E-Bülten : Temmuz - Eylül 2015

Bu bülteni düzgün görüntüleyemiyorsanız online versiyonu için tıklayın
KASIM'15
MOR ÇATI BÜLTEN
Yeni Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri Açılıyor (mu)?

Mor Çatı olarak, Bilgi Edinme Kanunu kapsamında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB) Kadın Hizmetleri Daire Başkanlığı’na, Türkiye genelindeki Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’nin ( ŞÖNİM/Koza) faaliyetlerine ilişkin, 26 Haziran’da bilgi edinme başvurusu yaptık. Başvurumuza verilen yanıtta, Haziran 2015 itibariyle, 22 ilde yeni ŞÖNİM’lerin açılmasına onay verildiği ve böylece Türkiye genelindeki ŞÖNİM sayısının toplamda 36’ya ulaşacağı ve 81 ilde de yaygınlaştırılmasının hedeflendiği bilgisine yer verildi.

Bakanlıktan alınan bu bilgi üzerine, söz konusu 22 ilin ASPB İl Müdürlüklerini arayarak ŞÖNİM açılış faaliyetlerine ilişkin bilgi aldık.(*) Yapılan görüşmeler sayesinde öğrendiklerimiz, açılması planlanan yeni ŞÖNİM’lerin yetersizliğini gözler önüne serdi.

Görüşülen 22 İl Müdürlüğünün verdiği bilgiye göre, bu illerin hiçbirinde ŞÖNİM’ler tam olarak faaliyete geçmemişti. Açılması planlanan ŞÖNİM’lerde istihdam edilmeye başlanan görevliler ile yapılan telefon görüşmelerinde, görevli personelin neredeyse tamamının, 6284 Sayılı Kanun’da, sığınakların işleyişine ilişkin Kadın Konukevleri Yönetmeliği’nde ve ASPB ile ŞÖNİM’lerin resmi web sitesinde (http://www.koza.gov.tr/) yer alan, ŞÖNİM’lerin faaliyet gösterdiği mekânın fiziksel özellikleri, hizmet vermesi gerektiği saat aralığı ve vermekle yükümlü olduğu destekler hakkında temel bilgileri hiç bilmedikleri ya da bu konularda eksik bilgiye sahip oldukları görüldü.(1)

Görüşmeler sonucunda, açılması planlanan ŞÖNİM’lerle, hali hazırda hizmet veren ŞÖNİM’lerin en temel sorunlarının da ortak olduğu görüldü. Bu sorunların başında, mekânlarının fiziksel yapısının uygun olmaması, 7 gün/ 24 saat hizmet verecek altyapının olmaması, görevli personelin kadına yönelik şiddetle mücadele alanında yeterli donanıma sahip meslek elemanlarından oluşmaması gelmektedir.

Şu anda faaliyette olan ŞÖNİM’lerin pilot uygulamasının etkisi ve kadın örgütleri tarafından da dile getirilen eleştirilerin değerlendirmesi yapılmadan, sosyal hizmet sisteminin eksiklikleri giderilmeden ve gerekli altyapı hazırlığı yapılmadan yeni ŞÖNİM’lerin açılmış olması, ne yazık ki, ŞÖNİM’lerin faaliyetlerinde var olan mevcut sıkıntıların çoğalarak devam edeceğini gösteriyor.

(*) Yeni Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinin durumuna ilişkin  il müdürlükleri ile yapılan görüşmeler sonucunda hazırlanan raporun tamamına buradan erişebilirsiniz.

(1) ŞÖNİM’ler yaklaşık 3 yıl önce hizmet vermeye başladığı halde hala işleyişle ilgili bir yönetmeliği bulunmamakta.  Bu nedenle ŞÖNİM işleyiş ve yapısına ilişkin kaynaklar bunlarla sınırlı.

 
Sığınağımızdaki  Çocuklar ve Ergenlerin Okul Tatili

Haziran Eylül ayları arası, okula giden çocuklar ve ergenler için en keyifli zaman oluyor; malum tatili zamanı.

Mor Çatı Sığınağı’nda kalan çocukların tamamı, annelerinin bütçesi yetersiz olduğu ve babaları da herhangi bir destek vermediği için okul tatillerini İstanbul’da geçirdiler. Akrabaların büyük bir çoğunluğu da, kadınları desteklemek yerine erkeğin tarafını tuttukları için çocuklardan sadece bir tanesi tatilini akrabalarının yanında geçirebildi.

