E-Bülten : Ocak - Mart 2017

Bu bülteni düzgün görüntüleyemiyorsanız online versiyonu için tıklayın
NİSAN'17
MOR ÇATI BÜLTEN
8 Mart Dünya Kadınlar Günü bildirimiz: Bir kere çıktık sokağa, geri dönmek bilmeyiz!

Bundan 30 yıl önce, 17 Mayıs 1987 tarihinde, ülkede herkesi eve kapatan 12 Eylül sonrası günlerde yüzlerce kadın “Dayağa Hayır” demek için sokaklara çıktı. Türkiye’de kadınlar ilk defa kamusal alanda dayağa karşı seslerini yükselttiler, “Dayağın çıktığı cenneti istemiyoruz” dediler. Mor Çatı’nın temellerini atan Dayağa Karşı Kampanya’nın ilk ayağı olan bu yürüyüşün Türkiye’deki kadın hareketi ve erkek şiddeti ile mücadele tarihi açısından da önemi büyük.

30. yıl vesilesiyle geriye dönüp baktığımızda, bu topraklarda Osmanlı’dan beri mücadele eden adını bildiğimiz bilmediğimiz kadınları unutmadan; parçası olduğumuz mücadeleler ve kazanımlar tarihini görüyoruz. Erkek şiddetine karşı kadın dayanışmasının gücünü, feminizmin tarihini görüyoruz.

Türkiye’de gündemi meşgul eden konular sıkça değişse de biz kadınların gündemi aynı: Toplumun her alanındaki erkek egemenliği ve erkek şiddeti gündemle değişmiyor ve biz mücadele etmekten vazgeçmiyoruz. Kadınların mücadelesi, kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan Medeni Kanun'un 159. maddesini iptal ettirdi, seks işçisi kadınların tecavüze uğraması durumunda tecavüz cezasının indirilmesini öngören Türk Ceza Kanunu 438. maddesinin kaldırılmasını, evlilik içi tecavüzün bir suç olarak kabul edilmesini sağladı. Sığınakların açılmasını, ev içi şiddeti suç olarak tanımlayan bir yasanın çıkartılmasını sağladı. Biz kadınlar bu ülkede aldığımız her nefesin mücadelesini verdik.

Son yıllarda ise bin bir mücadele ile kazandığımız haklara göz dikildiğini görüyoruz. Yıllardır yan yana mücadele ettiğimiz kadın örgütleri kapatılıyor, belediyelerdeki kadın danışma merkezlerinin çalışmasını sonlandırmak kayyumların ilk işi oluyor. Kadınların şiddetten uzak hayat kurabilmeleri için gereken sosyal ve ekonomik desteklere erişim günden güne imkânsızlaşırken, aileyi merkeze alan sosyal hizmet politikalarıyla kadınlara şiddet yaşadıkları evlerine dönmeleri mesajı veriliyor. Boşanmaların engellenmeye çalışılması, erken yaşta evliliklerin teşvik edilmesi kadınların aile içine kapatılmak istendiğinin göstergesi. Erkek şiddetinin son bulmasının ön koşulu olan kadın erkek eşitliğini teşvik eden devlet politikaları yerine, “toplumsal cinsiyet adaleti” söylemi altında kadınların geleneksel rollerine hapsedilmeye çalışıldığını görüyoruz. Halbuki en iyi biz kadınlar biliyoruz: Eşitlik olmadan adalet olmaz.

Gündemin yakıcılığına karşı yine de umutsuz değiliz. Çünkü evde, işte, okulda, sokakta hayatın her alanında haksızlığa uğramanın ne demek olduğunu, hayatta kalmak için nasıl taktikler geliştirmek gerektiğini ve karanlıkta feminist politikanın bize ışık olacağını biliyoruz.

Mor Çatı’da 27 yıldır biz kadınlar birbirimizle dayanışıyor, birbirimizin deneyiminden öğreniyoruz. Bu deneyimler de bize şunu söylüyor: Bir kere çıktık sokağa, geri dönmek bilmeyiz!

