saygın bir birey olmasını görmezden gelmek ve toplumsal eşitsizliği yeniden üretmektir.