Cinsel istismar suçlarını önlemenin yolu cezaları artırmak değildir! Cinsel istismar ile mücadele ancak çocuğu merkeze alan politikaların yasalarla desteklenmesiyle mümkündür.

09 Nisan 2018 tarihinde TBMM’ye sunulan çocukların cinsel istismarı suçuna ilişkin değişiklikler öngören “Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” çocukların haklarını merkeze koymak yerine çocuk istismarı vakalarının artması ve görünürlük kazanmasıyla ortaya çıkan tepkileri bastırmak için ilgili tarafların görüşü alınmadan özensizce hazırlanmıştır.  Çocuklara yönelik cinsel istismar durumunda faile yönelik cezaları artırmayı esas alan tasarı, bu vakaların toplumsal ve psikolojik nedenleri araştırılmadan yargılamalardan kaynaklanan sorunları ayrıntılı olarak tespit edilmeden hazırlanmış olduğundan mevcut sorunları çözmeyeceği gibi, yeni sorunları da beraberinde getirecektir. Bu nedenle, kadın ve LGBTİ+ örgütleri olarak, bu yasa tasarısına itiraz ediyoruz!

DAYANIŞMA MERKEZİ ÇALIŞMALARI
Mor Çatı Dayanışma Merkezi’ne 2017 yılı Ocak-Aralık ayları arasında başvuran 1001 kadın ve çocukla yürütülen çalışma boyunca 2314 görüşme yapıldı. Mor Çatı’dan destek alan 1001 kişiden 711’inin yaş bilgisine erişebildik. Buna göre başvuranların yaşları 0 ile 77 arasında değişmektedir. Mor Çatı’ya en çok 25-34 yaş aralığındaki kadınlar başvurdu. Başvuruların 45’i çocuktu.

Kadınlar bundan 31 yıl önce “Dayağa Karşı Dayanışma Kampanyası” başlatarak erkek egemenliğine ve şiddetine karşı “artık yeter” diyerek feminist mücadeleyi sokaklara taşıdılar. Kampanya, kadınların güçlenebilmesinin dayanışma ile mümkün olduğunu göstermesi açısından çok önemliydi. Kadın sığınağı açma düşüncesi işte bu kampanya sürecinde oluştu ve dayanışmayı kurmanın yollarından biri olarak Mor Çatı kuruldu.

Yolu Mor Çatı’dan geçmiş kadınlar olarak geriye dönüp baktığımızda güçlendiğimizi görüyorsak, direnişi, umudu feminizmde aramış olmamız sayesinde olduğunu biliyoruz. Erkek egemen dünya biz kadınları birbirine düşürmekten, ayrıştırmaktan ve bize güçsüz olduğumuzu düşündürmekten güç alırken, zor zamanlarda feminizm bizlere başka bir yol olduğunu göstererek kılavuzumuz oldu. Bizler de Mor Çatı’da kadınların birbirini yargılamadan dinlediği, birbiri yerine karar almaya çalışmadığı bir dayanışma kurduk. Hepimizin, her kadının birbirinden farklı olduğunu akılda tutarak birbirimiz üzerinde iktidar kurmamaya çalıştık. Ne kurtarıcı olduk ne kurtulan. Ne yardım ettik ne yardım aldık. Kadın dayanışması ile güçlenmeyi, birbirimizden öğrenmeyi, engellerin üstesinden gelmeyi yeğledik.

Feminist ilkelerle dayanışma gösterdiğimiz kadın ve çocukların maruz kaldıkları şiddete direndiklerini ve hayatta kaldıklarını görüyoruz. Bu gücü görmek ve ortaya çıkarmak, erkek şiddetinin kaynağında yatan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gözler önüne sermek en büyük gayretimiz. Kadınlar güçsüz veya zayıf olduğu için değil ayrımcılığa maruz bırakıldıkları için erkek şiddetine uğruyorlar. Cinsiyetimiz, hayat tarzlarımız, aidiyetlerimiz, cinselliğimizden ötürü ayrımcılığa maruz kalmayı kabul etmiyor ve mücadelemizi sürdürüyoruz.

Geçtiğimiz yıldan bu yana feminist hareketin elde ettiği kazanımlara göz dikilmeye devam edildi. Kadın örgütlerini kapatarak kadınların mücadelesini engellemeye, kadınları korkuyla sindirmeye çalıştılar. Buna rağmen bizler kadın dayanışmasını kurmanın yollarını aramaya, bulmaya devam ediyoruz. Mor Çatı olarak kazanımlarımıza sahip çıkmak ve kadın dayanışmasını yükseltmek için 8 Mart’ta sokaklarda buluşuyoruz. Başka bir dünya hayalini gerçekleştirmenin feminizmle mümkün olduğunu biliyoruz!

 

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı

Kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin önlenmesiyle ilgili en kapsamlı ve yasal bağlayıcılığı bulunan uluslararası sözleşme konumundaki İstanbul Sözleşmesi kapsamında Türkiye’nin gözden geçirilmesi süreci başladı. İstanbul Sözleşmesi İzleme Platformu üyesi kadın ve LGBTİ+ örgütleri kadına yönelik şiddetle mücadelede Sözleşme yükümlülüklerinin devlet tarafından uygulanmasındaki eksik ve yanlışları özetledikleri ve mevcut durumu iyileştirmeye yönelik öneriler yaptıkları Gölge Raporu GREVIO Komitesi ile paylaştılar.

Bugüne kadar kadın hareketinin cinsel suçlarla mücadeleye dair etkili politika geliştirme önerilerine sırt çeviren kamu otoriteleri, ne zaman toplumu rahatsız eden bir cinsel şiddet, çocuk istismarı olayı basına yansısa, uygulama sorunlarını görmek ve bunları ortadan kaldırmak yerine en kolay yolu seçerek çözümden uzak ezberleri tekrarlıyor. Bakanlıkların cebinden çıkan hazır basın açıklamaları hadım, en ağır ceza ve idam gibi insan haklarını yok sayan söylemlerden ibaret oluyor. Bu kez bunlara ek olarak cinsel istismar ile “zina” hakkında düzenleme yapılacağı söylenerek cinsel suç ile evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki rızaya dayalı cinsellik aynı kefeye konuluyor. Acil önlem almanın yolu konuyu bu şekilde bulandırmaktan değil, öncelikle kadınlar ve çocukları merkeze alan bir sistem kurmaktan ve adalete erişimleri önündeki mevcut engelleri kaldırmaktan geçer.