 
8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü

Bu yıl 15. Feminist Gece Yürüyüşü’nde on binlerce feminist kadın İstiklal Caddesi’ni doldurduk. “Feminist Mücadelemizin Geri Dönüşü Yok!” ve “Hayatlarımıza Müdahaleye Hayır” pankartları ile yürüdük. Ayrıca dünyanın pek çok ülkesinde gerçekleşen Uluslararası Kadın Grevi’ne de ses verdik. Yürüyüşün basın metninden bir parça: İçimize korku salan, biz kadınları sokaklardan, meydanlardan, gecelerden, üniversitelerden, kamudan, iş yerlerimizden ve siyasetten tasfiye etmeye çalışan devletin ve bedenlerimize her gün kasteden erkeklerin karşısında hep birlikte dikilmekteyiz. OHAL’in yıkıcı koşullarında bile en iyi bildiğimiz şeyi yapmaktan geri durmuyor, hiç bir yere gitmiyor, direniyoruz, çünkü hayatlarımızın da mücadelemizin de geri dönüşü yok!

 
Erkek Şiddetine Karşı Mücadelemiz Sürüyor!

Mor Çatı’nın 2016 yılına ait faaliyet raporu yayınlandı. 2016 yılında da erkek şiddetine maruz kalan kadın ve çocuklarla dayanışmamızı sürdürdük. Rapora göre 2016 yılında Mor Çatı’nın dayanışma merkezine başvuran 912 kadın ve çocukla 2117 görüşme yapıldı. Kadınlar ve çocuklar bu yıl da en çok tanıdığı, bildiği, güvendiği, iletişimi ve ilişkisi olan erkeklerden şiddet gördüğünü söyledi. Buna göre, Mor Çatı’ya başvuran ve şiddet uygulayana ait bilgiler paylaşan kadınların %46’sı eşlerinden şiddet gördüklerini belirtmişlerdi. Eski eşler, partnerler ve eski partnerler, kadınların en çok şiddete maruz kaldıkları diğer erkeklerdir.

Yaşadıkları şiddeti paylaşan kadınların paylaştıkları ve anlattıkları kadarıyla görülen şiddet türleri açısından kadınlar ve çocuklar en çok psikolojik şiddete maruz kalmışlardı. Küfretmek, hakaretlerde bulunmak, aşağılamak, küçümsemek, dalga geçmek, tehdit etmek, korkutmak sıklıkla görülen psikolojik şiddet biçimlerindendi. Sırasıyla fiziksel, cinsel ve ekonomik şiddet en çok rastlanan diğer şiddet türleridir. Verilen oranlar kadınların paylaştıklarıyla sınırlandığından bazı şiddet türlerinin gerçek oranlarını bilememekteyiz. Örneğin cinsel şiddeti anlatmak güç olduğundan kadınlar bu bilgileri paylaşmaktan çekinebilmektedir.

Yaşadıkları şiddet sebebiyle Mor Çatı’ya başvuran 912 kadın ve çocuğa psikolojik, sosyal ve hukuki destekler verilerek erkek şiddetinden uzaklaşmaları doğrultusunda birlikte mücadele verilmiştir.

 
Gönüllü Ağımız Büyüyor

Mor Çatı’nın yıllardır kadınlarla dayanışma kurarak elde ettiği bilgiyi aktarmak, kendimizi konuşup birlikte güçlenmek için bir kez daha gönüllü atölyesinde bir araya geldik.

Mor Çatı gönüllüsü olmak isteyen kadınların bir araya geldiği gönüllü atölyemizi, 18-25-26 Şubat 2017 tarihlerinde Feminist Mekan’da gerçekleştirdik. Daha önce Mor Buluşmalar’a da katılan 23 kadınla bir araya geldiğimiz atölyenin ilk gününde, kadına yönelik erkek şiddetine yaklaşımımızı ve şiddetle mücadele eden kadınların ayrılık sonrası güçlenme süreçlerini konuştuk. Sonraki günlerde ise Mor Çatı’nın dayanışma merkezinde ve sığınağında erkek şiddetine karşı kadın dayanışmasını nasıl kurduğumuzu, kadınlar ve çocuklarla birlikte güçlenmek için hangi ilkelerle çalıştığımızı aktardık. Mor Çatı’nın yapısı, kolektif işleyişin nasıl sağlandığı ve kadın bakış açısıyla hukuk konuları üzerine de paylaşımda bulunduğumuz atölye çalışması, tüm bunları yaparken kendimizi korumak için nasıl ve neden sınır koyduğumuzu da tartışmaya imkan sağladı.

