Kadına Yönelik Şiddet ve Ev içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli tüm ayrımcılık biçimleriyle mücadele edilmesi, erkek şiddetinin önlenmesi, şiddete maruz kalan kadınlara koruyucu, destekleyici ve güçlendirici araçlar sunulması, kadınların zararlarının tazmin edilmesi ve şiddet uygulayanların şiddet eylemiyle orantılı ve caydırıcı biçimde cezalandırılması konusunda imzacı devletlere pek çok yükümlülük getirir. Taraf devletlerin gösterdiği adaylar arasından seçilerek oluşturulan sorumlu Uzmanlar Komitesi (Group of Experts on Action against Violence against Women and Domestic Violence-GREVIO) Sözleşme’nin uygulamalarını izler ve belli aralıklarla denetler. İzleme sürecinde, taraflar GREVIO’nun sorularını yanıtlayarak ve çizdiği çerçeveye uygun raporlar hazırlamalıdır. Sivil toplum Sözleşme’de doğru uygulamaların hayata geçirilmesinde önemli bir paydaş olarak tanımlanır ve izleme sürecine de dahil edilir.

Sözleşme Ağustos 2014’ten beri Türkiye’de yürürlükte. 2017 yılında Türkiye’nin ilk izleme süreci başladı. KSGM koordinatörlüğünde hazırlanan devlet raporu 3 Temmuz tarihinde İstanbul Sözleşmesi’nin denetim organı GREVIO’ya teslim edildi. Devlet raporuna bu linkten ulaşılabilir: https://rm.coe.int/turkey-state-report/1680737201 

GREVIO’nun Ekim 2018’de yayınlanacak değerlendirme ve tavsiye raporuyla bu süreç sona erecek ve Türkiye’den bu kapsamda ciddi adımlar atması ve politika geliştirmesi beklenecek.

İzleme sürecine katkı sağlamak amacıyla Türkiye’deki kadın örgütlerinin işbirliği ile kapsamlı bir gölge rapor hazırlandı. Rapor, kadına yönelik şiddet ve Sözleşme’nin uygulanmasındaki eksik ve yanlışlara ilişkin önemli hususları özetlemek için 8 sivil toplum örgütü tarafından yazıldı ve İstanbul Sözleşmesi Türkiye izleme Platformu üyesi 81 kadın ve LGBTIQ örgütü tarafından imzalandı. Raporu yazma görevini üstlenen örgütler, büyük bir özveri ve sıkı çalışma ile var olan iş yükünün yanı sıra herhangi bir maddi kaynak olmaksızın bu süreci yerine getirdi. Raporun yazımı, düzeltilmesi ve çevirisi yaklaşık 5 ay sürdü. Rapor alanda çalışan örgütlerin katkısını artırabilmek amacıyla Türkçe yazıldı ve İngilizce’ye çevrilerek GREVIO’ya sunuldu.

Rapor, uygulamalardaki eksik ve yanlışlara ilişkin tespitlerin yanı sıra Sözleşme’nin bütüncül bir yaklaşımla, kapsamı ve amacına uygun biçimde etkili uygulanabilmesine yönelik somut önerileri de kapsıyor. Mevcut hizmetlerin ve mekanizmaların kadına yönelik şiddeti önlemekte yetersiz kalmasının sebeplerinin uygulamalar ekseninde değerlendirildiği bu çalışma alanda çalışan kadın örgütlerinin tespitlerini görünür kılmayı amaçlıyor. Sözleşme’nin bütüncül bir yaklaşımla uygulanmaması; önleme, koruma, destekleme, güçlendirme, şiddetin araştırılması ve orantılı bir biçimde cezalandırılmasında gözlemlenen sorunlar ile kadın erkek eşitsizliğini ve kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmak konusundaki siyasi irade eksikliği arsındaki ilişkiyi de ortaya koyuyor. Sözleşme’nin Türkiye'de tam olarak uygulanabilmesine katkıda bulunabilmek amacıyla hazırlanan rapor soyut bir kadın ya da “mağdur” tanımından değil, şiddetle mücadelenin öznesi olan kadınların tecrübelerinden yola çıkılarak hazırlandı.  Bu sebeple göçmen kadınların, çocukların, engelli kadınların ve LGBTİQların erkek şiddeti ve yapısal ayrımcılıklar bağlamında yaşadıklarını, Sözleşme’de tanımlanan yasal ve diğer tedbirlerden yararlanmaları önündeki engelleri ve kötü uygulamaları ele alan tematik bölümler de bulunuyor.