Peki, bu durumda biz ne yaptık? Çocuklar, başarılı okul karnelerini bize gösterip hakkettikleri övgüleri aldıktan sonra okul çantalarını boşalttılar. Daha sonra sırt çantalarını tatil programı için kullandılar. Her sene olduğu gibi bu sene de tatil programını çocuklar ve ergenler ile birlikte belirledik ve ardından annelerinden onay aldık. Bu seneki tatil programına üç çocuk ve bir ergen katıldı. Programımız kapsamında, İstanbul’un son kalan plajlarına gidip birlikte denizin keyfini çıkardık. Daha sonra ormanda gezintiye çıktık ve iki kez şahane hazineler bulduk. Ormandan getirdiğimiz dallardan kâbuslara karşı düş kapanı yaptık. Mutfakta birlikte yemek yaptık. Adalara gittik; güzel bir vapur yolculuğunun ardından, bisikletle adayı gezdik ve yüzdük.

Tatil programına katılan çocukların düşüncelerinin özeti: “Keşke tatil hiç bitmeseydi…” cümlesi oldu.

 
Belediyeler ve kamu kurumlarıyla iletişim ağımızı güçlendiriyoruz!

Sivil Düşün AB Programı desteği ile yürüttüğümüz, “Kadın Sığınakları Ve Dayanışma Merkezi Kurultayı’nın Güçlendirilmesi ve Avrupa ve Türkiye’deki Kadın Örgütleri Arasında Aile İçi Şiddete İlişkin İyi Deneyimlerin Paylaşılması” adlı  projemiz kapsamında belediye ve kamu kurumlarıyla kadına yönelik şiddet alanındaki çalışmalarımızı ve onlardan beklentilerimizi konu alan, karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı yaptığımız görüşmeler gerçekleştirdik. Görüşmelerde, kadına yönelik şiddet alanında faaliyet gösteren tüm kurumlar ile birlikte etkin mücadele etmenin yollarını konuştuk.

Proje kapsamında, Temmuz-Eylül ayları arasında İstanbul Valiliği, İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Birimi ve İstanbul Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi ile görüşmeler gerçekleştirdik. Görüşmelerde, kadına yönelik şiddet ile mücadeleden sorumlu tüm kurumların koordineli çalışmasının önemini ve kurumlar arası koordinasyona önemli katkısı olan, İstanbul Valiliği çağrısı ile organize edilen, ne yazık ki uzunca bir süredir gerçekleştirilmeyen İl Koordinasyon Kurulu Toplantıları’na olan ihtiyacımızı da dile getirdik. Ayrıca kurumların kadına yönelik şiddetle mücadelede yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi aldık ve yasaların uygulamasında kurumların yetki ve sorumluluk alanlarında yaşanan sorunları dile getirme fırsatı bulduk.

Proje kapsamında, kadın sığınağı veya dayanışma merkezi olmayan belediyeler ile de sığınak ve dayanışma merkezlerinin önemi üzerine görüşmeler gerçekleştirdik. Bugüne kadar Beşiktaş, Kadıköy, Avcılar, Sarıyer ve Şişli Belediyeleriyle görüştük. Görüşmelerde, belediyelerin var olan yasal mevzuata göre kadın sığınakları açma ve yürütme sorumluluklarını hatırlatmanın yanı sıra kadınların sığınak dışındaki desteklere erişebilmesinde önemli bir yapı olan dayanışma merkezlerinin önemini ve kadına yönelik şiddete karşı etkin bir mücadele için sığınak ve dayanışma merkezi faaliyetlerinin bir arada yürümesinin önemini dile getirdik. Bu iki faaliyetin nasıl bir personelle, hangi fiziksel koşullarda yürütülebileceğine ilişkin önerilerimizi, Mor Çatı deneyiminden yola çıkarak sunduk. Sunduğumuz önerilerin yanı sıra kadına yönelik şiddete karşı gerçekleştirilecek olan her türlü faaliyette işbirliğine açık olduğumuzu da belirttik ve birlikte yapabileceğimiz çalışmaları kararlaştırdık.