Bir sonraki gönüllü atölyesinin, önümüzdeki sonbaharda başlayacak Mor Buluşmaların ardından 2018’de gerçekleştirilmesi planlanıyor.

 
“Feminist Dayanışma ile 25 Yıl” sergisi ve “Türkiye’de Kadın Çizer Olmak” söyleşisi gerçekleşti 

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın 25. kuruluş yıldönümü vesilesiyle hazırlanan “Feminist Dayanışma ile 25 Yıl” kitabının sayfalarından örnekler ve kitapta yer alan çizimlerin orijinalleri, kitapla aynı adı taşıyan sergiyle 10-26 Mart 2017 tarihlerinde Kadıköy Belediyesi Karikatür Evi Sergi Salonu’nda ziyaretçilerle buluştu.

Berna Ekal ve Ülfet Taylı tarafından yayına hazırlanan “Feminist Dayanışma ile 25 Yıl” kitabı Kasım 2016’da yayınlandı. Kitap Mor Çatı’nın ve erkek şiddetiyle mücadelenin yakın tarihini Mor Çatı’ya emek veren kadınların tanıklıkları, bu sürece ışık tutan belgeler, gazete kupürleri, afişler ve Ayşen Baloğlu, Eda Oral Nuhoğlu, Gülay Batur, İpek Özsüslü, İrem Öker, Özlem Çelik, Rana Mermertaş, Semra Can ve Sibel Bozkurt’un çizgileriyle aktardı. Ziyaretçiler sergide kitabın basılı sayfaları ile kitapta kullanılan orijinal çizimleri yan yana görme ve kitabı edinme fırsatı buldular.

Sergi kapsamında, kitabın çizerlerinden Ayşen Baloğlu, Gülay Batur, Eda Oral Nuhoğlu ve Özlem Çelik'in konuşmacı olduğu "Türkiye'de Kadın Çizer Olmak" adlı söyleşi de 12 Mart Pazar günü yine Karikatür Evi Sergi Salonu’nda gerçekleşti. İzleyicilerin yoğun ilgi gösterdiği ve aktif olarak katıldığı söyleşide konuşmacılar uzun yıllara dayanan mesleki deneyimlerinden yola çıkarak, mizahın erkek egemen dünyasında kadın olarak var olma deneyimleri, kadınların karikatür çizmeye yönelmesinin önündeki toplumsal engeller, mizahta ayrımcılıktan, kadınları ve LGBTİ’leri tek tipleştirmekten kaçınmanın önemi, bu alandaki mücadelenin kamusal ve özel alandaki geniş çaplı mücadeleyle paralelliği ve kadın dayanışmasının değerine değindiler.

 
İki Soluk Arası Dayanışmamızın Sergisi

30 kadın sanatçının Mor Çatı’ya bağışladığı eserler “İki Soluk Arası Dayanışma” Sergisi’nde izleyiciyle buluştu.

