Şiddet nedir?



Şiddet görüyorum, nereye başvurabilirim?



Şiddet görüyorum, evde hangi önlemleri alabilirim?



4320 sayılı yasa ve şiddet uygulayanı evden uzaklaştırmak



Sığınaklar neden gerekli?


Aile içi şiddetin çocuklar üzerindeki sonuçları

  Kamu Çalışanlarının
Sorumluluğu
 


Sağlık çalışanları ve şiddet



Emniyet görevlileri ve şiddet



Hukuk görevlileri ve şiddet
 


 

ŞİDDETE MARUZ KALAN OLGULARDA İŞ AKIŞ ŞEMASI

Şiddete maruz kalan kadına yönelik çalışmaların en büyük özelliği multidisipliner yani bir çok farklı meslek dalından ve uzmanlık alanından olan profesyonellerin birlikte çalışmalarıdır. Şiddet olgularında olaya maruz kalan kadının medikal, hukuksal, psikolojik ve sosyal açıdan desteklenmesi ve ortaya çıkan gereksinmelerine cevap verilmesi gerekmektedir. Bu açıdan tıp doktorları, hukukçular, psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları birlikte çalışmak ve takım çalışması içersinde tanı, tedavi ve diğer gereksinmelerine cevap vermek zorundadır. Tıp açısından yaklaşımda da bir çok farklı uzmanlık alanındaki hekimelere düşen iş olduğu görülmektedir.Uygulanan şiddetin türü, vücut bölgesi ve etkileri bu değişkenliğin belirlenmesinin kriterleridir.

Olgunun ilk başvurusunda acil hekimleri ile aile hekimleri hastayı ilk gören hekimler olmaktadır. Eğer başvuru hastaneye değil sağlık ocağına yapılmışsa bu durumda hastayla ilk görüşmenin pratisyen hekimler tarafından da yapıldığı görülmektedir. Büyük oranda ilk aşamada hastayı yukarıda belirtilen hekim grubu görmekteyse de bazı durumlarda dahiliye, genel cerrahi veya jinekologlarında hastayı ilk gören hekimler olabileceği akıldan çıkartılmamalıdır.

İlk muayenede hastaya fiziksel veya cinsel şiddet uygulandığı şüphesi varsa o zaman formun doldurulması ve tüm bilgilerin detaylı olarak buraya aktarılması gerekmektedir. Bundan sonraki adım gerekli olan ihtisas dallarındaki uzmanlara başvurarak konsültasyon istemektir. Bu aşamada psikiyatrist, dahiliye, genel cerrahi, enfeksiyon hastalıkları uzmanı, jinekolog ve ortopedistten görüş almak önemlidir.

Yapılan muayeneler ve tetkiklerden sonra hastanın şiddete maruz kaldığı teşhis edilmişse o zaman vakit geçirmeden adli raporun düzenlenmesi gerekmektedir. Çünkü adli rapor tıbbi rapordan farklı olarak hastada maruz kaldığı şiddetin vücudunda yarattığı hasarı tespit eden bir rapordur. Adli rapor hastanın daha sonraki hukuksal süreçte maruz kaldığı şiddeti yargıya ispat edebileceği tek delil olarak çok büyük öneme sahiptir. Yargı aşamasına gelene kadar geçen sürede yaraların iyileşmesi yüzünden sadece sözlü beyana dayalı olarak durumunu anlatabilecek hastanın adli raporu durumunu gösteren bilimsel ve objektif bir belge olarak en büyük yararı sağlayacaktır. Bu açıdan adli raporun vakit geçirmeden, prosedürüne uygun titizlikle ve detaylı olarak hazırlanması gerekmektedir. Ülkemizde yeterli sayıda adli tıp uzmanı olmadığından bu görev adli hekimlik görevini üstlenmiş diğer hekim arkadaşların da sorumluluğunda olabilmektedir. Özel durumlar dışında bilirkişi olarak seçilmiş olan hekimlerin bu görevi reddetme boyutu bulunmamaktadır.

Bundan sonraki süreçte yargının görevi başlamaktadır. Avukatlardan hukuksal destek almakta buradaki en önemli adımlardan birisidir. Ayrıca bundan sonraki yaşamının düzenlenmesinde, yaşayacağı yerin organizasyonundan iş boyutuna kadar tüm problemlerde sosyal hizmetler devreye girmeli ve destek ile yol gösterici olmalıdır. Sivil toplum kuruluşları bu konuda önemli bir boşluğu kapatabilmek için uğraş veren organizasyonlardır. Hizmet verme sürecinin yanı sıra toplumu konu hakkında bilgilendirmek ve duyarlılık oluşturmakta sivil toplum kuruluşlarının önemli görevleri arasındadır.