Kadınların çalışma yaşamına dahil olmalarının ve şiddetsiz bir hayatı kurabilmelerinin önündeki en büyük engellerden biri olan ücretsiz kreş desteğinin olmaması ve yerel yönetimlere bu konuda düşen sorumluluklar da öne çıkardığımız bir diğer konu oldu.

Yaptığımız görüşmeler sonuç vermeye başladı bile. Görüştüğümüz belediyelerden bazıları dayanışma merkezi açmaya karar verdi ve hazırlık çalışmalarına başladı. Sığınak ve dayanışma merkezi açmaları için belediyeler ile görüşmeye ve bugüne kadar görüştüğümüz belediyelerin dayanışma merkezi ve sığınak açma çalışmalarını izlemeye devam edeceğiz.

 
Mor Çatı, "Avrupa'da Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitsizliği Toplantısı"nda Türkiye’yi Temsil Etti

Avrupa İnsan Hakları Komitesi’nin, 6-7 Temmuz tarihlerinde, Litvanya’nın başkenti Vilnius'ta düzenlemiş olduğu konulu yuvarlak masa toplantısında, Mor Çatı olarak Türkiye'yi temsil ettik.

21 ülkeden sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin, Avrupa İnsan Hakları Komitesi Başkanı Nils Muizniesk ile üyelerinin katıldığı ve iki gün süren toplantının, “Kadına Yönelik Şiddet ve Adalete Erişim”, “Cinsiyet Ayrımcılığı ve Eğitim Sistemindeki Cinsiyetçi Kalıplar”, “Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Alanında Çalışan Sivil Toplum Kuruluşları'nın Yaşadığı Zorluklar” başlıklı üç ana oturumu vardı.

Her üç oturumda da ülke temsilcileri, kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği alanında bilgi ve deneyimlerini aktarırken, mücadelede yaşadıkları zorluklar ve problemlere değindiler. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı olarak biz de Türkiye’deki deneyimlerimizi paylaştık; kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele yöntemlerimizi her konu başlığı altında ayrı ayrı anlattık. İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı sıfatını taşıyan ülkeden katılmamız nedeniyle, Hükümetin İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin neleri hayata geçirip neleri geçirmediği de, konuşulan konular arasında yer aldı.

Özetle; kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin AB üye ülkeleri de dahil her ülkeden kadının yaşadığı ve yaşamaya devam ettiği öncelikli bir sorun olarak tartışıldığı, sivil toplum örgütlerince dayanışma ilişkilerinin kurulduğu ve Avrupa İnsan Hakları Komitesi’nin bu paylaşımlara dair bir rapor hazırlamak üzere tanıklık ettiği verimli bir toplantı oldu.

 
Sabancı Üniversitesi Marka Pratiği Yüksek Lisans Programı öğrencileri Mor Çatı için bir araya geldi.

Sabancı Üniversitesi Marka Pratiği Programı öğrencileri, Brand Action Project (BAP) dersi kapsamında, Temmuz ayında, Mor Çatı’nın finansal kaynak yaratma ve iletişim faaliyetlerine yeni çözüm önerileri sunmak için bir araya geldiler.

Sabancı Üniversitesi’nin Reklamcılar Vakfı işbirliğiyle yürüttüğü, Marka Pratiği Yüksek Lisans Programı BAP dersi kapsamında öğrenciler, kamu yararına kurumların tanımladığı ihtiyaç, problem veya güçlüklere çözüm yolları arıyorlar. Bu ders kapsamında, 16 öğrenci üç grup oluşturarak, Mor Çatı’nın dayanışma merkezi ve sığınak faaliyetlerini yürütebilmesi için gerekli finansal kaynağı yaratabilmesini sağlayacak alternatif kaynak modeli ve flört şiddeti konusunda farkındalık yaratmak amacıyla genç kadınlara yönelik iletişim platformu modeli önerilerini sundular.

Bu ders sayesinde gençlere Mor Çatı’nın, amacını, hedeflerini ve faaliyetlerini anlatma fırsatı bulduk. Bunun yanı sıra, çalışma Mor Çatı’nın gençler tarafından nasıl görüldüğünü ve onlara ulaşmak için neler yapmamız gerektiği konusunda bizim için yol gösterici oldu. 