Mor Çatı daha önce farklı projeler için kadın sanatçı, illüstratör ve tasarımcılarla işbirliği yapmıştı ama ilk kez bu kadar büyük bir sanatçı grubuyla ortak bir projede buluştu. 8 Mart yaklaşırken küratör ve sanatçı Arzu Yayıntaş’ın Mor Çatı’yla dayanışmak için kadın sanatçılara yaptığı çağrıya yanıt veren 30 kadın sanatçının eserlerinin sergilendiği “ İki Soluk Arası Dayanışma” Sergisi 24 Şubat -24 Mart 2017 tarihleri arasında Zapata Moda’da gerçekleşti. 24 Şubat tarihinde yapılan sergi açılışında Mor Çatı dostlarının dayanışmasına sunulan kadın sanatçıların eserlerinin yanısıra Azra Deniz Okyay’ın yönettiği Sulukule Mon Amour filminin gösterimi gerçekleştirildi. Sergi süresince 27 orijinal eserin yanı sıra 29 eserin de kartpostalı sergilenip satıldı. Arzu Yayıntaş, Ayşecan Kurtay, Azra Deniz Okyay, Balca Ergener, Beyza Boynudelik, CANAN, Çiğdem Yılmaz, Didem Ünlü, Elif Varol Ergen, Ekin Saçlıoğlu, Fulya Çetin, Gözde İlkin, Gülçin Aksoy, Güneş Terkol, H.Berrin Simavlıoğlu, Işıl Güleçyüz, Lara Ögel, Nalan Yırtmaç, Neriman Polat, Nurcan Gündoğan, Özgür Çimen, Özlem Şimşek, Peri Demirbaş, Sevil Tunaboylu, Şafak Şule Kemancı, Tuse Tamer, Ülgen Semerci, Yasemin Özcan, Yeşim Ağaoğlu, Zeyno Pekünlü’nün eserlerinin yer aldığı sergiden elde edilen gelir Mor Çatı’nın dayanışma merkezi ve sığınağına başvuran kadın ve çocuklara psikolojik, hukuki ve sosyal destek verilmesine katkı sağlayacak. Kartpostal satışı sergi sonrasında da Mor Çatı Dayanışma Merkezi’nden ve Morhipo’dan devam ediyor. 

 
Kadına Yönelik Şiddeti Önlemede Önemli Bir Başlangıç: Veri Toplama ve Yönetim Modellerine Karşılaştırmalı Bakış 

Mor Çatı’da Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu desteğiyle yürütmekte olduğumuz “Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde Önemli Bir Başlangıç: Veri Toplama Modeli Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması” projesi kapsamında Ocak ayında Veri Toplama ve Yönetim Modellerine Karşılaştırmalı Bakış isimli bir rapor yayınladık. Bu raporda Türkiye’de şimdiye kadar çok çalışılmamış bir meseleyi ele aldık ve öncelikle Türkiye’den ve çeşitli ülkelerden kadına yönelik şiddet alanında faaliyet gösteren kadın örgütlerinin şiddete uğrayan kadınlar ve çocuklarının güvenliği ve ihtiyaçlarıyla ilgili takipleri yapabilmek için hangi verileri toplamaya ihtiyaç duyduklarını saptamaya çalıştık. Ancak hangi verileri topladıkları kadar önemli bir diğer konu bu verilerin nasıl saklandığı ve nasıl işlendiğiydi. Bu sebeple raporda kadın örgütlerinin kullandığı teknik/teknolojik altyapıların çeşitlerini ve en önemlisi veri toplama ihtiyacı ile başvuranların gizliliği ve güvenliği arasında denge kurmak ve veri tabanının güvenliğini sağlamak için benimsedikleri ilkeleri ve yöntemleri derledik. Bu çalışma bize kadına yönelik şiddet üzerine yapılan araştırmalar ve kamu kurumlarının sunduğu istatistikler dışında bu alana dair bilginin ana kaynağının kadın danışma/dayanışma merkezleri ve sığınaklar olduğunu bir kez daha gösterdi. Kurumsal olarak güçlenmek ve şiddete uğrayan kadınların ihtiyaçlarını daha iyi tanımlamak, mevcut uygulamalar, politik yaklaşımlar ve hukuki çerçevelerdeki eksiklikleri ve yanlışları tespit etmek ve şiddetin önlenmesinin yollarını araştırmak için toplanan verinin sistemli bir biçimde tutulması ve işlenmesinin önemini vurgulamaya çalıştık. Raporda ayrıca ulusal ve uluslararası ölçekte kadına yönelik şiddetin önlenmesiyle ilgili politika üretilmesinde veri toplamanın neden önemli olduğunu, şiddeti sonlandırmaya yönelik çalışmalara sunacağı katkıları, devletlerin ve ve özelikle kadın yönelik şiddet alanında faaliyet gösteren devlet kurumlarının veri toplama konusundaki sorumluluklarını ve çalışmalarını da özetlemeye çalıştık. Bu çalışmamızın kadın örgütleri ve hak savunucularına veri toplama alanında katkı sağlamasını umuyoruz.

