Şiddet nedir?



Şiddet görüyorum, nereye başvurabilirim?



Şiddet görüyorum, evde hangi önlemleri alabilirim?



4320 sayılı yasa ve şiddet uygulayanı evden uzaklaştırmak



Sığınaklar neden gerekli?


Aile içi şiddetin çocuklar üzerindeki sonuçları

  Kamu Çalışanlarının
Sorumluluğu
 


Sağlık çalışanları ve şiddet



Emniyet görevlileri ve şiddet



Hukuk görevlileri ve şiddet
 


 

Şiddetin önlenmesi ve tedavisinin önünde duran engeller


Sağlık çalışanları kadına karşı şiddetin teşhis ve tedavisini uygulamaya geçirmekte neden yavaş davranmışlardır? Doktorlar, daha iyi bakım vermede, çoğunlukla, kendilerinin değil, hastalarının birer engel oluşturduğundan söz etmektedirler.Fakat, sağlık çalışanlarının kendileri problemin bir parçasını oluşturmaktadır.Afrika, Asya, Latin Amerika ve A.B.D.'de yapılan çalışmalara göre, profesyonellere ilişkin, kültürel, kişisel ve kurumsal ilginin/endişenin karmaşık bir birleşimi sağlık çalışanlarının aile içi şiddet üzerine gitmeleri için yeterlilikleri ve istekliliklerini şekillendirmektedir.Etkin şekilde konunun üzerine gidilmesinin önünde duran en büyük engellerden biri sağlık çalışanlarının teknik yetersizliği, kültürel kalıp yargılar ve olumsuz toplumsal tutumlar ve kurumsal kısıtlamalardır.

Teknik yeterliliğin ve kaynakların olmayışı
Sağlık çalışanları kadınlara maruz kaldıkları şiddet olgusu hakkında çoğunlukla soru sormazlar; çünkü kendilerini kurbanın ihtiyaçlarına cevap vermede hazırlıksız görmektedirler. Bazıları aile içi şiddeti kişiye özel bir konu olarak görür ve hastaların sorular karşısında üzülebileceğini ya da gücenebileceğini düşünürler. Başkalarına göre ise, ellerinde yardım edecek kaynak ve zaman yoktur.

Şiddet üzerine özel eğitim almış doktorlar şiddet hakkında sorular soracak ve şiddete maruz kalmış kadınların ihtiyaçlarına cevap vermede kendilerini yeterli göreceklerdir. Bütün dünyadaki sağlık çalışanı yetiştiren okulların çoğunda şiddet konusuna ya hiç yer verilmemekte ya da çok az yer verilmektedir. Örneğin, A.B.D'.de yapılan bir çalışmada sağlık çalışanlarının üçte ikisinin aile içi şiddet üzerine hiçbir eğitim almadığı saptanmıştır.Bu durum bizde de aynıdır. Bu konudaki eğitim ancak son yıllarda eğitim programlarında kısıtlı oranda yer almaya başlamıştır.

Sağlık çalışanları, toplumda yer alan istismar konusunda, tipik olarak, aynı kültürel değerleri paylaşmaktadırlar. Bu nedenle, bazı kadınların istismarı hak ettiklerini veya kadının erkek için her zaman cinsel olarak hazır olması gerektiğini düşünebilirler. Bu kişiler, ayrıca, aile içi şiddet ve cinsel saldırının sadece yoksul kadınlar ve belli etnik ya da dini geçmişe sahip kadınların yaşadığı bir durum olduğunu düşünürler. Böyle tutumlar, bakım için başvuran kadınlara anlayışla ve ilgiyle yaklaşmayı engellemektedir.

Eşin şiddet uygulamasının kabul edilen bir durum olmadığı kültürlerde bile hırpalanmış kadınlar hakkındaki olumsuz sosyal tutumlar çoğunlukla derinlere işlemiştir ve üstesinden gelinmesi zordur. Bu inançlar, kadının samimiyetini ya da duruma ilişkin sorumluluğunu ölçerken de etkisini göstermektedir. Örneğin, doktorlar önyargılı tutumlarını "Hırpalanmış bir kadın size ne duymak istiyorsanız onu söyler." ve "Şiddete maruz kalan kadınların durumlarıyla ilgilenmek zordur. Böyle bir durumdan tam olarak kendini sıyıramamış kadınların durumunu kabul etmekte zorlanıyoruz" şeklinde cümlelerle göstermektedir.

Şiddet kurbanları ile çalışan doktorlar çoğunlukla, yaptıkları işin kurumları ve meslektaşları tarafından diğer tip klinik müdahalelerden daha az değerde görüldüğü düşüncesindedirler. Sağlık birimlerinde istismara yönelik düzenlenmiş pek çok program kendilerini bu konuya adamış kişilerin çalışmalarıdır ve ne yazık ki başlatılan bu çalışmalar nadiren kurumun politikası haline gelmektedir. Anahtar konumundaki bu liderlerin kurumdan ayrılmaları ile pek çok program ivme kaybetmekte ve hatta sona ermektedir.

Yasal sorumluluk ve ilgi sağlık çalışanlarını istismar kurbanları için daha fazlasını yapmalarının önünde duran başlıca problemlerdir. Bazı ülkelerde, sağlık çalışanları tecavüze ya da başka şekilde istismara uğramış kadınları muayene etmekten çoğunlukla kaçınmaktadır. Çünkü mahkemede şahitlik yapmaktan kaçınmaktadırlar. Diğer ülkeler sağlık bakımı çalışanlarının çocuk istismarı ve bazen de yetişkin kadınların istismarını bildirmelerini öngören kanunlar kabul edilmiştir. Ancak istismara uğramış yetişkinler için böyle kanunlar genellikle amaçlarına ters düşmektedir, çünkü kontrolü istismara uğramış kadının elinden alır, güvenliklerini tehlikeye sokar ve sonuçta eşinin tutuklanabileceği korkusu ile sağlık kurumlarına başvurmaları olasılığını azaltmaktadır.

Bürokratik boşluklar ya da sağlık ve suç adalet sistemleri arasındaki koordinasyonsuzluk nedeniyle kadınların ihtiyaçları çoğunlukla göz ardı edilmektedir. Bazı ülkelerde, doktorların tecavüze uğramış ya da hırpalanmış kadınları, mahkeme ya da polis izni olmadan tedavi etmek yasaktır. Başka ülkelerde de, sadece mahkemece tayin edilen adli tıp doktorlarının söz konusu suçun kurbanlarını muayene etmeye izni vardır.Örneğin Zimbabwe'de, tecavüze uğramış bir kadın bir devlet kurumunda görevli doktoru görebilmek için üç ya da daha fazla gün beklemek zorundadır. Bu doktorlar, tecavüz ya da saldırı vakalarını belgelemekle görevli olan yegane doktorlardır. Bu süre içinde fiziksel delillerin büyük bir kısmı kaybedilebilir. Orta Amerika ülkeleri, Hindistan ve Peru'yu içine alan başka bazı ülkelerde de bu durum söz konusudur.

Bir çok yerde sevk etme hizmetlerinin bulunmayışı, sağlık çalışanları ve bu hizmetler arasındaki koordinasyon eksikliği kadınların gebelikten acilen korunma ve CYBH taraması gibi işlemlerin de dahil olduğu gerekli tıbbi bakımı almaktan alıkoymaktadır.

Kaynak: Cinsiyete Dayalı Şiddet Olgularına Sağlık Personelinin Yaklaşımı, İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı, 2005