Fethiye'de 4 yıl önce yaşanan tecavüzle ilgili davanın 26 Ocak'taki duruşması öncesi Türkiye Tecavüze Karşı İnisiyatif adıyla bir araya gelen birçok ilden kadın, olaya karışan 8 kişiden yalnızca 2'sinin yargılanmasına tepki gösterdi ve yargıyı tecavüze ortak olmamaya çağırdı.

Üç yıllık hukuk mücadelesi sonunda başlayan ve Muğla Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına, sanıklar ve savcının tanık olarak dinlenmesini istediği diğer altı zanlı katılmadı.

Mahkeme başkanı, Yargıtay kararına rağmen haklarında dava açılmayan altı kişi hakkındaki iddianamenin tamamlandığını açıkladı. Diğer dosyada sanık oldukları için mahkeme daha önce tanık olarak açıklanan altı kişinin dinlenmesinden vazgeçti. Mahkemenin iddianameyi kabul edip duruşma günü vermesi, her iki davanın aynı mahkemede görülmesi ve dosyaların birleştirilmesi bekleniyor.

Mahkeme, Mor Çatı, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) ve Amargi ile tek tek kadınların müdahillik başvurularını kabul etmedi. İzmir Barosu'nun gözlemci olarak davayı izleme talebi de sanıkların yaşlarının 18'den küçük olması ve davada gizlilik kararı bulunması nedeniyle reddedildi.

Savcının sanıklar hakkında tutuklama kararı çıkarılması talebi de reddedildi. Sanıkların zorla getirilmesine ve olay tarihinde nerede bulunduklarının belirlenmesi için cep telefonu sinyallerinin tespitine ilişkin talep ise kabul edildi. Dava 16 Mart'a ertelendi.

Fethiye İlçesinin Gebeler Kaplıcası’nda 4 yıl önce meydana gelen olayda bir kadın, 8 kişinin tecavüzüne ve işkencesine maruz kaldı. İçinde Milli Eğitim müfettişi ve öğretmenlerin de olduğu 8 kişi hakkında şikayette bulunduğu Fethiye Savcılığı delilleri bile toplamadığı gibi, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun tecavüzü tespit eden raporuna rağmen tecavüzcüler hakkında takipsizlik kararı verdi. Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi yapılan itiraz başvurusunu hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddetti. Bunun üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne giden kadın, yanı sıra “takipsizlik kararının kanun yararına bozulması istemi” ile Adalet Bakanlığı’na da başvurdu. Nihayet 2010 yılının Mart ayında kadının başvurusu kabul edildi ve dosya Yargıtay’a gönderildi. 

Yargıtay dava açılmasına karar verdi ancak, 8 kişiden yalnızca olay tarihinde 18 yaşından küçük olan iki kişi hakkında dava açıldı. Diğer altı kişi ise sanık olmaları gereken davada tanık olarak dinlenecek.

Duruşma öncesi Denizli, Muğla, Antalya, Ankara, İzmir, İstanbul, Datça, Bodrum, Didim, Adana ve Fethiye'den yaklaşık 150 kadın, bir Türkiye Tecavüze Karşı Kaın İnisiyatifi adıyla bir basın açıklaması yaptı, ardından her ili temsilen bir kadın konuşma yaptı.Açıklamada, tecavüze maruz kalan kadının yaptığı ilk başvurunun ardından İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun raporuna rağmen Fethiye Savcılığı'nın takipsizlik kararı verdiğini hatırlatıldı. Takipsizlik kararına tecavüzcülerin "öğretmen" olmasının gerekçe gösterildiği belirtilerek, "Tecavüzcünün mesleğinin bir önemi yok. Tecavüzcü ressam, öğretmen, müfettiş, doktor olabilir" denildi.

Kadınlar tüm sorumluları tecavüze ortak olmamaya ve altı tecavüzcünün de en kısa zamanda yargılanmaları için sorumluluk almaya çağırdı.

İstanbul'daki davada kadınlar yine mahkeme önündeydi

İstanbul'da, Feminist Kadın Çevresi üyesi ve LGBTT aktivisti bir kadının maruz kaldığı tecavüz girişimine ilişkin davanın 1 Şubat'taki ilk duruşmasını kadın örgütleri ve LGBTT örgütü temsilcileri izledi  ve davanın takipçisi olacaklarını duyurdu. Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşması, başka bir suçtan tutuklu bulunan sanık A.E.'nin zorla getirilmesi kararıyla Nisan ayına ertelendi.

Avukat Eren Keskin, mahkemenin cinsel suç mağdurunun Adli Tıp Kurumu'na sevki yönünde karar vermemiş olmasını "olumlu bir durum" olarak değerlendirdi.

Tecavüz girişimine maruz bırakılan kadının olaydan sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden "psikolojisinin bozulduğuna dair" rapor aldığını hatırlatan Keskin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararına göre, bu raporun kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

Duruşma sonrası yapılan basın açıklamasında bakan Kavaf'ın, Ayşe Paşalı'nın ölümünü münferit olarak değerlendirmesine tepki gösterilirken, Paşalı'nın ölümü gibi bu tecavüz girişiminin de münferit olmadığı, kadınlara yönelik sistematik cinsel şiddetin bir parçası olduğu vurgulandı.

Kadın ve LGBTT örgütleri, imzacı oldukları açıklamada "Türkiye’de pek çok cinsel taciz suçlaması ile ilgili takipsizlik kararı verildiği, davaların zaman aşımına uğratıldığı ya da nadiren verilen hapis cezalarının genellikle adli para cezasına çevrildiği düşünülürse bu cinsel taciz davasının ağır cezada görülecek olması kadın hareketi açısından bir kazanımdır" dedi:

"Kadın ve LGBTT örgütleri ile insan hakları savunucuları olarak, hak mücadelesi için yola çıkan kadın arkadaşımızı desteklemek için buradayız. Onun yanındayız ve bu davayı her aşamasında takip edeceğiz. Bu davanın diğerlerinden farklı olmasını, arkadaşımıza tecavüz girişiminde bulunan saldırganın en kısa zamanda cezalandırılmasını istiyoruz."

Kaynak: bianet ve Evrensel

Fethiye'deki davayla ilgili Hayat TV'deki Ekmek ve Gül programından Sevda Karaca'nın hazırladığı kısa filmi izlemek için tıklayın