Rapora ulaşmak için: http://www.morcati.org.tr/tr/yayinlarimiz/izleme-raporlari/403-kadina-yonelik-siddeti-onlemede-onemli-bir-baslangic-veri-toplama-ve-yonetim-modellerine-karsilastirmali-bakis 

 
Kadına Yönelik Şiddet Alanında Çalışan Avukatlara Yönelik Bilgi ve Deneyim Paylaşım Atölyesi Düzenledik

Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı’nın katkısıyla yürüttüğümüz “Kadın Sığınakları ve Dayanışma Merkezi Kurultayı’nın Güçlendirilmesi ve Avrupa ve Türkiye’deki Kadın Örgütleri Arasında Ev İçi Şiddete İlişkin İyi Deneyimlerin Paylaşılması” projesi kapsamında, Kadın Dayanışma Vakfı ortaklığıyla, 14-15 Ocak 2017 tarihlerinde Ankara’da ”Kadına Yönelik Şiddet Alanında Çalışan Avukatlara Yönelik Bilgi ve Deneyim Paylaşım Atölyesi” düzenledik.

Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Çanakkale, Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Urfa ve Van’dan avukatların katılımıyla düzenlenen atölyenin ilk gününde şiddet başvurusu alan avukatlar için pratik bilgiler, CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu), adli yardım, başvurulabilecek kurumlar üzerine; “6284 Sayılı Kanun uygulamaları ve yaşanan sorunlar; “Kadına yönelik ev içi şiddet ile mücadelede Medeni Kanun kapsamında kadın haklarının değerlendirilmesi: Boşanma-mal rejimi davaları, ortak velayete ilişkin güncel Yargıtay kararlarına bakış”, “Son Yargı Kararları ve Yasal Düzenlemeler ışığında Cinsel Suçlar”, “Cinsel Suçlarda Kadınların Başvurabilecekleri Hukuki Yollar, Adli Tıp Süreci, Mevcut Uygulamaların Değerlendirilmesi” başlıklarında bilgi ve deneyim paylaşımları yapıldı.

Programı oldukça yoğun olan atölyenin ikinci gününde ise, uluslararası hukuk mekanizmalarına başvurularda pratik bilgiler, kadına yönelik şiddet başvuruları: AİHM ve CEDAW Komitesi/emsal kararlar, yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında temel bilgiler, kadın ticareti ve kadın Ticareti ile Mücadele sığınağı deneyimi, kadına yönelik şiddet alanında çalışan avukatlarda üstlenilmiş/ikincil travma süpervizyonunun önemi konuşuldu.

Kadına yönelik şiddet konusunda çeşitli kurum ve merkezlerde çalışırken aynı zamanda kadın örgütlerine de gönüllü olarak destek vermekte olan avukatların katılımıyla gerçekleştirilen ve oldukça verimli geçen atölye çalışmasının, kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin güçlendirilmesine katkıda bulunduğunu umuyoruz.

 
İl Koordinasyon Toplantısına Katıldık

İl Koordinasyon toplantılarının üçüncüsü 27.01.2017 tarihinde, İstanbul ŞÖNİM tarafından hazırlanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede İstanbul İl Eylem Planı (2017-2020) taslağı üzerine, planı uygulayacak ve izleyecek kurumların görüş ve değerlendirmelerinin alınması gündemi ile yapıldı. Kadına yönelik şiddetle mücadelede plan yapabilmek için öncelikle sahada ortaya çıkan çok önemli yasal ve uygulama aksaklıklarının tespit edilmesinin gerektiğini, ancak sorunların doğru tespiti ile doğru çözümlere ulaşılabileceğini söylemek ve bu sorunları belirtmek üzere toplantıya katıldık.