 
Bursa Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği ile Atölye Çalışması Gerçekleştirdik

Mor Çatı Atölye Çalışma Grubu olarak, Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneğiyle, Bursa’da bir atölye çalışması gerçekleştirdik. 8-9 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz ve iki gün süren atölyede, kadına yönelik şiddet, kadınlarla ve çocuklarla yürütülen sosyal, hukuki ve ruhsal çalışmalar, feminist ilkeler, feminist örgütlenmenin tanımı ve bu konuda yaşanan olumlu ve olumsuz deneyimler, sıkıntılar ve çözüm önerileriyle yürütülen çalışmalar sırasında gözetilmesi gereken sınırlar konusunda paylaşımlarda bulunduk.

Tüm katılımcıların büyük bir ilgiyle dahil olduğu atölyede tanıştığımız kadınların cesaretle yürüttükleri çalışmaları, kurdukları dayanışma ağı ve giderek büyüyen örgütlenmeleri hepimiz için çok heyecan verici oldu.

Sadece atölyeler sırasında yaptığımız konuşmalarda ve tartışmalarda değil, atölye dışı sohbetlerimizde de gördük ki, çok farklı hikayelerle geliyor olsak da, her birimiz, kendi hayatımıza sahip çıkmak için büyük bir emek ve çaba gösteriyor, maruz kaldığımız yıkıcılığa ve yok ediciliğe rağmen tüm yaratıcılığımızla hayatta kalmaya, dönüşmeye ve dönüştürmeye devam ediyoruz.

 
Mor Muhabbet'in Kamp Armen Günlüğü

Ermeni soykırımının 100. yılında, soykırımının belgesi olarak kabul edilen ve şu anda yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olan Kamp Armen'de, savaş, soykırım, milliyetçilik ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet arasındaki ilişkileri konuşmayı önemli bulduk. Bu sebepten, Kamp Armen’deki trans/natrans kadın direnişçilerle ve Kamp Armen'in havasıyla, suyuyla temas etmenin; oradaki tarihe, hafızaya dokunabilmenin, birbirimizle iletişimimizde ve deneyim paylaşımımızda büyük katkısı olacağını düşündüğümüzden, 19 Eylül tarihinde, Mor Muhabbet'i Beyhan Demir ve Ayşegül Altınay’ın katılımıyla, Kamp Armen'de gerçekleştirdik.

Kamp Armen'in direniş hikayesini, ''Kamp Armen :Tarih ve Mücadeleleri, Bir Kadın Perspektifi” başlıklı konuşmasıyla Beyhan Demir'den dinledik. Demir, Kamp Armen'in tarihini ve yıkım sürecine girdiği anda örgütlenen direnişten, direniş sürecinde Kamp Armen’deki ilişkilenmelerin toplumsal cinsiyet rollerini yeniden üretmesine karşı nasıl hareket ettiklerinden ve kadına yönelik erkek şiddetini bertaraf etmeye dair atılımlarından bahsetti.

Ayşe Gül Altınay ise, "1915-2015: Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddeti Nasıl Düşünebiliriz?" başlıklı konuşmasında, militarizm ve milliyetçiliğin toplumsal cinsiyet ekseninde yarattığı kadına yönelik şiddeti, Ermeni soykırımında kadınlara yönelik cinsel şiddeti ve tüm bunların aile içi şiddetle bağlantısından bahsetti.

Her iki konuşmanın ardından, savaş, soykırım, milliyetçilik, militarizm ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet arasındaki ilişkilerin neler olduğuna ve bunları gündelik hayatlarımızda nasıl deneyimlediğimize dair verimli bir tartışma yürüttük.

Mor Muhabbet'in ardından, tesadüfen orada olan, Türkiyeli ve Ermenistanlı kadınların oluşturduğu, Beyond Borders grubunun performansını da izleme fırsatı bulduk. Muhabbetimizle paralel ilerlemiş olan bu performansla günü sonlandırmak, hepimiz için umut veren, içimizi şevk ve mutlulukla dolduran, kadın dayanışmasını ve birbirimize temas etmenin önemini bir kere daha hatırlatan bir deneyim oldu.

 
Mor Çatı’ya destek olmak için neler yapabilirsiniz?
 
Bizimle iletişime geçmek için lütfen morcati@morcati.org.tr adresini kullanın, bu maili cevaplamayın.

www.morcati.org.tr | İletişim | Twitter

Bülten listesinden çıkmak için tıklayın