İstanbul Feminist Kolektif"ten kadınlar, sokak ortasında öldürülen Arzu Yıldırım'ın, ölmeden iki gün önce yaptığı suç duyurusunda koruma kararı çıkarmayan savcı hakkında suç duyurusunda bulundu.

Kadın Cinayetlerine İsyandayız! kampayasını yürüten kolektif üyeleri, Ümraniye Cumhuriyet Savcısı Feridun Kabadayı yaptıkları suç duyusunun öncesinde yaptıkları basın açıklamasında, savcıların bu cinayetlerin önlenmesindeki sorumluluğuna dikkat çekti:

"Ümraniye'de sevgilisi tarafından öldürülen Arzu Yıldırım'ın çantasından savcılığa verdiği 'öldürüleceğim' dilekçesi çıktı. Arzu dilekçeyi verdikten iki gün sonra öldürüldü.Suçlu sadece Arzu'yu savcılığa dilekçe vermesini bahane edip de öldüren Metin Çilingir mi sizce?

Arzu Yıldırım'ın çığlığını duymayan, onu haklarına dair bilgilendirmeyen, can güvenliğinin sağlanabileceği ve güçlenebileceği bir sığınağı göstermeyen herkes sorumlu değil mi ölümünden? Onu, 'Arzu Yıldırım'ı ölümle tehdit ettiği öne sürülen Metin Çilingir'in ifadesinin alınması' talimatını eline tutuşturarak karakola yollayan Ümraniye Savcılığı'nın sorumluluğu göz ardı edilebilir mi?"

Açıklamayı okuyan Seher Kalkan, şiddet gören kadınların can güvenliklerin sağlanması için başvrularının ardından izlenmesi gereken yolu da hatırlattı:

"Savcılar, suç duyurularını savcılık kalemlerinde süründürmeden, suç duyurusu yapan kadınlarla yüz yüze görüşmelidir.

Aile mahkemesinin; tanıksız ve belgesiz 4320 sayılı kanun gereğince şiddet gören kadına koruma kararı verebileceği bilgisiyle davranmalı, kadının eline emniyete götürmek üzere dilekçeyi tutuşturacağına şiddet gören kadını Aile Mahkemesine yönlendirmelidir.

Kadınlar derhal güvenliklerini sağlayacak sığınaklara yönlendirilmeli ve tüm bu süreçlerde can güvenleri sağlanmalıdır."

Açıklamada ayrıca hükümetin, yargının, ve savcılıkların kadın cinayetlerini önlemek için acil önlemler alınması gerektiği vurgulandı:

"Sığınaklar hala yetersizin de altında. Kadın katillerine haksız tahrik indirimi uygulanmaya devam ediliyor, yeni yasal düzenlemeler, özel önlemler yok. Var olan yasalar dahi uygulanmıyor. Ve savcılıklar koruma talep eden kadınları dahi koruyamıyor! Acilen önlem alınmasını, adım atılmasını, hükümetin, yargının, savcılıkların görevlerini yapmalarını hatırlatıyoruz."

"Arzu Yıldırım ölmeyebilirdi. Sorumlular yargılansın", "Savcılık kapısından ölüme gitmek istemiyoruz", "Çantamızda savcılık dilekçesiyle ölmek değil koruma İstiyoruz" , "Yaşasın Kadın Dayanışması" pankartları taşıyan kadınlar, açıklamanın ardından suç duyurusu dilekçelerini avukatları Meriç Eyüboğlu aracılığıyla Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığına verdi.