Nitekim gerek toplantıda gerekse daha sonra ilettiğimiz yazılı değerlendirmemizde, kadınlarla çalışan ve kadına yönelik şiddet alanında izleme yapan diğer kadın örgütlerinin İl Koordinasyon Kurulu’na dahil edilmesinin önemini vurguladık. ŞÖNİM’in İstanbul’un iki yakasında da bulunması ve 7/24 esasına göre çalışması gerektiğini, danışma merkezleri açılmasının gerekliliğini, kadınların sosyal desteklere erişimlerinin sağlanması ve teşvik edilmesi gerektiğini belirttik. OHAL uygulamaları nedeniyle kadına yönelik şiddetle mücadele ile yükümlü kamu kurumlarının, gelinen yetersiz noktadan bile geriye düşmekte olduklarını, karakolların sığınağa gönderilecek kadınları saatlerce beklettiğini, ŞÖNİM’in gece başvuru almadığını, sığınağa kabuller konusunda Valilik onayı almak gerektiğini, Emniyet ve Bakanlık kadrolarında KHK’larla yapılan değişiklikler sonucu, belli bir noktada bile olsa deneyim kazanmış personelin çoğunun artık bulunmadığını, hakim yokluğu nedeniyle davaların uzun sürdüğünü ve bu durumun kadınları haklarını kullanmaktan bezdirdiği ve caydırdığını ekledik.

Sonuç olarak da faaliyetlerin planlandığı şekilde ilerleyip ilerlemediğini, takip etmek ve tartışmak üzere kurulacak Teknik Kurula katılmak istediğimizi ifade ettik.

 
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nu Ziyaret Ettik

3 Ocak 2017'de Kadın Dayanışma Vakfı ile birlikte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) ve TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nu (KEFEK) ziyaret ederek kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki çalışmalarımızı ve güncel sorunları paylaştık.

Ziyarette, içinde bulunduğumuz Olağanüstü Hal koşulları nedeniyle uygulamalarda yaşanan sıkıntıları ilettik.  İstanbul ve Ankara’da doğrudan tanıklıklarımız ve diğer illerden aldığımız bilgilere dayanarak, özellikle kadınların sığınağa yerleştirilmesi sürecinde geçici acil durumlar için prosedürü hızlandıracak çözümler talep ettik.

Ziyarette, kayyum atanan belediyelerin kapatılan kadın danışma merkezlerinde kadınların bilgilerinin gizliliğinin korunamaması, belediyelerin sığınak açmalarının teşvik edilmesi ve kısa vadede kadın danışma merkezi açmaya yönlendirilmeleri gerektiği, Çocuk İzlem Merkezleri'nin çocuk istismarı vakalarında randevu usulüyle çalışmasının yarattığı sorunlar ve Ankara’daki kadın ticareti ile mücadele sığınağının kapatılmasını da dile getirdik.

KSGM Genel Müdürü ve KEFEK üyeleri, kurumları tarafından yapılan çalışmaları, İstanbul Sözleşmesi ve GREVIO ile ilgili süreçleri aktardılar; ilettiğimiz sorunları dikkate alacaklarını belirttiler.

 
Stockholm ve Viyana’da kadına karşı şiddet üzerine çalışan kuruluşları ziyaret ettik
Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı’nın katkısıyla yürüttüğümüz ”Kadın Sığınakları ve Dayanışma Merkezi Kurultayı’nın Güçlendirilmesi ve Avrupa ve Türkiye’deki Kadın Örgütleri Arasında Ev İçi Şiddete İlişkin İyi Deneyimlerin Paylaşılması” projesi kapsamında Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Kadın Dayanışma Vakfı, Ankara Yenimahalle Belediyesi, İstanbul Beşiktaş, Kadıköy ve Şişli Belediyelerinin katılımı ile İsveç ve Avusturya’da idik. Stockholm ve Viyana’da ROKS, Alla Kvinnor Hus (Bütün Kadınların Evi), Origo, Kvinnors Natwerk (Kadınlar Ağı), Frauenhauser Wien (Viyana Sığınakları), Viyana Müdahale Merkezi ve 24 Saat Kadın Acil Hattı gibi sığınak, dayanışma merkezi, acil telefon hattı yürüten kadın örgütleri ve kamu kuruluşları ile biriktirdikleri deneyimleri kendi çalışmamıza taşımak amacıyla görüşmeler yaptık. Görüşmelerimiz sonucunda, bu iki ülkenin hükümetlerinin kadına karşı şiddet konusundaki politik tutumlarının Türkiye’den ne kadar farklı olduğunu anladık. Bu iki ülkedeki yaklaşımın kadın örgütlerinin çalışmalarını nasıl kolayladığını gözlemledik. Projenin çıktısı olarak aldığımız deneyimler ile Türkiye deneyimini ve gerçekliğini birlikte düşünerek sığınak, dayanışma merkezi ve acil telefon hatları özelinde iyi örnekler rehberi hazırlamayı planlamaktayız.
 
Kıbrıs’ta “Şiddete Karşı Diren” konulu panele katıldık

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı olarak Kadından Yaşama Destek Derneği’nin Kıbrıs Türk Barolar Birliği ile yürüttüğü ‘Şiddete Karşı Diren Projesi’ kapsamında 6-7 Mart 2017de “Şiddete Karşı Diren” konulu panele katıldık. Panelin ilk gününde Yunanistan’dan Anna Karamanou, Mor Çatı’dan Perihan Meşeli, Güney Kıbrıs’tan Susana Pavlou, Kuzey Kıbrıs’tan Mine Atlı ev içi şiddete ilişkin sunumlar gerçekleştirdiler. Kuzey Kıbrıs’ta halen ev içi şiddet yasasının yürürlükte olmaması nedeniyle İstanbul Sözleşmesi’ne atıfla ev içi şiddet yasasının hayati önemi ve yasaya uygun uygulanması gerektiği vurgulandı. Ayrıca her toplumda kadına yönelik erkek şiddetinin benzer şekilde yaşanması nedeniyle kadınların yerel ve uluslararası düzeyde dayanışması ve mücadelesinin önemine vurgu yapılarak erkek egemen siyasetin kadınları ayrıştıramayacağının ve kadınların barış istediklerinin altı çizildi. Panelin ikinci gününde üniversiteli öğrencilerle flört şiddeti, dijital şiddet, ısrarlı takip konuları başta olmak üzere şiddet türlerine ilişkin deneyim paylaşımı atölyeleri yapıldı.

 
8 Mart haftasında “Kadın Cinayetlerine Karşı Konferans” için Belgrad’daydık 

Sırbistan’daki Şiddete Karşı Kadınlar Ağı’nın daveti üzerine kadın cinayetleri ile mücadelede Doğu Avrupa ülkelerinin deneyimlerini, kazanımlarını ve ihtiyaçlarını konuşmak amacıyla bir araya geldik. Yapılan sunumlarla birlikte, birçok ülkede kadına karşı şiddete ve kadın cinayetlerine karşı çalışma yapmanın yıllar içinde giderek zorlaştığı fikrinde ortaklaştığımızı gördük. Şiddete maruz kalarak/kalma arifesinde devletin önleyici ve koruyucu düzenlemelerinden faydalanma girişiminde bulunan kadınlarla çalışan aktivistler, şiddeti önlemede devlet yönetimlerinin yasal yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediklerini, bu konunun söylemlerde olsa dahi uygulamalarda bir öncelik olarak hükümet gündemlerinde olmadığını aktardı. Buna rağmen her ülkeden kadınlar mücadele ederek kazandıkları hakları bu sefer kaybetmemek için yürüttükleri kampanyaların örneklerini verdiler.

 
Mor Çatı’ya destek olmak için neler yapabilirsiniz?
 
Bizimle iletişime geçmek için lütfen morcati@morcati.org.tr adresini kullanın, bu maili cevaplamayın.

www.morcati.org.tr | İletişim | Twitter

Bülten listesinden çıkmak için tıklayın